Hâlâ içerideler.They're still inside.
İçeride olacağım.I'll be inside.
Hiç kimse içeride değildi.Nobody's been inside.
İçeride kimse yok.There's nothing inside.
İçeride biri var.There's someone inside.
Lütfen içeride sigara içme.Please don't smoke inside.
Tom içeride kilitli.Tom is locked inside.
Tom hâlâ içeride.Tom is still inside.
İçeride olmayı sevmiyorum.I don't like being inside.
Bugün ofisine uğradım ama içeride değildin.I called your office today, but you weren't in.
Tom'un içeride uyumasına izin verdim.I let Tom sleep in.
Tom'u orada içeride gördüm.I saw Tom in there.
Tom ve Mary zaten içeride.Tom and Mary are already inside.
Eğer hava düzelmezse içeride piknik yapacağız.We'll have our picnic inside if the weather doesn't improve.
Arabayı park edeceğim ve seninle içeride buluşacağım.I'll park the car and meet you inside.
Seni içeride göreceğim.I'll see you inside.
Tom bir sorun için içeride olabilir.Tom could be in for some trouble.
Tom ve Mary hâlâ içeride.Tom and Mary are still inside.
Tom içeride Mary'yi izledi.Tom followed Mary inside.
Tom ve Mary içerideler.Tom and Mary are inside.
Neden içeride değilsin?Why aren't you inside?
Tom içeride bekliyor.Tom is waiting inside.
Tom zaten içeride.Tom is already inside.
İçeride ayakkabı giyer misin?Do you wear shoes indoors?
Elma iyi görünüyordu ama içeriden çürümüştü.The apple looked good, but the inside was rotten.
Hırsızlık içeriden destekli olmalı.The theft must have been an inside job.
Tom tüm gün içeride bilgisayara bakarak duruyor.Tom stays inside all day staring at the computer.
Duvar dış tarafta beyaz ve içeride yeşil.The wall is white on the outside and green on the inside.
Şimdi içeride devam et.Now go on inside.
Orada içeride biri var.There's somebody in there.
Anahtarı içeride bırakıp kapıyı örttüm.I locked myself out of my house.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
İçeride kim olduğunu gördünüz mü?Did you see who was inside?
Tom içeride kahvaltı yapıyor.Tom is eating breakfast inside.
Tom'un saman nezlesi var. Bu yüzden içeride kalmak zorunda.Tom has hay fever. That's why he has to stay inside.
İçeride konuşabilir miyiz?Can we talk inside?
Bunun hakkında içeride konuşabilir miyiz?Can we talk about this inside?
İçeride kal lütfen.Please stay inside.
Polisler insanlara içeride kalmalarını söylüyor.The police are telling people to stay inside.
İçeride oturmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I sit in?
İçeride oturmamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we sit in?
İçeride başka bir yol bulmalıyız.We have to find another way in.
Ben seni içeride görebilir miyim, lütfen?Can I see you inside, please?
İçeride beklemelisin.You should wait inside.
Yağmurdan dolayı pikniğimizi içeride yedik.Because of the rain, we had to eat our picnic inside.
Polis dedektifi tüm kapıların ve pencerelerin içeriden kilitli olduğunu söyledi.The police detective said that all of the doors and windows were locked from the inside.
Sanırım içeride kalsak iyi olur.I think we'd better stay inside.
İçeride yer boştu.The place was empty inside.
Eve git ve kapıyı içeriden kilitle.Go home and lock the door from the inside.
Arabanın anahtarı içeride kilitli kaldı.I've locked myself out of my car.
Onları içeride tut.Keep them inside.
Onu içeride tutun.Keep him inside.
Onu içeride tut.Keep her inside.
İçeride yalnız hissediyorum?I feel alone inside.
İçeride boş hissediyorum.I feel empty inside.
Yardım edin! İçeride kilitli kaldım!Help! I've been locked in!
İçeride hava bunaltıcıydı.It was sweltering inside.
Sonuçlar içeride.The results are in.
Biz bütün günü içeride geçirdik.We spent all day indoors.
Kendini içeride kilitledin.You locked yourself in.