Bizim için sürpriz oldu, o Brezilya'ya tek başına gitti.To our surprise, she has gone to Brazil alone.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
Bizim için sürpriz oldu, o hemen yeniden hayata döndü.To our surprise, she revived at once.
Benim için sürpriz oldu, o çok güzel bir aktrisle evlendi.To my surprise, he got married to a very beautiful actress.
Benim için sürpriz oldu, o, sınavda başarısız oldu.To my surprise, he failed the examination.
Arabada eve giderken ertesi gün için planlar yapıyordu.In the car on the way home, he was making plans for the next day.
Eve bu kadar geç geldiğim için çok üzgünüm.I'm very sorry I came home so late.
Eve çok geç geldiği için çocuğu azarladı.She scolded the child for coming home so late.
Kaptan hava brifing almak için meteoroloji ofisine gidecek.The captain will go to the meteorological office to get a weather briefing.
Makineyi çalıştırmak için bu butona basın.Press this button to start the machine.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.The student center is a good place to strike up conversations.
Okul yaz için ara verecek.School will break for the summer.
Okul yakında yaz tatili için tatile girecek.School will soon break up for the summer vacation.
Okul için nereye gidiyorsun?Where do you go to school?
Okul Noel tatili için kapandı.School has closed for the Christmas holidays.
Cerrah beni bir organ nakli operasyonu geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an organ transplant operation.
Cerrah bir organ nakli geçirmesi için onu ikna etti.The surgeon persuaded him to undergo an organ transplant.
Cerrah beni bir ameliyat geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an operation.
Dışarıda hava soğuk olduğu için içeri gel.Come inside because it's cold outside.
Dışarıda hava soğuk olduğu için, paltonu giysen iyi olur.Since it's cold outside, you'd better put your overcoat on.
Dışarısı soğuk olduğu için bir yağmurluk giymelisin.You should put on a raincoat because it's cold outside.
Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
Ben oynamak için dışarı çıkabilir miyim?May I go out to play?
Dışarısı gürültülü olduğu için iyi uyuyamadım.I couldn't sleep well because it was noisy outside.
Akşam yemeğinden sonra kısa bir toplantı için toplandık.We got together for short meeting after dinner.
Biz sorunları çözmek ve bilgiyi düzenlemek için bilgisayarlar kullanırız.We use computers to solve problems and to put information in order.
İhtiyacımız olan tüm parayı sağlamak için sana güveniyoruz.We're banking on you to provide all the money we need.
Biz onun cesareti için ona hayranız.We admire her for her bravery.
Onlarla müzakere yapması için onu atadık.We delegated him to negotiate with them.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.We use gestures as well as words to communicate with others.
Her zaman haklarımız için ayağa kalkmalıyız.We must always stand up for our rights.
Yardım için sana güveniyoruz.We are looking to you for help.
O, ailesini desteklemek için çok çalışmak zorunda.He has to work hard so as to support his family.
Ailemi ziyaret etmek için birkaç gün izin alabilir miyim?May I take a few days off to visit my family?
Aileleri ile vakit geçirmek için vakitleri var veya hobilerinden zevk alıyorlar.They have time to spend with their families or to enjoy their hobbies.
Ev alevler içindeydi.The house was in flames.
Gelmeniz için saatlerce bekliyoruz.We've been waiting for hours for you to show up.
Sizin için ne zaman uygundur?When is it convenient for you?
Herkes ne olduğunu öğrenmek için merak içindeydi.Everybody was anxious to know what had happened.
Ne olursa olsun ben bunun için hazırım.Whatever may happen, I am prepared for it.
Masanın içindeki nedir?What is in the desk?
Bana bunu kesmek için ödünç bir şey ver.Lend me something with which to cut this.
İpi kesmek için bana bir şey ödünç ver.Lend me something with which to cut the string.
Senin için yapabileceğim bir şey varsa, benimle temasa geçtiğinizden emin olun.Be sure to get in touch with me, if there is anything I can do for you.
Sizin için bir şey yapabilir miyim?Can I do anything for you?
Okumak için ilginç bir şeyler veriniz.Lend me something interesting to read.
Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything that I can do for you?
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
İngilizceyi çok seviyorum ama bazen benim için çok zor.I like English so much, but sometimes it is very difficult for me.
İngilizce bizim için kolay değildir.English is not easy for us.
İngilizce benim için kolay değil.English is not easy for me.
Yağmur durduktan sonra, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğundan dolayı, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğu için onlar oyuna devam ettiler.The rain being over, they went on with the game.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Doktor hastasını kurtarmak için mümkün olan her vasıtayı denedi.The doctor tried every possible means to save his patient.
Doktor midemi incelemek için X-ışınları kullandı.The doctor used X-rays to examine my stomach.
Bazı doktorlar hastalarını memnun etmek için bir şeyler söylerler.Some doctors say something to please their patients.
Doktor gelinceye kadar acı içinde yattı.He lay in agony until the doctor arrived.