Tom ve ben anahtarla kapıyı açıp içeri girdik.Tom and I let ourselves in.
Tom'un içeri girmesine kim izin verdi?Who let Tom in?
Her sabah bir bardak süt içerim.I drink a glass of milk every morning.
Tom bütün gün içeride kaldı.Tom stayed inside all day.
Tom içeride değil ama Mary içeride.Tom isn't in, but Mary is.
Tom içeride ama Mary değil.Tom is in, but Mary isn't.
Sami'nin notu 66 tane kelime içeriyordu.Sami's note contained 66 typed words.
Sami içeri girdi.Sami moved in.
Sami içeride kapana kısıldı.Sami was trapped inside.
Sami içeri gitti.Sami went inside.
Sami'nin iğnesi zehir içeriyordu.Sami's needle contained poison.
Sami içeri gelmek istemedi.Sami didn't want to come in.
Sami, Leyla'ya içeri girmesi için izin verdi.Sami let Layla in.
Kapı yoluyla içeri gelin.Come in though the gate.
Sami, Leyla'nın içeri girmesine izin verdi.Sami allowed Layla to move in.
Deniz suyu tuz içerir.Seawater contains salt.
Evrensel kütüphane, şimdiye kadar yazılmış her kitabı içerir.The universal library contains every book ever written.
Sami içeriden iyi bir adamdır.Sami is a good man on the inside.
Sütlü kahve içerim.I drink coffee with milk.
Karaciğer yağı D vitamini içerir.Cod-liver oil contains vitamin D.
Tom, Mary'nin içeri girmesine izin verdi.Tom allowed Mary to come in.
Sami senin içeri girmene izin vermeyecek.Sami is not going to let you in.
Sana içeri almayacağım.I won't let you in.
Lütfen şimdi içeri gelin.Please come in now.
Köpeğin içeri girmesine izin veren kişi sen misin?Are you the one who let the dog in?
Köpeği içeri sokan kişi sen miydin?Were you the one who let the dog in?
Köpeğimin içeride uyumasına izin verdim.I let my dog sleep inside.
Sami'nin içeriği cinsel değildi.Sami's content wasn't sexual.
Sami içeri gelmek istedi.Sami wanted to come in.
Sami içeri girmek istiyordu.Sami wanted to come in.
Sami isterse içeri gelebilir.Sami can come in if he wants.
Tom içeri gelsin.Let Tom come in.
Tom'un içeride olduğunu biliyorum.I know Tom is in.
Gömleğini içeride tut.Keep your shirt tucked in.
Tom kilitsiz bir pencereden içeri girdi.Tom got in through an unlocked window.
Tom içeride, değil mi?Tom is in, isn't he?
Biri içeri girmemize izin verecek mi?Is somebody going to let us in?
Hadi sıcak olan yere içeriye girelim.Let's go inside where it's warm.
Bu kokteyl bir deniz kestanesi içerir.This cocktail contains a sea urchin.
Tom hâlâ içeride mi?Is Tom still inside?
Sami'nin içeri girmesine izin verilmedi.Sami wasn't allowed in.
Sami yabancıların içeri girmesine izin vermez.Sami doesn't allow strangers in.
Sami içeride kaldı.Sami stayed inside.
Sami içeri giriyor.Sami is moving in.
Lütfen Tom'a içeri gelmesini söyle.Please tell Tom to come in.
Hazır kahve çok nadir içerim.I very seldom drink instant coffee.
Nadiren hazır kahve içerim.I rarely drink instant coffee.
Tom içeride kilitli kaldı.Tom was locked inside.
Umarım içeri girmem senin için sorun değildir.I hope that you don't mind that I let myself in.
Kuran birçok bilimsel mucize içerir.The Quran contains many scientific miracles.
Kuran birçok bilimsel gerçeği içerir.The Quran contains many scientific truths.
O glüten içeriyor mu?Does it contain gluten?
O kapıda. Lütfen içeri buyur et.She's at the door. Please ask her to come in.
Daha önce çok geçtim buradan ama içeri hiç girmemiştim.I've passed by this place many times before, but I never went inside.
Üstümde kısa şort olduğu için içeri alınmadım.I wasn't allowed in as I had short-shorts on.
Fasulye yüksek miktarda demir içerir.Beans have a lot of iron.
Güvenlik görevlileri bizi içeri almıyordu.The security guards wouldn't let us in.
Güvenlik bizi içeri sokmuyordu.The security guards wouldn't let us in.
Tom'un içeri girmesine izin vermedim.I didn't let Tom in.
Bu kitabın içeriği ne?What is the content of this book?