Elektrik birkaç dakika içerisinde tekrar geldi.The electricity came on again in a few minutes.
Lütfen içeriği gözden geçiriniz ve herhangi uygun bir geri bildirim veriniz.Please review the contents and provide any appropriate feedback.
Mülteciler ülkenin dört bir yanından içeri girdiler.Refugees poured in from all over the country.
Konuşmasının içeriği, konu ile ilgili değildir.The content of his speech is not relevant to the subject.
O, bazen içeride uyur.He sometimes sleeps in.
O içeride değil.He is not in.
O, kapıdan içeri girdi.She went inside the door.
O, onun içeri girmesine izin vermezdi.She wouldn't let him in.
Babam içeride.My father is in.
Sonuç olarak yağışlı günlerde içeride top oynarız.As a result, we play ball inside on rainy days.
Yolcuların hepsi içeride mi?Are all the passengers aboard?
Ne içki içerim ne de sigara.I don't drink or smoke.
Bir kelebeğin kanadı bir sürü detay içerir.A butterfly's wing contains many details.
Buradan içeri giren umudunu geride bıraksın.Abandon hope, all ye who enter here.
Paella çoğunlukla salyangoz içerir.Paella often includes snails.
Gazete muhabirlerine içeri girmesine izin verilmedi.Newspaper reporters were not permitted inside.
Genellikle sabah kahve, akşam çay içerim.In the morning I usually drink coffee, in the evening I drink tea.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Birkaç dakika içerisinde hazır olacağım.I'll be ready in a few moments.
Kahve içerim.I drink coffee.
Ubuntu birçok yazılım içeriyor.Ubuntu includes lots of software.
Tom bir kano içerisinde nehrin aşağısına gitti.Tom went down the river in a canoe.
Tom altı ay içerisinde yatırımını üçe katladı.Tom tripled his investment in six months.
Tom az önce içeriye gelen adama baktı.Tom looked at the man who had just come in.
Tom odasının anahtarını içeride unuttu.Tom locked himself out of his room.
Bu kasaba son on yıl içerisinde çok fazla değişmedi.This town hasn't changed much in the last ten years.
Sabah kahvaltısı tabakları hâlâ lavabonun içerisindeydi.The breakfast dishes were still in the sink.
Onun içeri girmesine kim izin verdi?Who allowed him in?
Ben meyve yer ve su içerim.I eat fruit and drink water.
Ben kedinin içeri girmesine izin verdim.I let the cat in.
O büyük oranda içeriğe bağlı.It depends largely on the context.
Dışarı çıkarsan, bir daha içeri girmene izin vermeyeceğim.If you go out, I won't let you come in again.
Bu veritabanı, birçok hata içerir.This database contains many errors.
Bu komite bilim adamları ve mühendisler içerir.This committee includes scientists and engineers.
Göğüs altın paralar içeriyordu.The chest contained gold coins.
Bu cümle kaç kelime içeriyor?How many words does this sentence have?
Tom ışığı açtı ve içeri girdi.Tom turned on the light and walked in.
Tom kenara çekildi ve Mary'nin içeri girmesine izin verdi.Tom stepped aside and let Mary walk in.
Onu içeriye götüreceğim.I'll take it inside.
Tekrar içeriye giriyorum.I'm going back inside.
Tom'un içeri girmesine izin veremeyiz.We can't let Tom in.
Hadi içeriye bir bakalım.Let's have a look inside.
Derhal içeri girmemizi istiyorlar.They want us to come in right away.
Tom içeridedir.Tom is inside.
Neden içeri gelmiyorsun ve bir fincan kahve içmiyorsun?Why don't you come in and have a cup of coffee?
Neden içeri gelmiyorsun ve bunun hakkında konuşacağız.Why don't you come in and we'll talk about this?
Neden içeri girmiyorsunuz ve beklemiyorsunuz?Why don't you come inside and wait?
Neden içeri gelmiyorsun? O konuda konuşabiliriz.Why don't you come inside and we can talk about it?
Neden içeri girmiyorsun?Why don't you come on in?
Tom içeriye koştu.Tom rushed in.
Bizi içeri almadılar.We're not welcome.
Onlar içeri gelmeyecekler.They won't come in.
Tom içeriye gidiyor.Tom is going inside.
Onlar Tom'u içeri sokmayacaklar.They won't let Tom in.
Rahatlamak için içerim.I drink to relax.
Tom'un içeride uyumasına izin verdim.I let Tom sleep in.
Niçin içeri dalmıyoruz?Why don't we duck back inside?
Tom ve Mary zaten içeride.Tom and Mary are already inside.
Tom içeri girdikten sonra konuşma bitti.After Tom came in, the conversation died.
Tom paltosunu almak için içeriye girdi.Tom went back inside to get his coat.