Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bana içinde yağ olan metal kovayı ver.Give me the metal bucket with the oil in it.
Bu elbisenin içinde güzel görünüyor muyum?Do I look beautiful in this dress?
Onlar Rachel'i büyük acı içinde buldular.They found Rachel in great pain.
Bir gün içinde onlar Fransadaydı.Within one day, they were in France.
Onlar onun grup içinde en iyi yazar olduğunu söylediler.They said he was the best writer in the group.
Kızılderililer ile barış içinde yaşamak istediler.They wanted to live in peace with the Indians.
O, bir ay içinde ölecekti.He would die within a month.
Saatler içinde, diğer bankaların çoğu kapanmak zorundaydı.Within hours, many of the other banks had to close.
Savaşın ilk birkaç saati içinde, Birlik güçleri kazanıyorlardı.In the first few hours of the battle, Union forces were winning.
Bir hafta içinde, Avrupa'nın çoğu savaştaydı.Within a week, most of Europe was at war.
Tokyo günler içinde teslim oldu.Tokyo surrendered within days.
Lusitania 18 dakika içinde battı.The Lusitania sank in 18 minutes.
Saatler içinde, dünya haberi öğrendi.Within hours, the world knew the news.
Duvarların içindeki askerler iyi korunuyordu.Troops inside the walls were well protected.
Bir yıl içinde, borsa düştü.Within one year, the stock market collapsed.
Truman, Beyaz Saray'a dakikalar içinde ulaştı.Truman arrived at the White House within minutes.
Bir hafta içinde teröristler dağlardan inecekler.The terrorists will come down from the mountains in a week.
Beni döngü içinde tutun.Keep me in the loop.
Bugün kötü ruh hali içindeyim.I'm in a bad mood today.
Bu işi bir gün içinde tamamlayamayız.We cannot complete this work in a day.
Gelecek dört yıl içinde, 15 milyar euro biriktirilmeli.In the next four years, €15,000,000,000 must be saved.
Önümüzdeki dört yıl içinde €15,000,000,000 biriktirilmeli.In the next four years, €15,000,000,000 must be saved.
Halk içinde konuşmaktan korkmayın.Don't be afraid of public speaking.
Kutunun içinde taze ekmek var mıydı?Was there fresh bread in the box?
Boğazıma kadar onun içindeyim.I'm up to my neck in it.
Evimin içinde iki tane zombi var.There are two zombies inside my house.
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
Toplantı, kısa bir aradan sonra iki saat içinde tekrar toplanacak.The meeting will reconvene in two hours after a brief recess.
Bu, onların içinde yaşamış oldukları ev.That's the house they were living in.
Bu, otuz yıl içinde en kuru altı ay oldu.This has been the driest six months in thirty years.
O, ülkeyi altı ay içinde terk ediyor.She's leaving the country in six months.
Onun ölümünün 24 saati içinde onu yakarak kül haline getirdi.She cremated him within 24 hours of his death.
O şaşkınlık içinde ona baktı.She stared at him in astonishment.
Ben bir saatlik süre içinde bu görevi bitirebileceğime bahse girerim.I bet that I can finish this task in an hour's time.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır - ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year - spring, summer, fall, and winter.
Sinek, telsiziyle "ben çorbanın içindeyim." diye bildirdi."I am in the soup," reported the fly through its walkie-talkie.
Hazır olsan da ya da olmasan da, sınav on dakika içinde başlar.Ready or not, the exam begins in ten minutes.
Hazır olsanda olmasanda sınav on dakika içinde başlar.Ready or not, the exam begins in ten minutes.
Hazır ol ya da olma, beş dakika içinde sahnede olmamız gerekiyor.Ready or not, we have to be on stage in five minutes.
Doktor bir dakika içinde burada olacak.The doctor will be here in a minute.
Kayıp çocuk iki gün içinde bulundu.The missing child was found in two days' time.
Üç sırtlan birbirlerini ikna etmeye çalışarak bir daire içinde oturdu.The three hyenas sat in a circle, reasoning with one another.
Ailenin içinde genellikle nasıl konuşursun?How do you usually speak in your family?
Hayat içinde döndüğüm mezardır.Life is the grave in which I'm turning.
O benim yetki alanımın içinde değil.That is outside my purview.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Yaklaşık bir saat içinde uyuyacağım.I'm going to sleep in about an hour.
Alışverişe gitmeliyim; bir saat içinde dönerim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Yaya, otuz dakika içinde ulaşacaksın.On foot, you'll arrive within thirty minutes.
O kutunun içinde birçok kitap vardı.There were many books inside of that box.
O çocuk kısa süre içinde çok büyüdü.That child grew a lot in a short amount of time.
Bir bütün olarak tanımadan bir hatayı tekrarlamak hepsinin içinde en büyük hatadır.Repeating a mistake without recognizing it as one, is the biggest mistake of all.
Kafamın içinde yoğun bir ağrı vardı.There was an intense pain in my head.
Yazıcının içinde bir kağıt parçası sıkıştı ve artık çalışmıyor.A piece of paper got jammed in the printer and now it doesn't work.
İki ay içinde herkesi görün.See everyone in two months.
Tom masanın üzerindeki yemeği birkaç dakika içinde yemiş.Within a few minutes, Tom had eaten up all the food on the table.
Tom ormanın içinde sessizce yürüdü.Tom walked silently through the forest.
Tom yoksulluk içinde yaşıyor.Tom lives from hand to mouth.
Tom bugün kötü bir ruh hali içinde.Tom is in a bad mood today.
Tom bu sabah kötü bir ruh hali içinde.Tom is in a bad mood this morning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod