Ana içeriğe geç
Sözlük

içinde ile cümle

içinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Birkaç saat içinde gideceğini umuyorum.I hope he leaves in a few hours.
Yeni teleskop büyük bir ahşap kutu içinde gönderildi.The new telescope was shipped in a huge wooden box.
Kutunun içinde delikleri var.The box has holes in it.
Kutunun içinde delikler var.The box has holes in it.
Tatillerimi evimin içinde kilitli geçirmek istemiyorum.I don't want to spend my vacations locked inside my house.
Bir yüzyıl içinde kaç kişi yeryüzünde yaşıyor olacak?How many people will be living on Earth in one century?
Bir dakika içinde orada olacağım.I'll be there in a moment.
Oyun bir saat içinde başlayacak.The game will start in an hour.
Maç bir saat içinde başlayacak.The game will start in an hour.
İki gün içinde geri gel.Come back in two days.
Zamanlar değişti ve biz onların içinde değiştik.The times are changed and we are changed in them.
Bütün bunlar milisaniye içinde oluyor.All this happens within miliseconds.
Son beş yıl içinde çok şey değişti.Many things have changed in the last five years.
Bu ev içinde yaşayamayacak kadar çok küçük.This house is too small to live in.
İki yıl içinde diplomamı alacağım.I'll get my diploma in two years.
Acele etmek zorundayım. Uçağım bir saat içinde kalkıyor.I have to hurry. My flight leaves in an hour.
Kafanın içinde geçenleri anlama isteğim yok.I have no desire to understand what goes on in your head.
O, şimdi oldukça kötü bir ruh hali içinde.She's in a fairly bad mood now.
Sen o giysiler içinde iyi görünüyorsun.You look good in those clothes.
İtalya kendi tarihindeki en kötü ekonomik krizin içinde.Italy is having the worst economical crisis in its history.
Bay Kaifu herkesin içinde konuşmalar yapmaya alışkındır.Mr. Kaifu is used to making speeches in public.
Her şeyi son yudumuna kadar iç, böylece içinde bir şey kalmaz.Drink everything up, so that nothing remains inside.
İşi iki gün içinde bitirebilir misin?Can you complete the job in two days?
Tom çölün içinde ölüm için terk edildi.Tom was left for dead in the desert.
"Anahtar kilitin içinde", adam ekledi."The key is in the lock," the man added.
Apollo, Houston Görev Kontrol'le sürekli iletişim içindeydi.Apollo was in constant communication with Houston Mission Control.
Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.You'll receive a notice in a few days.
Yarışma sonuçları birkaç dakika içinde ilan edilecektir.The results of the competition will be announced in a few moments.
Tom on dakika içinde bunu yapabilir.Tom can do it in 10 minutes.
Bir yıl içinde otuz bir milyondan fazla saniye vardır.In one year there are more than thirty-one million seconds.
Tom birçok zorluk içinde.Tom is in a lot of trouble.
Lütfen bir saat içinde beni geri ara.Please call me back in an hour.
Ordu birkaç saat içinde başkaldırıyı çökertti.The military quashed the revolt within a matter of hours.
Binanın içindeki herkes depremi hissetti.Everyone inside the building felt the earthquake.
Mary hayranlık içinde izledi.Mary watched in fascination.
Bu köyün insanları doğayla uyum içinde yaşarlar.The people of this village live in harmony with nature.
Tom bir çalınan aracın içinde keyif binişinde yakalandı.Tom was caught joyriding in a stolen vehicle.
Ben dört yıl içinde emekli oluyorum.I retire in four years time.
On dakika içinde seninle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
On dakika içinde sizinle olacağım.I'll be with you in ten minutes.
Müzik, filmin yapısıyla uyum içinde.The music is in balance with the structure of the movie.
Bu makarna çok sağlıklı, onun içinde bir sürü sebze bulabilirsin.This pasta is very healthy, in it you can find lots of vegetables!
Kış bir yıl içindeki en soğuk mevsimdir.Winter is the coldest season in a year.
İşi üç gün içinde yaptım.I did the job in three days.
O, işi iki gün içinde yaptı.He did the work in two days.
Van içinde bu kutu için yer var mı?Is there place for this box inside the van?
Polis bir dakika içinde burada olacak.The police will be here any minute.
Evinin içinde neyin olduğunu görmek istiyorum.I want to see what you have inside your house.
En tehlikeli canavar içindeki canavardır.The most dangerous beast is the beast within.
Barış içinde parti verelim.Let's have the party in peace.
Yarım saat içinde başlıyoruz.We start in half an hour!
Birkaç gün içinde yürüyebilmelisin.You should be able to walk in a few days.
Köyün içinden doğru gitmeye devam et.Keep going straight through the village.
Yaşlı çift huzur içinde öldü.The elderly couple died peacefully.
Onlar barış içinde yaşarlar.They live in peace.
Amaç bir saat içinde ülkenin dışına çıkmaktır.The aim is to be out of the country within the hour.
Alışverişe gitmek zorundayım. Bir saat içinde geri geleceğim.I have to go shopping. I will come back in an hour.
O elbisenin içinde çok güzelsin.You're so beautiful in that dress.
Ben iki gün içinde Avustralya'ya döneceğim.I'll return to Australia in two days.
48 saat içinde her şey bitmiş olacak!In 48 hours, everything will be over!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod