Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zihni barış içinde.Her mind is at peace.
Onun üzüntüsü sessiz gözyaşları içinde ifadesini buldu.Her sorrow found expression in silent tears.
Onun gözlerinin içinde gözyaşları gördüm.I saw tears in her eyes.
Problemi on dakika içinde çözebilirdi.She was able to solve the problem in ten minutes.
O bir saat içinde okula varmalı.She should get to the school in an hour.
O bir saat içinde geri dönecektir.She will return within an hour.
O, bir hafta içinde yüzebilecek.She will be able to swim in a week.
O bir hafta içinde geri dönecek.She will be back within a week.
O, 20 dakika içinde yüzüne makyaj yaptı.She made up her face in 20 minutes.
O, 24 saat içinde onu yapacak.She'll do it in 24 hours.
İki yıl içinde bir doktor olacak.She will become a doctor in two years.
Beş yıl içinde ilk kez eve geldi.She came home for the first time in five years.
O elbisenin içinde çok güzel görünüyor.She looks beautiful in that dress.
Sonuçları öğrenmek için merak içindedir.She's anxious to know the results.
O, o giysilerin içinde tuhaf görünüyor.She looks odd in those clothes.
O, o elbisenin içinde hoş görünüyor.She looks pretty in that dress.
O konfor içinde yaşar.She lives in comfort.
O, bir hafta içinde iyileşecek.She will get well in a week.
O gözyaşları içindeki kırmızı gözleri ile filmi izliyordu.She was watching the film with her eyes red in tears.
Gözyaşları içinde, o, mektubunu yırttı ve onu attı.In tears, she tore up his letter and threw it away.
Dehşet içinde ona sarıldı.She threw her arms around him in horror.
O, acı içinde çığlık attı.She screamed in agony.
Dün gece huzur içinde öldü.She passed away peacefully last night.
Onu odasında gözyaşları içinde buldum.I found her in tears in her room.
O, uykusunda huzur içinde vefat etti.She passed away peacefully in her sleep.
Bir saat içinde ev ödevini bitirdi.She finished her homework in an hour.
O lüks içinde yaşardı.She used to live in luxury.
O utanç içinde başını eğdi.She bent her head in shame.
O, kötü bir ruh hali içindeydi.She was in a bad temper.
Gözyaşları içinde konuştu.She spoke with tears in her eyes.
Bolluk içinde yaşıyor.She lives in abundance.
Gözyaşları içinde arkadaşından ayrıldı.She parted from her friend in tears.
O gözyaşları içinde hikayesini anlattı.She told her story in tears.
O, Japon giysilerin içinde daha iyi görünüyor.She looks better in Japanese clothes.
Uçakla Osaka'dan Tokyo'ya bir saat içinde seyahat edebilirsiniz.You can travel from Osaka to Tokyo in an hour by plane.
Uçak on dakika içinde hareket eder.The plane takes off in ten minutes.
Uçak bir saat içinde kalkacak.The plane will take off in one hour.
Onun ifadesine bakılırsa, o kötü bir ruh hali içinde.Judging from his expression, he's in a bad mood.
Emlak piyasasının sönmesi nedeniyle Tokyo'daki ev sahipleri panik içindedirler.Tokyo landlords are in a panic because the real estate market went soft.
Utanç içinde yaşamaktansa öldürülmeyi tercih ederim.I would rather be killed than live in disgrace.
Onun kocası öldüğünde, içinden intihar etmek geldi.When her husband died, she felt like committing suicide.
Babam birkaç gün içinde dönecek.Father will be back in a few days.
Babam çok daha iyi. O bir hafta içinde yeniden iyi olacak.My father is much better. He will be up and about in a week.
Mantıklı bir adam böyle bir şeyi herkesin içinde söylemez.A sensible man wouldn't say such a thing in public.
Onlar yarım saat içinde oraya yürüyecek.They'll walk there in half an hour.
Annem gözyaşları içindeydi.My mother was in tears.
Milli piyangoyu kazanırsam, lüks içinde yaşayabilirim.If I win the lottery, I'll be able to live high on the hog.
On dakika içinde katılacağım.I'll join in ten minutes.
Eğer beni arayacak olursa, lütfen ona bir saat içinde döneceğimi söyle.If he should call me, please tell him I'll be back in an hour.
Bir veya iki gün içinde görecek bir sürü manzara vardı.There were too many sights to see in a day or two.
Tarlaların içinde bir patika var.There is a path through the fields.
Bolluk içinde yaşayın.Live in affluence.
Banyoyu böyle bir karmaşa içinde bırakmayın.Don't leave the bathroom in such a mess.
Bir hafta içinde görüşürüz.I'll see you a week from today.
Her iki ülke şimdi barış içindeler.Both countries are now at peace.
Tren on dakika içinde hareket edecek.The train leaves in ten minutes.
Trenin beş dakika içinde hareket etmesi bekleniyor.The train is supposed to leave in five minutes.
Trenin beş dakika içinde gitmesi gerekiyor.The train is supposed to leave in five minutes.
Huzur içinde yatsın.May his soul rest in peace.
Taşıma sırasında kutu ezildi ve içindekiler dışarı uçtu.The box was crushed during transport and the contents flew out.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod