Batı ucundaki tutukevine saldıran zanlı içeride.Ο εγκληματίας που επιτέθηκε στα κρατητήρια είναι μέσα.
Batı ucundaki tutukevine saldıran zanlı içeride.Здесь преступник, напавший на тюрьму в западном крыле.
Bayan Lee Dan, ben Park Hae Young. İçeride olduğunu biliyorum.انسة لي دان انا بارك هاي يونغ اعلم انك في الداخل
Bayan Lee Dan. İçeride misin?Lee Dan, bent van?
Bayan Lee Dan. İçeride misin?Δεσποινίς Λι Νταν... είστε μέσα;
Bayan Lee Dan. İçeride misin?انسة لي دان...هل انت في الداخل؟
Bazen içerideki alan dışarıdakinden daha geniştir.Manchmal ist der Raum im Innern größer als der Raum außerhalb. Mooji
Bazen içerideki alan dışarıdakinden daha geniştir.Někdy je prostor uvnitř větší než prostor vně.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden daha geniştir.Uneori spațiul interior este mai mare decât spațiul exterior! Mooji .... Traducere Ionica Spiridon
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.A veces el espacio dentro es mas grande que el espacio fuera
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Czasami przestrzeń wewnątrz jest większa niż przestrzeń na zewnątrz.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Joskus sisäinen tila on suurempi kuin ulkoinen tila.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Manchmal ist der Raum im Innern größer als der Raum außerhalb.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Někdy prostor uvnitř je větší než prostor vně.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Parfois l'espace en deçà est plus grand que l'espace au-delà.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Soms is de ruimte binnenin groter dan de ruimte van buiten.
Bazen içerideki alan dışarıdakinden geniştir.Uneori, spațiul interior este mai mare decât spațiul din afară
Bazen içeriden bakıyorum.A veces miro desde dentro con egocentricidad
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Alors parfois je regarde de l'intérieur, comme l' "ÉgoCentrisme" et les cercles restreints.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Czasem patrzę od środka, jak EgoCentryCzność i kręgi wewnętrzne.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Então, algumas vezes vejo do interior, como em "EgoCentriCidade" e nos círculos concêntricos.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Manchmal schaue ich von Innen heraus, wie EgoCentriCity ("Egocentrik-Stadt") und die inneren Kreise.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Néha a belsőt vizsgálom, mint az énközpontúság és a belső körök.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Někdy se dívám zevnitř, egocentricky a ve vnitřních kruzích.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Niekedy sa na veci pozerám z vnútra, ako EgoCentriCity a jeho vnútorné kruhy.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Qualche volta lo vedo dall'interno, vedo l'egocentrismo e i circoli ristretti.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Soms kijk ik vanuit de binnenkant, zoals egocentrisme en de besloten kring.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Terkadang saya melihat dari dalam seperti egosentrisme, dan lingkaran dalamnya.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Uneori văd din interior, ca egocentrismul şi cercurile interioare.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Άλλοτε κοιτάζω από το εσωτερικό, σαν την Πόλη της ΕγωΚεντρικότητας και τους εσώτερους κύκλους.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Иногда я смотрю изнутри, с позиций эгоцентричности и внутренних кругов.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.И така, понякога аз гледам отвътре, като ЕгоЦентриПолис и вътрешните кръгове.
Bazen içeriden bakıyorum. EgoCentriCity misali. ve içerideki yuvarlakdan.Іноді я дивлюся з середини, з позиції егоцентричності та з позиції внутрішніх кіл.
Bazen içeriden bakıyorum.그래서 때때로 저는 자기중심적인것 처럼 안쪽에서 혹은 원 안에서 관찰합니다
Bazen içeriden bakıyorum.ולעיתים אני מביטה מבפנים,
Bazen içeriden bakıyorum.لذا أحيانًا ما أتأمل من الداخل
Bazen içeriden bakıyorum.それがこの自己中心の街と
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.Ho pensato, potrei andare oltre, e combinare le pagine pieghevoli con il libro parzialmente aperto.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.Ik dacht, misschien kan ik dit combineren met het deels geopende boek.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.또한 펼치는 책장과 약간만 펼쳐진 책을 결합시킬 수도 있습니다.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.Pensé: podría hacerlo, combinar despegables con partes del libro de apertura parcial.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.Реших, че може би ще го правя вътре и мога дори да комбинирам сгъвките със само частично отворената книга.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.ואוכל אפילו לשלב את הדפים המקופלים עם הספר שפתוח רק באופן חלקי.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.و يمكنني الجمع حتى بين المطويات مع الكتاب المفتوح جزئيا.
Belkide içeride bunu yapar ve hatta katlı sayfaları yarı açık bir kitapla birleştirebilirim.パンテオンの中に入ったときにこんな感じ
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Di dalam, saya baru mendengarkan Nusrat Fateh Ali Khan... ...karena ia kisruh.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.E io invece mi sono limitato ad ascoltare le canzoni di Nusrat Fateh Ali Khan perchè il suo stile è caotico.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.E por dentro acabei de ouvir Nusrat Fateh Ali Khan porque ele é caótico.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Et à l'intérieur je n'ai fait qu'écouter Nusrat Fateh Ali Khan parce qu'il est chaotique.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.저의 내면에서는, 저는 단지 Nusrat Fateh Ali Khan을 듣고 있었을 뿐인데, 왜냐하면 그는 혼란스럽거든요.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Og indeni har jeg bare lyttet til Nusrat Fateh Ali Khan fordi han er kaotisk.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Şi în sinea mea tocmai l-am ascultat pe Nusrat Fateh Ali Khan pentru că este haotic.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Und innerlich lausche ich Nusrat Fateh Ali Khan, weil er chaotisch ist.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Và bên trong thì tôi đang lắng nghe Nusrat Fateh Ali Khan bởi vì anh ấy hỗn loạn.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Vanbinnen heb ik net geluisterd naar Nusrat Fateh Ali Khan omdat hij chaotisch is.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Y por dentro yo estaba escuchando a Nusrat Fateh Ali Khan porque él es caótico.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.Και μέσα μου ακούω τον Νουσράτ Φατέχ Αλί Καν επειδή είναι χαοτικός.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.А в думках я щойно слухав співака Нусрата Фатех Алі Хана, тому що він хаотичний.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.А внутри я только что слушал Нусрата Фатех Али Хана, потому, что он хаотичен.
Bense az önce içeride, kaotik olduğu için Nusret Fatih Ali Han'ın müziğini dinliyordum.А вътре тъкмо бях слушал Нусрат Фатех Али Хан, защото е хаотичен.