Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu pantolonun içinde şişman görünüyor muyum?Do I look fat in these pants?
O binanın içinde gir. Daha sonra ne yapacağını sana söyleyeceğim.Go inside that building. I will tell you what to do next.
Düğün üç ay içinde gerçekleşecek.The wedding will take place in three months.
Bu yeni mağaza bir hafta içinde açılacak.This new shop will open in a week.
Bir ay içinde bir düğün düzenliyorum.I'm having a wedding in a month.
Suç oranları son on yıl içinde önemli ölçüde düştü.Crime rates have gone down significantly over the past decade.
O, küçük gruplar içinde daha iyidir.She's better in smaller groups.
Bu elbisenin içinde çok şişman görünüyorum.I look so fat in this dress.
Bu elbisenin içinde şişman görünüyor muyum?Do I look fat in this dress?
Aman Allahım, bunun içinde çok şişman görünüyorum.Oh God, I look so fat in this.
Ben bunun içinde berbat görünüyorum. Ben çok şişmanım.I look terrible in this. I'm so fat.
Trenin on dakika içinde gelmesi gerekiyor.The train is supposed to arrive in ten minutes.
Arizona'nın içinden hangi nehirler akar?What rivers run through Arizona ?
Tom zorluk içinde.Tom is in hot water.
Biz yarım saat içinde ayrılırız.We leave in half an hour.
Tom yaklaşık üç saat içinde dönecek.Tom will be back in about three hours.
Deneme süresi otuz gün içinde sona ermeden önce yazılımı değerlendirebilirsin.You may evaluate the software before the trial period expires in 30 days.
Bir dakika içinde bitecek.It'll be over in a minute.
Bu bir veya iki gün içinde bitmiş olacak.It'll be finished in a day or two.
Üzgünüm, geç kalıyorum. On dakika içinde orada olacağım!Sorry - I’m running late. I’ll be there in 10 minutes!
Tom dün kötü bir ruh hali içindeydi.Tom was in a bad mood yesterday.
Tom bir hafta içinde iyileşecek.Tom will get well in a week.
Tom bir saat içinde dönmüş olacak.Tom will be back in an hour.
Tom bir saat içinde ayrılacak.Tom will leave in an hour.
Uyum içinde davrandım.I played along.
Tom kızgın bir ruh hali içinde.Tom is in an angry mood.
Üç gün içinde eve gidiyorum.I'm going home in three days.
Yedi saat içinde tren istasyonuna varacaklar.They will arrive at the train station in seven hours.
Yedi saat içinde tren istasyonuna ulaşacaklar.They will arrive at the train station in seven hours.
Korku içinde titremeye başladı.He started shaking in fear.
Bu yıllar içinde okuduğum en iyi kitaplardan biridir.It's one of the best books I've read in years.
On beş dakika içinde bir toplantım var.I have a meeting in fifteen minutes.
O, düşünce içinde kaybolmuş gibi görünüyordu.He seemed to be lost in thought.
Açlıktan ölüyorum! Üç gün içinde bir şey yemedim.I'm dying of hunger! I haven't eaten anything in three days.
Yıllar içinde yaşadığım en güzel Noel budur.This is the best Christmas I've had in years.
Üç ay içinde on kilo zayıfladım.I lost ten kilos in three months.
Polis, Dan'in kendini savunma sınırları içinde hareket ettiğini tespit etti.The police established that Dan acted within the bounds of self-defense.
Malzeme suyun içinde yüzecek kadar hafiftir.The material is light enough to float in water.
Seni şimdi bu kadar çok acı içinde görmeye dayanamıyorum.I just can't bear to see you in so much pain.
Bir gün içinde ailemin yarısını kaybettim.I lost half my family in one day.
Tom kararlı bir ilişki içinde.Tom is in a committed relationship.
Tom birkaç saat içinde tutuklandı.Tom was arrested within hours.
Kısa süre içinde aaliyete geçeceklerini umuyorum.I hope they get started soon.
Telaş içinde yardım için bağırdım.I cried frantically for help.
Tom birkaç ay içinde ayrıldı.Tom left within a few months.
Tom birkaç ay içinde bıraktı.Tom left within a few months.
Uzun süredir bunun içindeyim.I'm in it for the long haul.
Onu bir saniye içinde tekrar yapardım.I'd do it again in a second.
İşin içinde bir çocuk vardı.There was a child involved.
Tom'un notları yakın zaman içinde düştü.Tom's grades soon plummeted.
Tom soğuk ter içinde uyandı.Tom woke up in a cold sweat.
İnekler huzur içinde otluyor.The cows graze peacefully.
Hala şok içindeydik.We were still in shock.
Uçağın içindeydim.I was inside the plane.
Yoksulluk içinde yaşıyoruz.We live in poverty.
Bir hafta içinde gideriz.We leave in a week.
Tom tiksinti içinde ayrıldı.Tom left in disgust.
Tom kuşku içinde baktı.Tom stared in disbelief.
Arkadaşım bana içinde iyi olup olmadığımı soran bir mektup yazdı.My friend wrote me a letter in which he asks if I am well.
Sağlık görevlileri birkaç dakika içinde olay yerine geldi.Paramedics arrived on the scene within minutes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod