Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, bir saat içinde gelecek.He will arrive within an hour.
O bir hafta içinde sağlığına kavuşacak.He will be up and about in a week.
O bir hafta içinde yeniden iyi olacak.He will be up and about in a week.
O bir hafta içinde eski haline dönecek.He will be up and about in a week.
O, bir ya da iki gün içinde dönecek.He will be back in a day or two.
O, birkaç gün içinde eve dönecek.He will come home in a few days.
Birkaç gün içinde geri dönecek.He will be back in a couple of days.
O iki saat içinde dönecek. Bu arada akşam yemeği hazırlayalım.He'll be back in two hours. In the meantime, let's prepare dinner.
Onu yapmayı üç saat içinde öğrenir.He will learn to do it in three hours.
O, üç saat içinde dönecek.He will return within 3 hours.
O kadar yıl içinde üç kitap yazdı.He wrote three books in as many years.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
O her zaman biriyle uyuşmazlık içinde gibi görünüyor.He seems to be always in conflict with someone.
O tüm sınıf arkadaşlarıyla uyum içindedir.He is in harmony with all his classmates.
O bir dakika içinde dönecek.He'll be back in a minute.
Tüm öğrencilerin içinde en çok çalışır.He studies hardest of all the students.
O bir çöküş içinde görünüyor.He seems to be in a slump.
O ne yapacağını bilmiyordu ve başını ellerinin içinde tuttu.He did not know what to do, and held his head in his hands.
O, daha fazla umutsuz kanıt arayışı içinde.He is in desperate search of further evidence.
O konfor içinde yaşıyor.He lives in comfort.
O günde sadece iki öğün yemek yeme alışkanlığı içindedir.He is in the habit of eating only two meals a day.
Maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağlar.His salary enables him to live in comfort.
O konfor içinde yaşamaktadır.He lives comfortably.
O kötü bir ruh hali içinde.He is in a bad mood.
O kötü bir ruh hali içinde, bu onun için nadirdi.He was in a bad mood, which was rare for him.
O, iyi bir ruh hali içinde.He is in good temper.
O, kızgın bir ruh hali içinde.He is in an angry mood.
Dehşet içinde bağırdı.He cried out in alarm.
O, acı içindeydi.He was in agony.
O, acı içinde bağırdı.He cried out in pain.
O, kalabalığın içinde kayboldu.He disappeared into the crowd.
Kalabalığın içinde güçlükle ilerledi.He muscled his way through the crowd.
Yurt içinde ve yurt dışında ünlüdür.He is famous both at home and abroad.
O utanç içinde onlara yüz döndü.He turned away from them in embarrassment.
Karısı öldüğünde o derin bir keder içindeydi.He was in deep grief at the death of his wife.
O, üç gün içinde ayrılıyor.He is leaving in three days.
O, hepimizin içinde en az paraya sahiptir.He has the least money of us all.
Ailesi konfor içinde yaşayabilsin diye gündüz ve gece çalıştı.He worked day and night so that his family could live in comfort.
O, toplum içinde konuşmaya alışkındır.He is used to speaking in public.
O, umutsuzluk içinde eve geldi.He came home in despair.
O acı içindeydi.He was in pain.
Onunla dostça ilişkiler içindedir.He is on friendly terms with her.
O, dizine kadar çamurun içindeydi.He was knee deep in mud.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
O, bilinmezlik içinde yaşadı.He lived in obscurity.
O lüks içinde yaşıyor.He lives in luxury.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Onlar eski binayı iki gün içinde yıkacaklar.They will tear down the old building in two days.
Onlar üç gün içinde gidiyorlar. Yani 10 Haziran'da.They are leaving in three days, that is to say June 10th.
Sadece birkaç gün içinde taşındılar.They moved in just the other day.
Onlar utanç içinde başlarını eğdiler.They hung their heads in shame.
Onlar ahenk içinde şarkı söyledi.They sang in tune.
Lüks içinde yaşarlardı.They used to live in luxury.
Onlar sürekli sel korkusu içinde yaşarlar.They live in constant dread of floods.
Birbirleriyle mükemmel bir uyum içinde çalıştılar.They worked in perfect harmony with each other.
Onlar barış içinde yaşadı.They lived in peace.
Onlar bir hafta içinde gelecekler.They will arrive a week from today.
Onlar lüks içinde yaşıyorlar.They're eating high on the hog.
O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
Onun öyle kötü sağlık içinde olmak zorunda olması üzücü bir durum.It is a pity that she should be in such poor health.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod