Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bütün sporların içinde en çok tenisi severim.I like tennis the best of all sports.
Tüm konuların içinde en çok İngilizceyi severim.I like English the best of all the subjects.
Tüm hayvanların içinde en çok kedileri severim.I like cats best of all animals.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
O beni herkesin içinde aşağıladığı için onu affedemiyorum.I cannot forgive him because he insulted me in public.
Sonraki toplantı birkaç gün içinde gerçekleşecek.The next meeting will take place in a few days.
Ciddi yaralarına rağmen onların hepsi iyi ruh hali içindeydi.For all their serious wounds, all of them were in good spirits.
Lütfen bana elinden geldiğince kısa süre içinde yaz.Please write to me as soon as you can.
Masaru bir saat içinde işi bitiremez, değil mi?Masaru can't finish the work in an hour, can he?
Filler nesilleri tükenme tehlikesi içindeler.Elephants are in danger of dying out.
Yeni elbisesinin içinde çok güzel görünüyordu.She looked very beautiful in her new dress.
Yeni ekipman işi bir saat içinde bitirmemize olanak sağladı.The new equipment enabled us to finish the work in an hour.
Senin sözlüğünün içindeki yeni kelimelere bak.Look up the new words in your dictionary.
Yeni metro 20 dakika içinde okula gitmemi sağlamaktadır.The new subway enables me to get to school in 20 minutes.
Yeni elbisesinin içinde ne kadar hoş duruyor.How pretty she looks in her new dress!
Orman, üç gündür alevler içindeydi.The forest was in flames for three days.
Bir insan, bir kalıp içinde yapılamaz.A man cannot be made in a mold.
Nüfus son beş yıl içinde iki katına çıkmıştır.The population has doubled in the last five years.
Hayatta başarı, çalışkanlık ve uyanıklık içinde yatar.Success in life lies in diligence and vigilance.
O, herkesin içinde benimle alay etti.He made fun of me in public.
Toplum içinde konuşmaktan korkma.Don't be afraid of speaking in public.
Benim diş ağrısı birkaç saat içinde geri döndü.My toothache returned in a few hours.
İşimi barış içinde yapmama izin verin.Let me do my work in peace.
İki saat süresince karın içinde otobüsü bekledim.I waited for the bus in the snow as long as two hours.
İşini umutsuzluk içinde terk etme.Don't give up your work in despair.
Gemi iki gün içinde yüklendi.The ship loaded in two days.
Bütün öğretmenlerin içinde ençok onu severim.I like him best of all the teachers.
Büyükannem gece huzur içinde öldü.My grandmother went peacefully in the night.
Büyükannem dün gece huzur içinde öldü.My grandmother passed away peacefully last night.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Hızlı bir yürüyücü bir saat içinde altı kilometre yürüyebilir.A fast walker can walk six kilometers in an hour.
Onlar kan ter içinde kaldılar.They sweated gallons.
Önemli olan oyunda kazanmak değil, oyunun içinde yer almak.The important thing is not to win the game, but to take part in it.
Dünya, içinde büyük bir mıknatısı olan bir top gibidir.The earth is like a ball with a big magnet in it.
Sabah hava durumu daha sonra gün içinde gök gürültülü sağanak yağışı öngördü.The morning forecast predicted thunder showers later in the day.
Kasaba son iki yıl içinde çok değişti.The town has altered a lot in the last two years.
Bütün kasaba bir kargaşa içindeydi.The whole town was in a ferment.
Pazar günleri bir ay içinde hiç çikolatalı kekim yoktu.I haven't had any chocolate cake in a month of Sundays.
Ben bahçenin içinden kestirmeden gideceğim.I'll take a shortcut across the garden.
Erkek kardeşim odasını karmaşa içinde bırakır.My brother leaves his room in a mess.
Annem kötü havadan dolayı golf oynayamadığı için kötü bir ruh hali içindeydi.Mother was in a bad mood since she could not play golf because of bad weather.
15 dakika içinde varıyor olacağız.We will be landing in 15 minutes.
İstatistikler bu şehrin nüfusunun beş yıl içinde iki katına çıkacağını öne sürmektedir.Statistics suggest that the population of this town will double in five years.
İç savaş sırasında, ülke anarşik bir durum içindeydi.While the civil war went on, the country was in a state of anarchy.
O, birkaç dakika içinde tüm ekmek ve peynir yemiş.Within a couple of minutes, she had eaten up all the bread and cheese.
Bir Japon bahçesi genellikle içinde bir havuza sahiptir.A Japanese garden usually has a pond in it.
Japonya komşularıyla barış içindedir.Japan is at peace with her neighbors.
Japonlar doğayla uyum içinde yaşarlar.The Japanese live in harmony with nature.
Kedi çalıların içinde gizlenmiş yatıyordu.The cat lay hidden in the bushes.
O yarım saat içinde burada olacak.He will be here in half an hour.
Onu bir saat içinde bitirmesi onun için imkansız.It is impossible for him to finish it in an hour.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.He is rarely in a good mood.
Onun büyükbabası huzur içinde vefat etti.His grandfather passed away peacefully.
Toplum içinde nasıl davranacağını bilir.He knows how to behave in public.
Onun gitmesini ve kendisini huzur içinde bırakmasını istiyor.He wants her to go away and leave him in peace.
O, on saat içinde oraya varacak.He'll get there in ten hours.
O, bütün soruları on dakika içinde cevapladı.He answered all the questions in ten minutes.
Bir saat içinde bize yetişecektir.He'll catch up with us in an hour.
Bir saat içinde ofise gitmeli.He should get to the office in an hour.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod