Bu APDoS saldırıları yaklaşık 50+ petabits (50,000+ terabits) zararlı trafik içeriyordu.This attack involved approximately 50+ petabits (50,000+ terabits) of malicious traffic.
Yabancı popüler müzik türleri Tibet sınırları içerisinde de büyük bir etki yaratmıştır.Foreign styles of popular music have also had a major impact within Tibet.
Birçok ticari elastomer çapraz bağları olarak polisülfit içerir.Many commercial elastomers contain polysulfides as crosslinks.
Videolar, Jericho ile ilgili gizli mesajlar içeriyordu.The videos contained hidden messages and biblical links related to Jericho.
Soruşturma otuz yaşından büyük bireyleri içeriyordu.The investigation included individuals of more than thirty years.
Taze sebzeler birçok besin içerir.Fresh vegetables contain many nutrients.
Tom bu akşam 2.30'a kadar içeriye giremedi.Tom didn't get in until after 2:30 this morning.
Biz su hariç her şeyi içeriz.We drink everything except water.
Tom şimdi içeri girseydi ne söylerdi?What would Tom say if he walked in right now?
Ben içeride kalmayı tercih ederim.I prefer to stay indoors.
Ben bira içerim.I drink beer.
O, ondan bir mektup aldı, ancak yalnızca birkaç soğuk söz içeriyordu.She received a letter from her, but it only contained a few cold words.
Etiket, içeriklerle eşleşmiyor.The label doesn't match the contents.
Kutunun üzerindeki etiket, içerikle eşleşmiyor.The label on the box doesn't match the contents.
Kutu, içerikle eşleşmiyor.The box doesn't match the contents.
Biz yalnızdık ve bir adam içeri girdi.We were alone and a man broke in.
Ben su içerim.I drink water.
Tom içeriye bir göz atmalı.Tom should take a look inside.
Bu kitabın içerikleri zayıf sinirli insanlar için uygun değildir.The contents of this book are not suitable for people with weak nerves.
Bu düğme bir kamera ve mikrofon içerir.This button contains a camera and microphone.
Neden onu içeriye davet etmedin?Why didn't you invite him in?
Ben şarap içerim.I drink wine.
Sabahleyin işe gitmeden önce genellikle kahve içerim.I usually drink coffee in the morning before going to work.
Ben içeri geliyorum.I'm coming in.
Fadıl'ın çocukları içeride kaldılar.Fadil's children stayed inside.
Tom'un bana verdiği anahtarla içeri girdim.I let myself in with the key Tom had given me.
Bir kez içeri girersen, bir daha asla tekrar çıkmazsın.Once you go in, you'll never come out again.
Çamaşırı içeri getirdiğin için teşekkürler.Thanks for bringing the washing in.
Ben bira içmem. Fakat şarap içerim.I don't drink beer. I do, however, drink wine.
İşte benim kartım. E-posta adresimi ve telefon numaramı içeriyor.Here is my card. It contains my e-mail address and my phone number.
Leyla içeri girdi.Layla moved in.
Cümle bazı ciddi hatalar içeriyor.The sentence contains some serious mistakes.
Tom içeride olabilir. Bir bakayım.Tom may be in. Let me check.
Tom Boston'dan içeri girdi.Tom flew in from Boston.
Tom içeride değildi.Tom wasn't inside.
Tom, Mary'nin içeri girmesini bekliyor.Tom is waiting for Mary to come in.
Sabahları genellikle işe gitmeden önce kahve içerim.I usually drink coffee in the morning before I go to work.
Tom her zaman bir şapka takar, içeride bile.Tom always wears a hat, even inside.
Sami içeri gitti.Sami went inside.
Sami'nin iğnesi zehir içeriyordu.Sami's needle contained poison.
Sami, Leyla'nın içeri girmesine izin verdi.Sami allowed Layla to move in.
Sütlü kahve içerim.I drink coffee with milk.
Köpeği içeri sokan kişi sen miydin?Were you the one who let the dog in?
Tom içeride, değil mi?Tom is in, isn't he?
Bu kokteyl bir deniz kestanesi içerir.This cocktail contains a sea urchin.
Lütfen Tom'a içeri gelmesini söyle.Please tell Tom to come in.
Kuran birçok bilimsel mucize içerir.The Quran contains many scientific miracles.
Kuran birçok bilimsel gerçeği içerir.The Quran contains many scientific truths.
Daha önce çok geçtim buradan ama içeri hiç girmemiştim.I've passed by this place many times before, but I never went inside.
Güvenlik görevlileri bizi içeri almıyordu.The security guards wouldn't let us in.
Güvenlik bizi içeri sokmuyordu.The security guards wouldn't let us in.
Şirketimiz milyonlarca dolar içeride.Our company is in the red by millions of dollars.
Felix içeri girdi ve kapıyı kilitledi.Felix went in and locked the door.
Paul içeriye döndü.Paul went back inside.
Paul, Rima'ya içeri girmesini söyledi.Paul told Rima to go inside.
Paul içeri giremez.Paul can’t go inside.
Paul, Rima'yı içeri kilitledi.Paul locked Rima inside.
Bununla birlikte, Nokia üç uygulama içeriyordu.However, Nokia included three applications.
Aynı zamanda en son iletişim sistemlerini de içerir.It also includes the latest communication systems.
Paket başına iki veya üç satıldı, rulo başına yaklaşık 120 kalori içeriyorlar.Sold two or three per package, they contain about 120 calories per roll.