Tom'un küçük bir kutu içerisinde Mary'ye bir şey verdiğini gördüm.I saw Tom give Mary something in a small box.
Bizim hücrelerde kromozomlar genetik materyalimizin bütününü içerir.The chromosomes in our cells contain the whole of our genetic material.
Tom on beş dakika içerisinde burada olmalı.Tom should be here within fifteen minutes.
Bu kasaba son on yıl içerisinde çok fazla değişmedi.This town hasn't changed much in the last ten years.
Sabah kahvaltısı tabakları hâlâ lavabonun içerisindeydi.The breakfast dishes were still in the sink.
Tom gömleğini içeri soktu.Tom tucked in his shirt.
Benim çocuklarım hava karardıktan sonra içeride kalmak zorundalar.My children have to stay indoors after dark.
Etiket kutusunun içeriğinin kırılgan olduğunu uyarıyor.The label warns that the contents of the box are fragile.
Dışarı çıkarsan, bir daha içeri girmene izin vermeyeceğim.If you go out, I won't let you come in again.
Dersin içeriğini yeniden anlatmak için kendi sözlerini kullan.Use your own words to retell the content of the lesson.
O, bebeği uyandırmamak için sessizce içeriye geldi.She came in quietly so she wouldn't wake up the baby.
Bira % 90 su içerir.Beer consists of 90% water.
Coca-Cola kafein içerir mi?Does Coca-Cola contain caffeine?
Tom az önce içeriye girdi.Tom just went inside.
Ben bile Tom'un kimle içeriye girdiğini fark etmedim.I didn't even notice who Tom came in with.
Tom'un içeriye girmediğini umalım.Let's hope Tom doesn't walk in.
Mary ve John içeri girdiğinde Tom yalnızdı.Tom was alone when Mary and John walked in.
Tom içeride.Tom is in.
Tom içeriye koştu.Tom rushed in.
Onlar içeri gelmeyecekler.They won't come in.
Niçin içeriye girmiyoruz?Why don't we go in?
Neden içeri girmiyoruz?Why don't we go inside?
Tom'un içeride uyumasına izin verdim.I let Tom sleep in.
Niçin içeri dalmıyoruz?Why don't we duck back inside?
Sanırım içeri gireceğim.I think I'm going to go inside.
Arabayı park edeceğim ve seninle içeride buluşacağım.I'll park the car and meet you inside.
Tom altılık bira paketi taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a six pack of beer.
Tom içeriye geri döndü.Tom went back inside.
Tom kedinin içeri girmesi için kapıyı açtı.Tom opened the door to let the cat in.
Tom kapıyı açtı ve içeri yürüdü.Tom opened the door and walked inside.
Tom kapıyı tekmeledi ve içeri koştu.Tom kicked the door in and ran inside.
Tom her şeyi bir kutunun içerisine koydu.Tom put everything in a box.
Tom içeri koştu.Tom ran back inside.
Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.The soft afternoon sun came in through the branches of the tree and then the window.
Hırsız kırık bir pencereden içeriye girdi.The burglar got in through a broken window.
Senin içeri girmene izin vermemden önce ilk olarak bana kimliğini göster.Show me your ID first before I let you in.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
Sabahları hindistan cevizi suyu içerim.I drink coconut water in the morning.
Şimdi içeride devam et.Now go on inside.
Tom köpek kapısından içeri girdi.Tom crawled through the dog door.
Birisi içeri girmeye çalıştı.Someone tried to break in.
Birisi içeri girmeye çalışıyor.Someone's trying to get in.
Tom paketin içeriğine baktı.Tom looked through the contents of the package.
Mary içeriye girdiğinde, Tom gazete okuyordu.Tom was reading the newspaper when Mary walked in.
Bir an içeri gelebilir miyim?Could I come in for a moment?
Herhangi biri içeri girdiğini gördü mü?Did anyone see you come in?
Tom senin içeri girdiğini gördü mü?Did Tom see you come in?
Komşular içeriyi göremesin diye perdeleri ört.Close the curtains so the neighbors can't see in.
Ben akşam yemeğiyle birlikte genellikle yeşil çay içerim.I usually drink green tea with dinner.
Tom'a köpeği içeri almasını söyle.Tell Tom to let the dog in.
Bir saniye içeri girebilir miyim?Can I come in a second?
Tom bir market çantası taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying a grocery bag.
Tom kapıyı açtı ve içeri baktı.Tom opened the door and looked in.
Tom içeri girmesine izin vermem için bana yalvardı.Tom begged me to let him in.
Onlar içeriye giremezler.They can't get in.
Tom hâlâ içeriye girmeye çalışıyor.Tom is still trying to get in.
Tom bizi içeri almadı.Tom refused to let us come in.
Tom kedinin içeri girmesine izin verdi.Tom let the cat in.
Kapı açıldı ve Tom içeri geldi.The door opened and Tom came in.
Tom ön kapıyı açıp içeri girdi.Tom opened the front door and came in.