İçeriye bakman gerek.You need to look inward.
İçeride kalalım. Dışarısı korkunç soğuk.Let's stay inside. Outside it's terribly cold.
Sami'nin notu 66 tane kelime içeriyordu.Sami's note contained 66 typed words.
Sami içeri girdi.Sami moved in.
Sami içeride kapana kısıldı.Sami was trapped inside.
İçeri gelebilir miyim?Is it OK if I come in?
Su içerler mi?Would they drink water?
Sami içeri gitti.Sami went inside.
Sami'nin iğnesi zehir içeriyordu.Sami's needle contained poison.
Babam hırslı bir adamdı ve büyük miktarda kahve içerdi.My father was an ambitious man and would drink massive amounts of coffee.
Benim. İçeri girebilir miyim?It's me. Can I come in?
Eskiden çok fazla kahve içerdim ama artık kahve içmiyorum.I used to drink a lot of coffee, but I don't drink coffee anymore.
Sami içeri gelmek istemedi.Sami didn't want to come in.
Sami, Leyla'ya içeri girmesi için izin verdi.Sami let Layla in.
Kapı yoluyla içeri gelin.Come in though the gate.
Sami, Leyla'nın içeri girmesine izin verdi.Sami allowed Layla to move in.
Bir fincan daha kahve içer misin?Will you have another cup of coffee?
Deniz suyu tuz içerir.Seawater contains salt.
İçeri gelin, lütfen.Come in, please.
Evrensel kütüphane, şimdiye kadar yazılmış her kitabı içerir.The universal library contains every book ever written.
Sami her gün kahve içer.Sami drinks coffee every day.
Sami, Leyla'nın iğnesinin içerdiğini bilmiyordu.Sami didn't know what Layla's needle contained.
Sami o ilacı her zaman içer.Sami would drink that medication all the time.
İçeri girmeme izin vermeyecekler.They won't let me in.
Mary limonata içer.Mary drinks lemonade.
Sami içeriden iyi bir adamdır.Sami is a good man on the inside.
Kedi, sütünü yalayarak içer.The cat laps his milk.
Sütlü kahve içerim.I drink coffee with milk.
Karaciğer yağı D vitamini içerir.Cod-liver oil contains vitamin D.
Tom, Mary'nin içeri girmesine izin verdi.Tom allowed Mary to come in.
Sami senin içeri girmene izin vermeyecek.Sami is not going to let you in.
Sana içeri almayacağım.I won't let you in.
Lütfen şimdi içeri gelin.Please come in now.
Sadece Tom çay içer.Only Tom drinks tea.
Köpeğin içeri girmesine izin veren kişi sen misin?Are you the one who let the dog in?
Köpeği içeri sokan kişi sen miydin?Were you the one who let the dog in?
Köpeğimin içeride uyumasına izin verdim.I let my dog sleep inside.
Sami'nin içeriği cinsel değildi.Sami's content wasn't sexual.
Sami içeri gelmek istedi.Sami wanted to come in.
Sami içeri girmek istiyordu.Sami wanted to come in.
Sami isterse içeri gelebilir.Sami can come in if he wants.
Tom içeri gelsin.Let Tom come in.
İçeride yemek yemeyi tercih ederiz. Dışarısı çok soğuk.We'd rather eat indoors. It's too cold outside.
İçeride hava çok sıcak ama dışarıda hava buz gibi.Inside, it's very hot, but outside its freezing.
Tom'un içeride olduğunu biliyorum.I know Tom is in.
İçeri girebilirim, sanırım.I could go inside, I suppose.
Gömleğini içeride tut.Keep your shirt tucked in.
Tom bazen biraz şarap içer.Tom drinks a little wine sometimes.
Tom kilitsiz bir pencereden içeri girdi.Tom got in through an unlocked window.
Sami hep içki içer.Sami always drinks.
Sami tekila içer.Sami drinks tequila.
İçeri girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarın.Take your shoes off before you enter.
Tom içeride, değil mi?Tom is in, isn't he?
Biri içeri girmemize izin verecek mi?Is somebody going to let us in?
Kahve içer misin? Eğer öyleyse, ne sıklıkla içiyorsunuz?Do you drink coffee? If so, how often do you drink it?
Kahve içer misin? Eğer öyleyse, her gün kaç fincan kahve içiyorsunuz?Do you drink coffee? If so, how many cups of coffee do you drink every day?
Hadi sıcak olan yere içeriye girelim.Let's go inside where it's warm.
Bu kokteyl bir deniz kestanesi içerir.This cocktail contains a sea urchin.
Tom içerde bekliyor, değil mi?Tom is waiting inside, isn't he?
Bir günde kaç fincan çay içersin?How many cups of tea do you drink a day?