Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onu on dakikadan daha az süre içinde yapabilirim.I can do that in less than ten minutes.
Barış içinde gelirim.I come in peace.
Onlar gökevinin içinde öpüştü.They kissed inside the planetarium.
Bilgi içinde boğulduk ama bilgiye susadık.We drown in information but thirst for knowledge.
Uzun süre içinde o şarkıyı duymadım.I haven't heard that song in a long time.
Üç gün içinde duş yapmadım.I haven't taken a shower in three days.
Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.I know Tom is in lots of trouble.
Kısa bir süre içinde kimse Tom'u görmedi.No one's seen Tom in a while.
İki hafta içinde görüşürüz.See you in two weeks.
Bir saat içinde tamam olmalıyım.I should be done in an hour.
Bir saat içinde orada olmalıyım.I should be there in an hour.
O, şakacı bir ruh hali içinde görünüyordu.She sounded in a jocular mood.
Öğretmen üç ay içinde hepimizi akıcı Fransızca konuşturacağını iddia etti.The teacher claimed that he'd have us all speaking fluent French in three months.
Birkaç gün içinde iptal edeceğim.I'm going to cancel in a couple of days.
Karatavuk çimin içinde küçük kırmızı bir solucan buldu.The blackbird found a little red worm in the green grass.
Bize yardım etseydin bu karışıklığın içinde olmazdık.We wouldn't be in this mess if you had helped us.
Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.You'll be able to drive a car in a few days.
Doktor gelinceye kadar acı içinde yattı.He lay in agony until the doctor arrived.
Biraz daha bilgelikle, o, sıkıntı içinde olmazdı.With a little more wisdom, he would not have got in trouble.
Birkaç dakika içinde ayrılacağız.We will take off in a few minutes.
Söylediklerim hakkında hala şüphe içinde misin?Are you still in doubt about what I have said?
Tokyo ve Shin-Osaka arasını Hikari üç saat ve on dakika içinde koşar.The Hikari runs between Tokyo and Shin-Osaka in three hours and ten minutes.
Otobüs, beş dakika içinde ayrılacak.The bus leaves in five minutes.
Otobüs on dakika içinde gelecektir.The bus will arrive within ten minutes.
Nancy beş yıldan fazla süredir ablam ile iyi ilişkiler içindedir.Nancy has been on good terms with my sister for more than five years.
İskambil oynamak kendi içinde zararlı değildir.Playing cards is not in itself harmful.
Şapka içinde komik görünüyorsun.You look funny in the hat.
Adam parçalanmış elbiseler içindeydi.The man was in rags.
O, kısa süre içinde çok büyüdü.He grew a lot in no time at all.
Bir hafta içinde işi yapmam imkansız.It is impossible for me to do the work in a week.
O, açık görüş içinde.It's in plain sight.
Bir saniye içinde sizinle birlikte olacağım.I'll be with you in a second.
Jane bir yıl içinde pek çok şey yaşadı. Ben de.Jane experienced many things in a year. So did I.
Otuz dakika içinde döneceğim böylece zamanında konserde olacağım.I'll be back in thirty minutes so I'll be in time for the concert.
Bu oda içinde çalışamayacağımız kadar çok sıcak.This room is too hot for us to work in.
Bu lastiğin içinde yeterli hava yok.This tire doesn't have enough air in it.
Parantez içindeki kelimeleri kısaltılmış şekle koyun.Put the words in parentheses into abbreviated form.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
Bir kimono içinde iyi görünüyorsun.You look good in a kimono.
O kırmızı kazağın içinde hoş görünüyorsun.You look nice in that red sweater.
Yirmi dakika içinde tekrar arayacağım.I'll call back in twenty minutes.
Yaklaşık yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes or so.
Birkaç dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in a few minutes.
Birkaç yıl önce, bizim odanın içinde az miktarda mobilya vardı.A few years ago, our room had little furniture in it.
Firefox'un bir gün içinde 8 milyon kez indirilmiş olduğunu söylüyorlar.They say that Firefox is downloaded over 8 million times a day.
Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
Doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.We must learn to live in harmony with nature.
Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.Of us all, Tom was by far the best swimmer.
Onunla iyi ilişkiler içindeyim.I am on good terms with him.
Bir hafta içinde kitabı okumayı bitireceğim.I will finish reading the book in a week.
İşi bir hafta içinde bitireceğim, yani, 5 Mayıs'ta.I'll finish the work in a week, that is, on May 5th.
İşi birkaç gün içinde bitirmem mümkün değil.I could not possibly finish the work in a few days.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
Evin içinde bir şeyin dolaştığını hissettim.I felt something move in the house.
Bavulumu toplamakla meşguldüm, çünkü iki gün içinde Fransa'ya gidiyordum.I was busy packing, because I was leaving for France in two days.
Bütün sporların içinde en çok tenisi severim.I like tennis the best of all sports.
Tüm konuların içinde en çok İngilizceyi severim.I like English the best of all the subjects.
Tüm hayvanların içinde en çok kedileri severim.I like cats best of all animals.
Masaru bir saat içinde işi bitiremez, değil mi?Masaru can't finish the work in an hour, can he?
Orman, üç gündür alevler içindeydi.The forest was in flames for three days.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod