Ana içeriğe geç
Sözlük

içeri ile cümle

içeri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O bana içeri girmem için işaret etti.She beckoned me to come in.
Coşku içerisinde, 30 dakikalık bir show-zamanı çok çabuk geçti.In all the excitement the 30 minute show-time passed in a flash.
Yolcuların hepsi içeride mi?Are all the passengers aboard?
Kırk dakika içerisinde sınıftan çıkacaklar.They'll get out of class in forty minutes.
Bu bilet içeriye iki kişi aldırır.This ticket lets two people in.
Geçit töreni altı tane bando içeriyordu.The parade included six marching bands.
İki dakika içerisinde arabamızın benzini biter.Our car will run out of petrol in 2 minutes.
Genellikle çok süt içerim.I usually drink a lot of milk.
Genellikle sabah kahve, akşam çay içerim.In the morning I usually drink coffee, in the evening I drink tea.
Yağmur yağmadan önce onu içeriye geri getirdiğinden emin ol.Make sure to bring that back inside before it rains.
Sabahları her zaman bir fincan kahve içerim.I always drink a cup of coffee every morning.
O içeri girdiğinde, o iki saattir ders anlatıyordu.He had already spent two hours lecturing when she came in.
Tom on beş dakika içerisinde burada olmalı.Tom should be here within fifteen minutes.
Belki bir aylık zaman içerisinde akıcı şekilde konuşabileceğim.Maybe I'll be able to speak fluently in a month's time.
O orada ne yapıyor? Onu içeri davet et!What's he doing out there? Invite him inside!
O büyük oranda içeriğe bağlı.It depends largely on the context.
Ondan önce içeriye girebilir miyim?Could I get in before that?
Yağmur yağarsa, çamaşırı içeri getir.If it rains, bring the washing in.
O, bebeği uyandırmamak için sessizce içeriye geldi.She came in quietly so she wouldn't wake up the baby.
Benim evimde biz çok bira içeriz.In my house we drink a lot of beer.
Ben neredeyse her gün sigara içerim.I smoke almost every day.
Ben her zaman uyumadan önce bir bardak süt içerim.I always drink a glass of milk before going to sleep.
Ben bile Tom'un kimle içeriye girdiğini fark etmedim.I didn't even notice who Tom came in with.
Hadi içeriye bir bakalım.Let's have a look inside.
Biz içeride kahvaltı yiyoruz.We are eating breakfast inside.
Kapı açılıyor ve arkadaşım içeri giriyor.The door opens and in walks my friend.
Tom içeride değil.Tom isn't in.
Tom içeride bekledi.Tom waited inside.
Bizi içeri almadılar.We're not welcome.
Sadece içeri gir.Just get in.
Sadece içeri atla.Just jump in.
Tom içeriye gidiyor.Tom is going inside.
Niçin içeriye girmiyoruz?Why don't we go in?
Neden içeri girmiyoruz?Why don't we go inside?
Niçin içeri dalmıyoruz?Why don't we duck back inside?
Bu sandık elma içeriyor.This crate contains apples.
Tom elinde bir İngiliz anahtarıyla içeri geldi.Tom came in with a wrench in his hand.
Sen içeri girdiğinde ben buradaydım.I was here when you came in.
Seni içeride göreceğim.I'll see you inside.
Tom kutunun içeriğini inceledi.Tom examined the contents of the box.
Tom her şeyi bir kutunun içerisine koydu.Tom put everything in a box.
Onu içeri getir, Tom.Bring it in, Tom.
Tom içeri girdi ve sessizce kapıyı arkasından kapattı.Tom walked in and quietly closed the door behind him.
Merhaba, Tom, içeriye gel.Hi, Tom. Come on in.
Dil ders kitapları çoğunlukla sadece iyi insanlar içerirler.Language textbooks often contain only good people.
Yaklaşık otuz dakika içerisinde orada olmalıyız.We should be there in about thirty minutes.
Birisi içeri girmeye çalıştı.Someone tried to break in.
Birisi içeri girmeye çalışıyor.Someone's trying to get in.
Tom'un yardımcısı içeri girdi ve Mary'ye bir mesaj uzattı.Tom's assistant came in and handed Mary a message.
Tom, bir an için içeri gelebilir misin?Tom, could you come in here for a moment?
Tom genellikle telaş içerisinde yemek yer.Tom usually eats in a rush.
Ben akşam yemeğiyle birlikte genellikle yeşil çay içerim.I usually drink green tea with dinner.
Tom'a buraya içeri gelmesini anlat.Tell Tom to get in here.
Asla içeri girmeyeceğiz.We'll never get inside.
Tom içeri geldi ve Mary'ye bir zarf uzattı.Tom came in and handed Mary an envelope.
Tom sadece içeri girdi.Tom just walked in.
Bugünlerde yediğiniz hemen her şey yüksek fruktozlu mısır şurubu içeriyor.High fructose corn syrup is found in about everything you eat these days.
Süt yerine kahve içerim.I drink coffee instead of milk.
Mağaranın içerisindeki bütün bu insanları alın.Get all these people inside the cave.
Arabanın anahtarı içeride kilitli kaldı.I've locked myself out of my car.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod