Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O elbisenin içinde küçük bir kıza benziyorsun.You look like a little girl in that dress.
O elbisenin içinde küçük bir kız gibi görünüyorsun.You look like a little girl in that dress.
Tom acı içinde.Tom is in pain.
Tom gözyaşları içindeydi.Tom was in tears.
Tom işleri kaybetme eğilimi içinde.Tom tends to lose things.
Bir dakika içinde geleceğim.I won't be a minute.
Bir süre içinde geri döneceğim.I'll be back in a while.
Onlar bir daire içinde oturdu.They sat in a circle.
Bir dakika içinde görüşürüz.See you in a minute.
Sen ızdırap içinde gibi görünüyorsun.You seem to be in pain.
30 dakika içinde orada olabilirim.I can be there in 30 minutes.
Onu on dakikadan daha az süre içinde yapabilirim.I can do that in less than ten minutes.
Üç gün içinde hazırlayabilirim.I can have it ready in three days.
Ben ağaçların içinde rüzgarı duyabilirim.I can hear the wind in the trees.
Onu iki saat içinde yapabilirim.I can make it in two hours.
İyi bir ruh hali içinde olduğunu görebiliyorum.I can see you're in a good mood.
On dakika içinde özgürüm.I'm free in ten minutes.
Barış içinde gelirim.I come in peace.
Acı içinde olduğunu fark etmekten kendimi alamadım.I couldn't help but notice that you're in pain.
Onlar gökevinin içinde öpüştü.They kissed inside the planetarium.
Bilgi içinde boğulduk ama bilgiye susadık.We drown in information but thirst for knowledge.
İki yıl içinde Tom'u görmedim.I hadn't spoken to Tom in two years.
Bu rahipler manastırın içinde yaşar.These monks live inside the monastery.
Birkaç gün içinde gelirim.I will come in a few days.
O, bir saat içinde gidecek.He'll leave in an hour.
Benzer bir durumun içindeyim.I've been in a similar situation.
Epeydir bu işin içindeyim.I've been in this business a long time.
Uzun süre içinde bir yere gitmedim.I haven't gone anywhere in a long time.
Birkaç dakika içinde bir dersim var.I've got a class in a few minutes.
Uzun süre içinde o şarkıyı duymadım.I haven't heard that song in a long time.
Üç gün içinde duş yapmadım.I haven't taken a shower in three days.
Kotun içinde iyi görünmüyorum.I don't look good in jeans.
Birkaç gün içinde seni arayacağım.I'll call you in a couple of days.
Bir hafta içinde seni arayacağım.I'll call you in a week.
Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.I know Tom is in lots of trouble.
Üç gün içinde gideceğim.I leave in three days.
Hepsinin içinde en çok seni seviyorum.I love you the best of all.
Roman'ı üç gün içinde okudum.I read the novel in three days.
Kısa bir süre içinde kimse Tom'u görmedi.No one's seen Tom in a while.
İki hafta içinde görüşürüz.See you in two weeks.
Izdırap içindesin, değil mi?You're in pain, aren't you?
Acı içindesin değil mi?You're in pain, aren't you?
Bir saat içinde dön dedim.I said come back in an hour.
Yeni bir diyete başladım. İki hafta içinde on dört gün kaybettim!I started a new diet. In two weeks I lost fourteen days!
Bir saat içinde tamam olmalıyım.I should be done in an hour.
Bir saat içinde orada olmalıyım.I should be there in an hour.
Sanırım bir dakika içinde hazır olacağım.I think I'll be OK in a minute.
Hem Tom'un hem de Mary'nin neşeli bir ruh hali içinde olduğu görünüyor.Tom and Mary both appear to be in a cheerful mood.
O, şakacı bir ruh hali içinde görünüyordu.She sounded in a jocular mood.
Tom bir hafta içinde bulaşıkları yıkamadı, bu yüzden lavabo kirli tabaklarla doluydu.Tom hadn't washed dishes in a week, so the sink was full of dirty dishes.
Öğretmen üç ay içinde hepimizi akıcı Fransızca konuşturacağını iddia etti.The teacher claimed that he'd have us all speaking fluent French in three months.
Nihayet bu üç hafta içinde aldığım postayı yanıtlamak için zamanım var.Finally I have time to reply to the mail I received these three weeks.
Park içinde bir hayvanat bahçesi var mı?Is there a zoo inside the park?
20 dakika içinde senin için döneceğim.I will return for you in 20 minutes.
Birkaç gün içinde iptal edeceğim.I'm going to cancel in a couple of days.
Neden dilinizi halk içinde konuşmaktan hoşlanmıyorsunuz?Why don't you like to speak in your language in public?
Herkesin içinde senin dilini konuşan insanlar var mı?Are there people who speak your language in public?
Dilinizi halk içinde konuşmaktan neden utanıyorsunuz?Why are you ashamed to speak your language in public?
İçeri gir ve kapılarını kilitle! Pencerelerini kapat! Sisin içinde bir şey var!Get inside and lock your doors! Close your windows! There is something in the fog!
Kütüphane on dakika içinde kapanacak.The library will be closing in ten minutes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
içinde ile cümle - Sayfa 14 - içinde kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App