Tom bana plastik bir torba içinde çok sayıda kurabiye verdi.Tom gave me a dozen cookies in a plastic bag.
Tom kayda değer acı içindeydi.Tom was in considerable pain.
Tom çok acı içindeydi.Tom was in a lot of pain.
Bir ay içinde size katılmak için döneceğim.I will be back to join you in one month.
Plana göre, bu iş bu hafta içinde bitirilmeli.According to schedule, this task should be finished within this week.
Son iki yıl içinde, onun davranışını değiştirdi.She changed her behaviour in last two years.
Ne zamandan beri bir ilişki içindesiniz?Since when have you been in a relationship?
Birkaç dakika içinde gitmeye hazır olacağım.I'll be ready to go in a few minutes.
Beş dakika içinde gitmeye hazır olacağım.I'll be ready to go in five minutes.
Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.It's just so frustrating to try to do this with my arm in a cast.
Bir saat içinde orada olabiliriz.We can be there in an hour.
On beş dakika içinde orada olabiliriz.We can be there in fifteen minutes.
Bir dakika içinde gideceğiz.We'll go in a minute.
Bu konuda hepimiz uzlaşma içindeyiz.We're all in agreement about that.
Tom ve Mary şok içinde birbirlerine baktılar.Tom and Mary stared at each other in shock.
Tom acı içinde bağırmaya başladı.Tom began screaming in pain.
Tom üç gün içinde işi bitirdi.Tom finished the job in three days.
Tom hafta içinde banyo yapmadı.Tom hasn't taken a bath in a week.
Tom'un üç saat içinde gelmesi gerekiyor.Tom is due to arrive in three hours.
Tom haylaz bir ruh hali içinde.Tom is in a mischievous mood.
Tom bir sürü sorun içinde.Tom is in a ton of trouble.
Tom çok büyük acı içinde.Tom is in enormous pain.
Tom bariz acı içinde değil.Tom is in no apparent pain.
Tom şiddetli ağrı içinde.Tom is in severe pain.
Tom kuşku içinde Mary'ye baktı.Tom looked at Mary in disbelief.
Tom küçük bir kutu açtı ve içindekileri masaya boşalttı.Tom opened the small box and emptied the contents on the table.
Tom içinde ne olduğunu görmek için kutuya baktı.Tom peeked into the box to see what was in it.
Tom bardağının içindekileri lavaboya döktü.Tom poured the contents of his glass into the sink.
Tom yaklaşık üç saat içinde ameliyatı atlatmalı.Tom should be out of surgery in about three hours.
Tom şok içinde Mary'ye baktı.Tom stared at Mary in shock.
Tom acı içinde inlemeye başladı.Tom started moaning in pain.
Tom acı içinde inliyordu.Tom was groaning in pain.
Tom bariz acı içindeydi.Tom was in obvious pain.
Tom şiddetli acı içindeydi.Tom was in severe pain.
Tom tamamen şok içindeydi.Tom was in total shock.
Tom dayanılmaz acı içindeydi.Tom was in unbearable pain.
Tom acı içinde bağırıyordu.Tom was screaming in pain.
Tom bir saat içinde burada olacak.Tom will be here within the hour.
Tom acı içinde kıvrandı.Tom was racked with pain.
Birlik ve ikilik yalnızca aşkta çatışma içinde değildir.Only in love are unity and duality not in conflict.
Tom aşırı acı içinde.Tom is in extreme pain.
Tom çoğu vampirler gibi bir tabut içinde uyumaz.Tom doesn't sleep in a coffin like most vampires.
Tom sadece bir dakika içinde seninle olmalı.Tom should be with you in just a minute.
Herkes Tom'un treylerinin içinde.Everyone is inside Tom's trailer.
Üç hafta içinde döneceğim.I'll be back in three weeks.
Toplum içinde konuşmaya korkuyorum.I'm afraid of speaking in public.
Şişenin içindekini kokla.Smell what's in this bottle.
Tom bir buçuk saat içinde Boston'a inecek.Tom will land in Boston in an hour and a half.
Tom birkaç dakika içinde iyi olacak.Tom will be all right in a few minutes.
Bir ay içinde Boston'da bulunmadım.I haven't been to Boston in a month.
Şimdi onu yapmak içinden gelmiyor.I don't feel like doing that right now.
Tam sessizlik içinde oturduk.We sat in complete silence.
Yarım saat içinde seni toplantı odasında göreceğim.I'll see you at the meeting room in half an hour.
Tom şimdi kötü bir ruh hali içinde.Tom is in a bad mood now.
Tom şu anda kötü bir ruh hali içinde.Tom is in a bad mood right now.
Mary mükemmel şekilde manikürlü tırnaklarını saçının içinden geçirdi.Mary ran her perfectly manicured nails through her hair.
İki gün içinde görüşürüz.See you in two days.
Beş dakika içinde duştan çıkmazsan, sıcak suyu kesiyorum!If you're not out of the shower in five minutes, I'm cutting the hot water!
Tom evrak çantasının içindekileri masaya döktü.Tom dumped the contents of his briefcase out on the table.
Kısa süre içinde bir çözüm bulmamız gerekiyor.We need to find a solution soon.