Çayı şekersiz içerim.I drink tea without sugar.
Senin içeri girmene izin vermemden önce ilk olarak bana kimliğini göster.Show me your ID first before I let you in.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
Ben içeri gittim.I went inside.
Kapının açık olduğunu gördüm, bu yüzden içeri girdim.I saw that the door was open, so I went in.
O küçük opak şişe ne içerir bilmiyorsun.You don't know what that small opaque bottle contains.
Sabahları hindistan cevizi suyu içerim.I drink coconut water in the morning.
Tom hemen içeri girmedi.Tom didn't go in right away.
Tom doğruca içeri girmedi.Tom didn't go straight in.
Tom tüm gün içeride bilgisayara bakarak duruyor.Tom stays inside all day staring at the computer.
Onlar birer birer içeri girdiler.They came in one by one.
Sadece hafta sonlarında içki içerim.I only drink on weekends.
Duvar dış tarafta beyaz ve içeride yeşil.The wall is white on the outside and green on the inside.
Nasıl içeri girebiliriz?How can we get in?
Şimdi içeride devam et.Now go on inside.
Orada içeride biri var.There's somebody in there.
Dil ders kitapları çoğunlukla sadece iyi insanlar içerirler.Language textbooks often contain only good people.
Tom kapı camını kırdı, içeriye girdi, kapının kilidini açtı ve arabaya bindi.Tom broke the door window, reached inside, unlocked the door and got into the car.
Ben şimdi içeriye giriyorum.I'm getting in now.
O, kapıdan içeri girdiğinde kalbim daha hızlı atmaya başladı.When she walked through the door, my heart began to beat faster.
O neden dışarıda? Onu içeri davet et!Why's he outside? Invite him to come in!
Anahtarı içeride bırakıp kapıyı örttüm.I locked myself out of my house.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
Yaklaşık otuz dakika içerisinde orada olmalıyız.We should be there in about thirty minutes.
Tom köpek kapısından içeri girdi.Tom crawled through the dog door.
Tom Mary'nin içeri girmesi için işaret etti.Tom gestured for Mary to go inside.
Tom banyo penceresinden içeriye girdi.Tom got in through the bathroom window.
Tom sivrisinekler içeri giremeden önce kapıyı hızla kapattı.Tom quickly closed the door before any mosquitoes could get in.
Tom kapıyı açtı ve içeriye baktı.Tom opened the door and looked inside.
Sinek sineklikteki bir delikten içeri girdi.The fly got into the house through a hole in the flyscreen.
Birisi içeri girmeye çalıştı.Someone tried to break in.
Birisi içeri girmeye çalışıyor.Someone's trying to get in.
Biz içeri girdiğimizde Tom ve Mary oturuyordu.Tom and Mary were sitting when we came in.
Tom tekrar kapıdan içeriye yürüdü.Tom walked back in through the door.
O içeri girdiğinde, ona bu kitabı ver.When he comes in, give him this book.
Tom paketin içeriğine baktı.Tom looked through the contents of the package.
Tom ön kapıyı açtı ve içeri girdi.Tom opened the front door and went inside.
Tom kapıyı çekerek açtı ve içeri girdi.Tom pulled open the door and stepped inside.
Tom açık kapıyı itip içeriye baktı.Tom pushed the door open and looked inside.
Biz manastırda durduk ve içeri girdik.We stopped at the monastery and went inside.
Tom üç gün içerisinde asılacak.Tom is going to be executed in three days.
Mary içeriye girdiğinde, Tom gazete okuyordu.Tom was reading the newspaper when Mary walked in.
Dört saat içerisinde varacağım.I will arrive in four hours.
Tom'un yardımcısı içeri girdi ve Mary'ye bir mesaj uzattı.Tom's assistant came in and handed Mary a message.
Tom kendisini odasına kilitledi ve kimsenin içeri girmesine izin vermedi.Tom locked himself in his room and wouldn't let anyone in.
Bir an içeri gelebilir miyim?Could I come in for a moment?
Herhangi biri içeri girdiğini gördü mü?Did anyone see you come in?
Tom senin içeri girdiğini gördü mü?Did Tom see you come in?
İstersen içeriye girebilirsin.You can come in if you want.
Tom, bir an için içeri gelebilir misin?Tom, could you come in here for a moment?
Bunu benim için içeriye götürebileceğini düşünüyor musun?Do you think you could take this inside for me?
Tom nasıl içeriye girecek?How will Tom get in?
Nasıl içeri girdin?How did you get inside?
Merhaba, içeri buyurun.Hi, come on in.
Tom bir bilet satın aldı ve içeri girdi.Tom bought a ticket and went in.
Son üç hafta içerisinde Tom, Mary'ye birkaç hediye aldı.Tom has given Mary several gifts in the past three weeks.
Tom genellikle telaş içerisinde yemek yer.Tom usually eats in a rush.
Tom içeride kahvaltı yapıyor.Tom is eating breakfast inside.
Komşular içeriyi göremesin diye perdeleri ört.Close the curtains so the neighbors can't see in.
Gizli içeriğin ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what the secret ingredient is.