Ana içeriğe geç
Sözlük

içeri ile cümle

içeri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Onların içeriye girdiğini gördüm.I saw them go inside.
Onun içeriye girdiğini gördüm.I saw him go inside.
Onun içeri girdiğini duyduğumu sandım.I thought I heard her come in.
Onların içeri gelmesini ister misin?Would you ask them to come in?
Onun içeri gelmesini ister misin?Would you ask him to come in?
Onun içeri girmesini ister misin?Would you ask him to come in?
Onların içeri gelmesini isteyebilir misin?Can you ask them to come on in?
Onun içeri gelmesini isteyebilir misin?Can you ask him to come on in?
Onun içeri gelmesini rica edebilir misin?Can you ask her to come on in?
Onların içeriye gelmesini isteyebilir misin?Can you ask them to come in?
Onun içeriye gelmesini isteyebilir misin?Can you ask him to come in?
Ondan içeri gelmesini rica edebilir misin?Can you ask her to come in?
Ve sonra Tom içeriye geldi ve ağladığımı gördü.And then Tom came in and he saw me crying.
Tom Mary'nin içeriye girdiğini ve odanın arka tarafında oturduğunu gördü.Tom saw Mary walk in and take a seat in the back of the room.
Soda muazzam miktarda şeker ve kalori içerir.Sodas contain enormous amounts of sugar and calories.
Ben o kafede sık sık kahve içerim.I often drink coffee at that cafe.
Tom beni içeriye davet etti.Tom invited me inside.
Soruşturma otuz yaşından büyük bireyleri içeriyordu.The investigation included individuals of more than thirty years.
Sanırım Tom içeri girseydi kapının açıldığını duyardım.I think I would've heard the door open if Tom had come in.
Lütfen içeri girin!Please come in!
Sen neden içeri gitmiyorsun?Why don't you go inside?
Limonlar sitrik asit içerir.Lemons contain citric acid.
Doğa her sayfada büyük bir içerik sağlayan tek kitaptır.Nature is the only book that provides great content on every page.
Tom sadece içeri yürüdü.Tom has just walked in.
Bir ya da iki gün içerisinde görüşürüz.I'll see you in a day or two.
Tom evinin içerisinde kim olduğunu biliyordu.Tom knew who was inside his house.
Ben içeride kaldım.I stayed inside.
Şişe su içerir.The bottle contains water.
Tom röportaj için içeri girdi.Tom came in for an interview.
Salata esrar içeriyordu ve sonra yeni işini sevdiğini fark etti.The salad contained marijuana and then he realized he loved his new job.
Neden onu içeriye davet etmedin?Why didn't you invite him in?
Ben içeride bekliyor olacağım.I'll be waiting inside.
Fadıl içeride değil.Fadil isn't in.
Fadıl, Leyla'nın içeri gelmesini bekliyordu.Fadil was waiting for Layla to come in.
Çamaşırı içeri getirdiğin için teşekkürler.Thanks for bringing the washing in.
Ben bira içmem. Fakat şarap içerim.I don't drink beer. I do, however, drink wine.
Bu kütüphane, özellikle kör çocuklar için kitaplar içerir.This library contains books specifically for blind children.
DVD silinmiş ve genişletilmiş sahneler içeriyor.The DVD contains deleted and extended scenes.
Siz içeri girmemiz gerektiğini düşünmüyor musunuz?Don't you think we ought to go in?
Tom Boston'dan içeri girdi.Tom flew in from Boston.
Tom sorgulama için içeriye getirildi.Tom has been brought in for questioning.
Tom içeriye geri taşındı.Tom has moved back in.
Tom içeride ama Mary değil.Tom is in, but Mary isn't.
Sami içeride kapana kısıldı.Sami was trapped inside.
Deniz suyu tuz içerir.Seawater contains salt.
Sami içeriden iyi bir adamdır.Sami is a good man on the inside.
Gömleğini içeride tut.Keep your shirt tucked in.
Biri içeri girmemize izin verecek mi?Is somebody going to let us in?
Sami'nin içeri girmesine izin verilmedi.Sami wasn't allowed in.
Sami yabancıların içeri girmesine izin vermez.Sami doesn't allow strangers in.
Hazır kahve çok nadir içerim.I very seldom drink instant coffee.
Nadiren hazır kahve içerim.I rarely drink instant coffee.
Kuran birçok bilimsel mucize içerir.The Quran contains many scientific miracles.
Kuran birçok bilimsel gerçeği içerir.The Quran contains many scientific truths.
Daha önce çok geçtim buradan ama içeri hiç girmemiştim.I've passed by this place many times before, but I never went inside.
Üstümde kısa şort olduğu için içeri alınmadım.I wasn't allowed in as I had short-shorts on.
Lütfen içeri geçin. Tren kalkmak üzere.Please step aboard. The train is about to leave.
Patron ne zaman içeri girse herkes çalışıyormuş numarası yapıyor.Whenever the boss walks in, everyone pretends to be working.
Hafta sonları şarap içerim.I drink wine on weekends.
Şirketimiz milyonlarca dolar içeride.Our company is in the red by millions of dollars.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod