İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.l'air que nous respirons et qui souvent nous empoisonne.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.O ar que respiramos que muitas vezes nos envenena.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Over vervuiling -- de giftige lucht die we vaak inademen.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Parlo di inquinamento.... dell'aria che respiriamo e che ci avvelena.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Powietrze, którym oddychamy, często nas zatruwa.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden. Toprağın yiyeceklerimizi zehirlediğinden.Повітря, яким ми дихаємо, часто є отруйним. .Продукти сільського господарства отруєні хімікатами.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Ο αέρας που αναπνέουμε συχνά μας δηλητηριάζει.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Воздух, которым мы дышим, зачастую ядовит.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.Въздухът, който дишаме и който често ни отравя.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.האוויר שאנו נושמים שלעיתים קרובות מרעיל אותנו.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.الهواء الذي نتنفسه هو في أغلب الأحيان يُسممنا.
İçimize çektiğimiz havanın bizi zehirlediğinden.地球は私達の食べ物を汚染しています
İçimize giren neyse biz oyuz.Ceea ce intra in noi este ceea ce suntem.
İçimize giren neyse biz oyuz.Kar zaužijemo, je to, kar smo.
İçimize giren neyse biz oyuz.우리가 먹는 것이 바로 우리의 모습입니다.
İçimize giren neyse biz oyuz.Lo que va adentro es lo que somos.
İçimize giren neyse biz oyuz.Naprawdę jesteśmy tym, co jemy.
İçimize giren neyse biz oyuz.Những gì đc tiêu hóa tạo nên chúng ta.
İçimize giren neyse biz oyuz.Nous sommes ce que nous avalons.
İçimize giren neyse biz oyuz.O que ingerimos é o que somos.
İçimize giren neyse biz oyuz.Quello che va a finire dentro di noi ci caratterizza.
İçimize giren neyse biz oyuz.Tényleg azzá válunk, amit megeszünk.
İçimize giren neyse biz oyuz.Was wir aufnehmen, ist das, was wir sind.
İçimize giren neyse biz oyuz.Wat we binnenkrijgen, is wat we zijn.
İçimize giren neyse biz oyuz.Что проникает вовнутрь становится тем, что мы есть.
İçimize giren neyse biz oyuz.מה שנכנס הוא מה שאנחנו.
İçimize giren neyse biz oyuz.ما يجري هو ما نحن عليه.
İçimize giren neyse biz oyuz.私たちは食べた物そのものなのです
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaEen inwonende en betrokken aanwezigheid, alle dingen ondersteunend en voedend.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaEine innewohnende mitfühlende Gegenwart, die alle Dinge stützt und erhält?
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsa모든 사물들을 떠받치며 지속시키는 내재적으로 자상한 존재.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaMột sự hiện diện cảm thương bên trong, củng cố và giữ gìn mọi thứ.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaO prezență interioară plină de compasiune, care sprijină și susține toate lucrurile.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaUna presencia compasiva viviendo, apuntalando y sosteniendo todas las cosas.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaUna presenza interiore, compassionevole, che sostiene e sottosta a tutte le cose?
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaUne présence compatissante permanente, soutenant et supportant toutes choses
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaUvnitř setrvávající soucitná přítomnost, která podpírá a udržuje všechny věci.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaZamieszkująca tutaj współczująca obecność, podpierająca i podtrzymująca wszystko.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaΜια εσωτερική, συμπονετική παρουσία που θεμελιώνει και συντηρεί τα πάντα.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaПребиваващо в нас състрадателно присъствие, покрепящо всички неща.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaישות חומלת השוכנת פנימה, תומכת ומקיימת את כל הדברים שישנם.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaوجود حان مقيم يعزز ويؤيد كل الأشياء.
İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsa神が内に宿っているとしたら?
Kainatın sevgi dolu ruhunda. İçimize şefkatle işlenmiş bir varlık halinde; herşeye güç veren ve destekliyorsaЧто, если Он — любящая нас душа Вселенной, живущая во всем, полная сочувствия, таинственная сила?
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Corzile rupte ale inimii ne sângerau și am încercam să ne golim ca să nu simțim nimic.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Così il cuore spezzato sanguinava di tristezza, e tentavamo di svuotarci per non sentire niente.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Cuerdas rotas del corazón sangraron nostalgia y tratamos de vaciarnos para no sentir nada.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Daraus wurdeTrübsal und wir versuchten, innerlich leer zu sein, um nichts mehr zu fühlen.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Dus brak de gevoelige snaar en maakten we ons leeg om niets te voelen.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Então, corações partidos choraram, e nós tentámos esvaziar-nos para não sentirmos nada.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Hati yang sakit dan merintih, dan kita coba kosongkan diri agar tidak merasakan apa pun.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.부러진 심금이 우울함을 피처럼 흘리고, 우리는 아무것도 못느끼도록 우리 자신을 비워내려고 노력했죠.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.La corde sensible brisée dégoulinait de "blues", et on a essayé de se vider pour ne plus rien sentir.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Megszakadt szívek bluest véreztek, és igyekeztünk kiüríteni magunkat, hogy semmit se érezzünk.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Nasze zranione serca biły w rytmie bluesa, ale słychać było tylko pustkę.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Så de dybe følelser blev tungsindige, og vi forsøgte at tømme os selv, så vi ikke ville mærke noget.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Sydän verta vuotaen yritimme turruttaa mielemme, ettemme tuntisi kipua.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Tak naše zklamané city krvácely a my se snažili necítit nic, vyprázdnit se.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Thế rồi những cảm xúc tan vỡ đẩy ta tới nỗi buồn miên man, và ta cố làm mình trơ đi để không cảm thấy gì
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.Trasiga hjärtan blödde som blues, och vi försökte tömma oss själva så vi inte skulle känna något.