içinden ile cümle
içinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu hava güney-batıdan gelir. Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.Потоки воздуха идут с юго-запада, с океана, и устремляются в сторону Индии.
Bu karmaşık bir konudur. Ama bu konunun karmaşıklığının içinden nasıl çıkarız?Jak se ale v té složitosti můžeme vyznat?
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.C'è una specie di piatto caldo da cui esce acqua calda.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Dit lijkt wel een soort kookplaat waar bronwater uitkomt.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Egy elég bizarr forró lemez ez, melyből a forrásvíz előtör.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Este un fel de placă fierbinte amuzantă din care iese apă din horn.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Gorąco jak w piecu, przez wodę z kominów.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Hay como un tipo curioso de plato caliente con agua del orificio saliendo de él.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Hier ist eine lustige heiße Platte, an der heißes Wasser ausströmt.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Il y a ici une drôle de plaque chaude avec de l'eau de conduit qui en sort.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.여기엔 열수가 분출되는 특이한 모양의 구멍들이 많이 있습니다.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Tady je vtipná, jakási vařící konvice s vyvěrající vodou.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Tu je vtipný druh horúcej platne s vyvierajúcou vodou.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Với lỗ thông nước được chảy ra từ 1 loại tấm nóng
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Υπάρχει ένα αστείο είδος ματιού εδώ με το νερό της πηγής να βγαίνει έξω από αυτό.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Тук има едно странно горещо блюдо, от което излиза гореща вода.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.Тут же есть что-то вроде забавной горячей тарелки с потоком вырывающейся воды.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.יש פה סוג מוזר של צלחת חמה עם ארובה יוצאת ממנה.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.هناك نوع مضحك من صفيح ساخن هنا يتنفس مياه قادمة من داخله.
Bu komik bir tür sıcak levha, içinden sıcak menfez suyu çıkıyor.これらは全てワームの住処なのです
Bu kredi sigortasının karşılığında, şu alacağınız %10'un içinden %1'lik kısmı biz alırız.'Credit Default Swap aufzusetzen und was das im wesentlichen ist - ist eine Art Versicherung.
Bu kredi sigortasının karşılığında, şu alacağınız %10'un içinden %1'lik kısmı biz alırız.'これらの10%の金利の中から、 1%を与えてくださいと彼らは言います。 時々それは、金融用語で100ベーシスポイント(1%)と呼ばれ、
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Este vorba despre aducerea noilor discipline în această cutie cât este despre scoaterea teatrului din tipare.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Het gaat evenzeer over het in de doos halen van nieuwe disciplines als over theater uit de doos te halen.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.상자 밖에서 공연하는 것 만큼, 이 상자 안에는 새로운 규칙을 가져다 넣어야 합니다.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.La questione è portare nuove discipline in questa scatola, tanto quanto portare il teatro al di fuori di essa.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Nó cũng giống như việc đưa 1 trật tự mới vào trong chiếc hộp này và đưa kịch vượt qua những giới hạn của nó.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Se trata tanto de traer nuevas disciplinas dentro de esta caja como de quitar el teatro de su caja.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Włączanie nowych dyscyplin w ramy teatru jest równie ważne, jak uwalnianie teatru z jego ram.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.Равно тому, как в эту коробку вносятся новые направления, театр выносится за пределы своей коробки.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.זה על להביא רעיונות חדשים בתוך הקופסה כמו שזה להוציא את התאטרון מחוץ לקופסה.
Bu kutunun içine yeni disiplinler getirmek kadar kutunun içinden tiyatro çıkarmak ile ilgiliydi.演劇を枠組みから取り出すということです 私は大道芸人をしていて 人は皆分かり合いたいのだと学びました
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.(98:7) В столпе облачном говорил Он к ним; они хранили Его заповеди иустав, который Он дал им.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Dari tiang awan Ia berbicara kepada mereka, mereka taat kepada semua hukum dan perintah-Nya
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.El le -a vorbit din stîlpul de nor; ei au păzit poruncile Lui şi Legea, pe care le -a dat -o El.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.En columna de nube hablaba con ellos; y ellos guardaban sus testimonios y el estatuto que les había dado
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Er redete mit ihnen durch eine Wolkensäule; sie hielten seine Zeugnisse und Gebote, die er ihnen gab.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Hij sprak met hen in de wolkkolom; zij hebben altijd gedaan wat Hij zei. Zijn woord was voor hen wet.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.I en skystøtte talte han til dem; de holdt hans vidnesbyrd og den lov han gav dem.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Il leur parla dans la colonne de nuée; Ils observèrent ses commandements Et la loi qu`il leur donna.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.I molnstoden talade han då till dem; de höllo hans vittnesbörd och den lag som han gav dem.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.i Skystøtten taler han til dem, de holder hans Vidnesbyrd, Loven, han gav dem;
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.여호와께서 구름 기둥에서 저희에게 말씀하시니 저희가 그 주신 증거와 율례를 지켰도다
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Na coluna de nuvem lhes falava; eles guardavam os seus testemunhos, e os estatutos que lhes dera.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Ngài ở trong trụ mây phán với họ : Họ giữ các chứng_cớ Ngài , Và luật_lệ mà Ngài ban cho .
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Ngài ở trong trụ mây phán với họ: Họ giữ các chứng cớ Ngài, Và luật lệ mà Ngài ban cho.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Parlava loro da una colonna di nubi: obbedivano ai suoi comandi e alla legge che aveva loro dato
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.V oblakovem stebru jim je govoril; hranili so pričevanja njegova in postavo, katero jim je dal.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.V oblakovom stĺpe hovorieval k nim; ostríhali jeho svedoctvá a jeho ustanovenie, ktoré im dal.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.V sloupu oblakovém mluvíval k nim; kteřížto když ostříhali svědectví jeho, i ustanovení jim vydal.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.W słupie obłokowym mówił do nich; a gdy strzegli świadectw jego i ustaw, które im podał,
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Εν στυλω νεφελης ελαλει προς αυτους εφυλαξε τα μαρτυρια αυτου και τα προσταγματα, τα οποια εδωκεν εις αυτους
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.В облачния стълб Той им говореше; Те опазиха сведетелствата Му И повеленията, които им даде.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.בעמוד ענן ידבר אליהם שמרו עדתיו וחק נתן למו׃
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.بعمود السحاب كلمهم. حفظوا شهاداته والفريضة التي اعطاهم.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.他 在 雲 柱 中 對 他 們 說 話 . 他 們 遵 守 他 的 法 度 、 和 他 所 賜 給 他 們 的 律 例
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.他 在 雲柱 中對 他 們說話 . 他 們 遵守 他 的 法度 、 和 他所賜給 他 們的 律例
Bu membran, yani ATP sentetaz tüm moleküllerin içinden geçmesine izin vermez, seçici geçirgendir.ATP 생성효소가 있는 이 생체막은 아무 분자나 통과하도록 내버려두진 않습니다
Bu membran, yani ATP sentetaz tüm moleküllerin içinden geçmesine izin vermez, seçici geçirgendir.Esta membrana, esta sintasa ATP, no va a dejar a ninguna molécula atravesarla.
Bu membran, yani ATP sentetaz tüm moleküllerin içinden geçmesine izin vermez, seçici geçirgendir.Ini membran, ATP synthase ini, tidak akan membiarkan hanya setiap molekul untuk pergi melalui itu.
İlgili Sayfalar