Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom sınıfının en üst yüzde onu içinde mezun oldu.Tom graduated in the top ten percent of his class.
Tom sadece bir gün içinde bütün işi bitirmeyi zor buldu.Tom found it difficult to finish all the work in just one day.
Tom üç saat içinde işi bitirdi.Tom finished the job in three hours.
Tom sınıf içinde uykuya daldı.Tom fell asleep in class.
Tom aslında Boston şehri sınırları içinde yaşamıyor.Tom doesn't actually live within Boston city limits.
Tom kağıdı bir top gibi kırıştırdı ve odanın içinde fırlattı.Tom crushed the sheet of paper up into a ball and threw it across the room.
Tom'un şimdiye kadar herhangi gerçek bir tehlike içinde olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom was ever in any real danger.
Tom herkesin içinde Mary'yi öpmekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to kiss Mary in public.
Tom'un içinde Mary'nin beş dakika içinde gelebileceğine dair bir his var.Tom has a feeling that Mary might show up in a few minutes.
Tom bu sabah Mary'nin neden kötü bir ruh hali içinde olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know why Mary was in a bad mood this morning.
Tom Mary'nin çok acı içinde olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was in a lot of pain.
Tom Mary'ye geçen altı ay içinde 34,000 dolardan daha fazla verdiğini hesapladı.Tom calculated that he had given Mary over 34,000 dollars in the past six months.
Tom ve Mary on dakika içinde burada olacak.Tom and Mary are going to be here in ten minutes.
Mary siyah elbise içinde iyi görünüyor.Mary looks good in a black dress.
Üzücü haberi duyduktan sonra, o, gözyaşları içinde yıkıldı.After hearing the sad news, she broke down in tears.
Sen yakın tehlike içinde misin?Are you in immediate danger?
Tom bir hafta içinde tıraş olmamış gibi görünüyordu.Tom looked like he hadn't shaved in a week.
O babası ile çatışma içinde.She is in conflict with her father.
Tom yorgun ve kötü bir ruh hali içindeydi.Tom was tired and in a bad mood.
Tom'un acı içinde olduğu belliydi.Tom was obviously in pain.
Tom birkaç dakika içinde gitmek zorunda.Tom has to leave in a few minutes.
Tom uyku tulumunun içinde rahat hissetti.Tom felt comfortable inside his sleeping bag.
Tom'un bir yıl içinde yatırımını iki katına çıkardı.Tom doubled his investment in a year.
Tom'un içinde yaşayacak bir evi yok.Tom doesn't have a house to live in.
Ne Tom, ne de Mary konuşkan bir ruh hali içinde değildi.Neither Tom nor Mary was in a talkative mood.
Ne insanlar gördüm elbiseleri yoktu, ne elbiseler gördüm içinde insan yoktu.I saw many people who had no clothes and I saw many clothes which had no people in them.
Köpek, masanın altındaki bir kutunun içindeydi.The dog was in a box under the table.
Tren istasyonuna yedi saat içinde varacaklar.They arrive at the train station in seven hours.
Eğer bu seni daha iyi hissettiriyorsa, iki saat içinde öleceksin.If it makes you feel any better, you'll die in two hours.
O diz boyu karın içindeydi.He was knee-deep in snow.
Ben seni bir gelinlik içinde görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you in a wedding dress.
Tom bir mücadele içindeydi.Tom was in a fight.
Tom kasabanın içinden yürüdü.Tom walked through the town.
Tom kapının içinden sadece doğru zamanda yürüdü.Tom walked in the door at just the right time.
Tom küvetin içinde sırılsıklam oldu.Tom soaked in the bathtub.
Ben bir saat içinde Brüksel'e gidiyorum.I leave for Brussels in one hour.
Tom ızdırap verici ağrı içindeydi.Tom has been in excruciating pain.
Tom bir kitabın içinde Mary'den aldığı parayı sakladı.Tom hid the money he got from Mary in a book.
O Sao Paulo'nun içindeki dört tane çok büyük çiftliğin sahibidir.He is the owner of four very big farms in the interior of Sao Paulo.
Toplum içinde nasıl konuşulacağı hakkında hiçbir fikrin yok.You have no idea of how to speak in public.
Tom herkesin içinde Mary'yi öpmekten daha iyisini biliyordu.Tom knew better than to try to kiss Mary in public.
Otobüs sürücüsü öğrencilere başlarını otobüsün içinde tutmalarını söyledi.The bus driver told the pupils to keep their heads inside the bus.
O çok iyi bir ruh hali içinde.She is in a very good mood.
Aktör yarım saatten az süre içinde beş tane karakter oynayacak.The actor will play five characters in less than half an hour.
Çeşitlilik içinde birlik.Unity in diversity.
Birkaç dakika içinde bombayı patlatacağız.We're going to detonate the bomb in a few moments.
Ben de yaklaşık on dakika içinde geleceğim.I, too, will come in about ten minutes.
Mektup zarfın içinde.The letter is inside the envelope.
Bu bir çılgınlıksa içinde yöntem vardır.If this is madness, there is method in it.
Eğer benim tavsiyemi dinleseydin böyle bir çıkmaz içinde olmazdın.If you had followed my advice, you wouldn't be in such a fix now.
Ben dev bir kova içinde yaşıyorum.I live in a giant bucket.
O berbat bir ruh hâli içinde.She is in an awful mood.
O felaketten kurtulmaya çalışmak yerine kederi içinde debeleniyor gibi görünüyordu.She seemed to be wallowing in her grief instead of trying to recover from the disaster.
O ızdırap içinde iken yeni bir sevgili edinir.She takes a new lover while he is in anguish.
Burada barış içinde yaşayabiliriz.We could live in peace here.
Bir ay içinde kiranı ödemedin, değil mi?You haven't paid your rent in a month, have you?
Korkunç sahne onu korku içinde titretti.The terrible scene made him tremble in fear.
Bu iki ya da üç yıl içinde, büyük miktarda servet sahibi oldu.In these two or three years, he acquired a large amount of wealth.
Biri böyle bir gürültü içinde çalışamaz.One cannot study in such noise.
Kısa süre içinde konuşmalıyız.We need to chat soon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
içinde ile cümle - Sayfa 10 - içinde kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App