Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.لذا شعرت بالتشويش .. والاحباط .. والغضب كما لو أنني اسأت فهم شيئ هنا
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.何か私が誤解しているように思えて 気後れしてしまいました
Ama aklımdan çıkmıyor ve içim içimi yiyor.Ma continuo a pensarci e mi disturba davvero.
Ama aklımdan çıkmıyor ve içim içimi yiyor.Stále nad tím přemýšlím, a trápí mě to.
Ama aklımdan çıkmıyor ve içim içimi yiyor.Stále nad tým rozmýšľam, a trápi ma to.
Ama aklımdan çıkmıyor ve içim içimi yiyor.Но не спирам да мисля за това и наистина ме измъчва.
Ama işte, içimizdeki o yerin sesini dinlemek, inanılmaz bir cesaret gerektiriyor.Ma serve moltissimo coraggio per ascoltare quel luogo interiore, perché tutto il mondo ti sta dicendo:
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Jokainen kasvoihini osuva pisara masentaa.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Ma ora come ora, ogni goccia sul mio viso mi rattrista.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Mas cada gota que me bate na cara deprime-me.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Men hver dråbe i mit ansigt er så deprimerende.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Men varje droppe som träffar mitt ansikte är deprimerande.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Pero ahora mismo, cada gota me entristece más.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Αλλά τώρα κάθε σταγόνα μού προκαλεί κατάθλιψη.
Ama ,su anda yüzüme vuran her damla içimi karartıyor.Но каждая капля, падающая мне на лицо, приводит меня в уныние.
"Antropologlar, ibadetin evrensel ve içimize Tanrı'nın yerleştirdiği bir dürtü olduğunu belirtirler.""인류학자들은 찬양이 보편적 충동이라고 해왔다. 하느님께서 우리 존재의 조직 속에 깔아두신 것이다. 즉 하느님과 연결되고자 내장된 필요라고 한다."
"Antropologlar, ibadetin evrensel ve içimize Tanrı'nın yerleştirdiği bir dürtü olduğunu belirtirler."ことを必要とする本能 我々の隅々にまで-- 編みこまれている と記しました」 感覚的に同意する所はありますが
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriEsta Historia se está quedando Obsoleta , está dejando de ser verdad...
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriMe emme soinnu sen kanssa enää ja se itseasiassa synnyttää kriisejä jotka ovat ratkaisemattomia
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriNous ne trouvons plus d' épanouissement dans cette histoire.
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriUž s námi nerezonuje.
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriVi synkar inte längre med den och den genererar faktiskt kriser som är olösliga
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriאנחנו לא מדקלמים אותו יותר.
Artık bu kurgu içimizde yankılanmıyor ve aslında kontrol etme yöntemleriむしろ、その支配の方法が
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...(73:9) Знамений наших мы не видим, нет уже пророка, и нет с нами, кто знал бы, доколе это будет .
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...우리의 표적이 보이지 아니하며 선지자도 다시 없으며 이런일이 얼마나 오랠는지 우리 중에 아는 자도 없나이다
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...leinket nem látjuk, próféta nincs többé, és nincs közöttünk, a ki tudná: meddig tart [ez?]
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Merkkejämme me emme näe, ei ole enää profeettaa, eikä ole joukossamme ketään, joka tietäisi, kuinka kauan -.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Nabi-nabi dan tanda-tanda ajaib tak tampak lagi, dan tak seorang pun tahu sampai kapan terus begini
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Nevidíme svojich odznakov; už nieto proroka, ani nieto medzi nami toho, kto by vedel, dokedy to bude trvať.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Non vediamo più le nostre insegne, non ci sono più profeti e tra di noi nessuno sa fino a quando..
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Nous ne voyons plus nos signes; Il n`y a plus de prophète, Et personne parmi nous qui sache jusqu`à quand...
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Unsere Zeichen sehen wir nicht, und kein Prophet predigt mehr, und keiner ist bei uns, der weiß, wie lange.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Våra tecken se vi icke; ingen profet finnes mer, och hos oss är ingen som vet för huru länge.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Vore Tegn, dem ser vi ikke, Profeter findes ej mer; hvor længe, ved ingen af os.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Ya no distinguimos nuestras señales; ya no hay profeta, ni con nosotros hay quien sepa hasta cuándo..
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Znaków naszych nie widzimy:już niemasz proroka, i niemasz między nami, któryby wiedział, póki to ma trwać.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Znamení svých nevidíme, jižť není proroka, aniž jest mezi námi, kdo by věděl, dokud to stane.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Znamenj naših ne vidimo, ni več proroka, in ni ga med nami, ki bi vedel, doklej –?
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...Τα σημεια ημων δεν βλεπομεν δεν υπαρχει πλεον προφητης ουδε γνωριζων μεταξυ ημων το εως ποτε.
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...אותתינו לא ראינו אין עוד נביא ולא אתנו ידע עד מה׃
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...آياتنا لا نرى. لا نبي بعد. ولا بيننا من يعرف حتى متى
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...我 們 不 見 我 們 的 標 幟 . 不 再 有 先 知 . 我 們 內 中 也 沒 有 人 知 道 這 災 禍 要 到 幾 時 呢
Artık kutsal simgelerimizi görmüyoruz, Peygamberler de yok oldu, İçimizden kimse bilmiyor ne zamana dek...我們不見我們 的 標幟 . 不再 有 先知 . 我 們內 中 也 沒 有 人 知道 這災禍 要 到 幾時 呢
Aşk içimizdedir.Liebe ist in uns.
Aşk içimizdedir.Liefde zit in ons.
Aşk içimizdedir.Ο έρωτας υπάρχει μέσα μας.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Às vezes, é claro, ser compassivo pode produzir sentimentos dentro de nós que são muito difíceis de controlar.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.A veces, evidentemente, el ser compasivo puede generarnos emociones difíciles de controlar.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Đôi lúc, tất nhiên, lòng nhân ái có thể tạo ra cảm xúc rất khó điều khiển bên trong chúng ta.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Ibland kan empati såklart framkalla känslor inom oss som är svåra att kontrollera.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.물론 가끔은 이러한 자애로움이 우리 안에 절제하기 힘든 감정을 만들어내기도 합니다.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Manchmal, das ist klar, kann dieses Mitgefühl andere Gefühle in uns wecken, die schwer zu bändigen sind.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Oczywiście, czasem miłosierdzie wywołuje uczucia trudne do opanowania.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Soms kan compassievol zijn weleens gevoelens in ons losmaken die heel moeilijk onder controle te houden zijn.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Звичайно, інколи співпереживання може викликати в нас почуття, які дуже важко контролювати.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Конечно иногда сострадание приносит чувства, которые очень сложно контролировать.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.Понякога, разбира се, състрадателността може да предизвика у нас чувства, много трудни за контролиране.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.לפעמים, כמובן, כשמגלים חמלה עלולים להיווצר בתוכינו רגשות שקשה מאוד לשלוט בהן.
Bazen, doğal olarak, şefkatli olmak kontrol etmesi güç duygular yaratabiliyor içimizde.احيانا ان تكون رحيما لدرجة كبيرة قد يولد مشاعرا يصعب التحكم بها