Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu şirket beş yıl içinde karbon nötr olmayı planlıyor.This company plans to become carbon neutral within five years.
Tom bana mavi içinde iyi görünmediğimi söyledi.Tom told me I didn't look good in blue.
Tom'a otuz dakika içinde orada olacağımı söyle.Tell Tom I'll be there in thirty minutes.
Bana bu kutunun içinde ne olduğunu düşündüğünü söyle.Tell me what you think's inside this box.
Tom halkın içinde ahlaka aykırı bir eylemi gerçekleştirmekle suçlandı.Tom was accused of performing a lewd act in public.
O 3 saat içinde dönecektir.She will return within 3 hours.
Aynı gün içinde kayak kayıp plaja gidebilirsiniz.You can ski and go to the beach in the same day.
Tom 15 dakika içinde burada olacak.Tom will be here in fifteen minutes.
Bir saniye içinde sana kavuşacağız.We'll get to you in a second.
Bir saniye içinde hazır olacağız.We'll be done in a second.
Üç ay içinde döneceğiz.We'll be back in three months.
Biz birkaç dakika içinde ayrılıyor olacağız.We'll be leaving in a few minutes.
Otuz dakika içinde geri arayacağız.We'll call back in thirty minutes.
Birkaç dakika içinde havalanacağız.We'll take off in a few minutes.
Bir dakika içinde onunla ilgileneceğiz.We'll see about that in a minute.
Sadece bir dakika içinde öğreneceğiz.We'll find out in just a minute.
Kurumsallaşmış ırkçılık polis gücü içinde önemli bir sorun.Institutionalised racism is a significant problem within the police force.
Sen büyük bir belanın içindesin.You're in a lot of trouble.
Onu kısa süre içinde yapsan iyi olur.You'd better do it soon.
On dakika içinde benimle kafeteryada buluşabilir misin?Can you meet me in the cafeteria in ten minutes?
Tom hâlâ kötü bir ruh hali içinde.Tom is still in a bad mood.
Tom ve Mary halk içinde birbirlerini öpmekten korkuyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary seem to be afraid to kiss each other in public.
Tom üç gün içinde gidiyor.Tom is leaving in three days.
Tom borç içinde boğuluyor.Tom is drowning in debt.
Ne tür bir belanın içindesin?What kind of trouble are you in?
Tom'un içinde bulunduğu aynı sıkıntıdayız.We're in the same trouble that Tom is in.
Tom epey acı içinde.Tom is in a great deal of pain.
Halkın içinde konuşmak Tom için bir çileydi.Speaking in public was an ordeal for Tom.
Her şey için bir yer ve her şey yerinin içinde.A place for everything and everything in its place.
Otobüs beş dakika içinde burada olacak.The bus will be here in five minutes.
"da" eki "arabanın içinde" anlamı vermek için araba ismine eklendi.The suffix "da" is added to the noun "araba" to give the meaning of "in the car."
Şu raporları bir saat içinde masamda istiyorum.I want those reports on my desk within the hour.
Kutu içinde bir kutu vardı.There was a box inside the box.
Büyük kutunun içinde küçük bir kutu vardı.There was a small box inside the big box.
Tom'un neden böyle kötü bir ruh hali içinde olduğunu merak ediyorum.I wonder why Tom was in such a bad mood.
Tom'un neden böyle bir iğrenç ruh hali içinde olduğunu merak ediyorum.I wonder why Tom was in such a foul mood.
Otuz dakika içinde orada olabilirim.I can be there in thirty minutes.
Yaklaşık otuz dakika içinde senin mekanında olacağım.I'll be at your place in about thirty minutes.
Onu birkaç yıl içinde görmedim.I haven't seen him in a few years.
Mary o elbisenin içinde harika görünmüyor mu?Doesn't Mary look great in that dress?
Eski paralar gizemli mezar içinde bulundu.Ancient coins were found inside the mysterious tomb.
Kuzeyden gelen uçan sincaplar ağaçların içinde yuva yapar.Northern flying squirrels nest inside trees.
İyi eğlenceler! Bir saat içinde görüşürüz.Have fun! See you in an hour.
Tom'a herkesin içinde gülündü.Tom was laughed at in public.
Ben refah içinde yaşamıyorum.I'm not living on welfare.
Bir saat içinde onu Tom'a göstermek istiyorum.I want to show it to Tom within the hour.
Birkaç gün içinde ona sahip olacağım.I'll have it in a couple days.
Yakın temas içinde kalalım.Let's stay in close contact.
Ben tamamen senin içindeydim.I was totally into you.
Hey, bugün iyi bir ruh hali içindesin.Hey, you're in a good mood today.
Bugün garip bir ruh hali içindesin.You're in a strange mood today.
Bankanın içinde bir şey mi olacak?Is something going to happen inside the bank?
Bir sürü sorun içindeydik.We're in a lot of trouble.
Bu sabah buraya geldiğimde Tom hâlâ pijamasının ve bornozunun içindeydi.Tom was still in his pajamas and bathrobe when I got here this morning.
Biz korkunç bir tehlike içindeyiz.We are all in terrible danger.
Anahtarı arabanın içinde unuttum.I've locked myself out of my car.
Benim uçak üç saat içinde kalkar.My flight leaves in three hours.
Boston'a geri giden uçağım üç saat içinde kalkar.My flight back to Boston leaves in three hours.
Randevum otuz dakika içinde.My appointment is in thirty minutes.
Biz bir ya da iki gün içinde iletişim kuracağız.We'll get in touch in another day or two.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod