Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu, yirmi yıl içinde en soğuk kıştı.This was the coldest winter in twenty years.
Bu noktada, deniz bir boğaz içinde daralır.At this point the sea narrows into a strait.
Bu nehir içinde yüzmek için tehlikelidir.This river is dangerous to swim in.
Bu nehir öylesine kirli ki, balıklar artık onun içinde yaşayamıyorlar.This river is so polluted that fish can no longer live in it.
Bu yeni ayakkabıların içinde rahat değilim.I am uncomfortable in these new shoes.
Bu iş yarım saat içinde bitirilebilir.This work can be finished in half an hour.
Bu iş 2 yıl içinde bitirilmeli.This work must be finished within two years.
Bu iş bir hafta içinde yapılabilir.This work can be done within a week.
Ben bir hafta içinde bu kalın kitabı okumayı bitiremem.I cannot finish reading this thick book in a week.
Bu, otuz altı yıl içinde en sıcak yaz olacak.This is going to be the hottest summer in thirty-six years.
Bu otuz yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz.This is the hottest summer we have had in thirty years.
Bu şişenin içinde biraz viski var.There is a bit of whisky in this bottle.
Ben bir hafta içinde bu video kaseti geri getirmeye söz veriyorum.I promise to return this videotape within a week.
Bu lastiğin içinde yeterli hava yok.This tire doesn't have enough air in it.
Bu kek içinde peynir varmış gibi tat veriyor.This cake tastes like it has cheese in it.
Geçen ay içinde hepsi iyi durumda olan üç ev yıkıldı.In the past month, three houses, all in good condition, have been torn down.
Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?How often do the buses run in an hour?
Burada huzur içinde yaşayabilirsin.I could live peacefully here.
Parantez içindeki kelimeleri kısaltılmış şekle koyun.Put the words in parentheses into abbreviated form.
Son dört yıl içinde seni görmedim.We haven't seen you in the past four years.
Misafirlerimiz bir saat içinde burada olmalı.Our guests should be here within an hour.
Bir kale içinde bir kral yaşarmış.There lived a king in an old castle.
Alice utanç içinde başını eğdi.Alice hung her head in shame.
O dağ bulutların içindedir.That mountain is in the clouds.
-O reklam güçlü bir izlenim bırakıyor-Özellikle müzik.O, kafanın içinde kalıyor.That commercial makes a strong impression - especially the music. It stays in your head.
Bir kimono içinde iyi görünüyorsun.You look good in a kimono.
Sen hepimizin içinde en uzun boylu olansın.You are the tallest of us all.
Bir hafta içinde bu işi bitirmelisin.You must finish this work in a week.
O da senin kadar yanlış içindedir.He as well as you is in the wrong.
Mavi içinde çok çekicisin.You are very attractive in blue.
Ve üç gün içinde onu yükseltecek misiniz?And you are going to raise it in three days?
O kırmızı kazağın içinde hoş görünüyorsun.You look nice in that red sweater.
Bebek birkaç gün içinde yürüyebilecek.In a few days, the baby will be able to walk.
Bu iş bir hafta içinde bitirilecek.This work will be finished in a week.
Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.I saw Yoshida for the first time in five years.
Biz, beş gün içinde işi tamamlayabilmeliyiz.We should be able to complete the work in five days.
Bu, elli yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz.This is the hottest summer we have had in fifty years.
Üç gün içinde gel lütfen.Please come in three days.
Üç gün içinde cevap vereceğim.I will answer within three days.
Yarım saat içinde geleceğim.I'll be over in half an hour.
Otuz dakika içinde geri dönmelisin.You have to come back in 30 minutes.
O iki hafta içinde iyileşecek.He will get better in two weeks.
İki haftalık süre içinde geri döneceğim.I will be back in two week's time.
İki saat içinde geri döneceğim.I'll be back in two hours.
Ben iki saat içinde döneceğim.I'll be back within two hours.
Yirmi dakika içinde tekrar arayacağım.I'll call back in twenty minutes.
Yaklaşık yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes or so.
Birkaç dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in a few minutes.
Birkaç yıl önce, bizim odanın içinde az miktarda mobilya vardı.A few years ago, our room had little furniture in it.
O, birkaç gün içinde dönecek.He will be back in a few days.
Çiçekler birkaç gün içinde çıkacak.The blossoms will be out in a few days.
Yapraklar iki veya üç hafta içinde kızaracak.The leaves will turn red in two or three weeks.
Bir yıl içinde hepinizi akıcı İngilizce konuşturacağım.I'll have you all speaking fluent English within a year.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
Bir ya da iki gün içinde Tokyo manzaralarını yapmak imkansız.It's impossible to do the sights of Tokyo in a day or two.
Bir hafta içinde sizi arayacağım.I'll call you within a week.
Sonuçlar bir hafta içinde geri gelecektir.The results will be back in a week.
Bir hafta içinde ne sıklıkta banyo yaparsın?How often, in a week, do you take a bath?
Ben bir hafta içinde bunu yapabilirim.I can do it in a week.
Bir hafta içinde işi yaptıracağım.I will get the work done in a week.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod