İçeri gel. Su harika.Come on in. The water's great.
"Sigaran var mı?" "Hayır, sadece başkalarınınkileri içerim.""Do you have a cigarette?" "No, I only smoke other people's."
Dana kıymanın at eti içerdiği tespit edildi.The ground beef was found to contain horse meat.
İçeri geldiğimde, köpeğim üzerime atladı.When I came in, my dog jumped up on me.
Tom kapıyı açtı ve içeri girmeye karar vermeden önce dinledi.Tom opened the door and listened before he decided to walk in.
Tom üç bardak espresso taşıyarak içeri geldi.Tom came in carrying three cups of espresso.
Tom ve Mary bir fincan kahve içerken sohbet etti.Tom and Mary talked over a cup of coffee.
Tom kedinin içeri girmesi için kapıyı açtı.Tom opened the door to let the cat in.
Tom kapıyı açtı ve içeri yürüdü.Tom opened the door and walked inside.
Tom kapıyı tekmeledi ve içeri koştu.Tom kicked the door in and ran inside.
Tom kutunun içeriğini inceledi.Tom examined the contents of the box.
Otuz dakika içerisinde orada olacağız.We'll be there in thirty minutes.
Tom bir sorun için içeride olabilir.Tom could be in for some trouble.
Tom bir smokin giyerek içeri yürüdü.Tom walked in wearing a tuxedo.
Tom bir şey taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying something.
Tom içeriye yiyecek taşıyarak girdi.Tom came in carrying groceries.
Tom ve Mary hâlâ içeride.Tom and Mary are still inside.
Mary'nin içeri geldiğini duymadım.Tom didn't hear Mary come in.
Tom dikkatle içeri girdi.Tom carefully stepped inside.
Tom her şeyi bir kutunun içerisine koydu.Tom put everything in a box.
Tom içeride Mary'yi izledi.Tom followed Mary inside.
Tom ve Mary içerideler.Tom and Mary are inside.
Çabuk içeri gir, lütfen?Come in quickly, please.
Tom aceleyle içeri girdi.Tom rushed back inside.
Neden içeride değilsin?Why aren't you inside?
Tom içeride bekliyor.Tom is waiting inside.
Tom zaten içeride.Tom is already inside.
Çay içer misin?Do you want some tea?
Bir dakika için içeriye gel.Come in for a minute.
Tom içeri koştu.Tom ran back inside.
Tom'u içeri gönder lütfen.Send Tom in, please.
Bizi içeriye girmemize izin ver, lütfen.Let us in, please.
İçer misin, Tom?Do you drink, Tom?
Tom çok sigara içer.Tom smokes a lot.
Tom sadece içeri geldi.Tom just came in.
Tom içeri yeni girdi.Tom just came in.
Onu içeri getir, Tom.Bring it in, Tom.
İçeri gel, Tom.Come on in, Tom.
Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.The soft afternoon sun came in through the branches of the tree and then the window.
İçeri girmeden önce kapıyı çal.Knock before coming in.
Sizden biri içeriye gelsin ve sizden biri dışarıda beklesin.One of you come in and one of you wait outside.
Tom her gün %100 saf portakal suyu içer.Tom drinks 100% pure orange juice every day.
Kahvemi siyah içerim.I drink my coffee black.
Tom bir kamışla çikolatalı sütü içerken yemek odası masasına oturdu.Tom sat at the dining room table, drinking chocolate milk through a straw.
Tom içeri girdi ve sessizce kapıyı arkasından kapattı.Tom walked in and quietly closed the door behind him.
Ben çok fazla içki içerim!I drink too much!
İçeride ayakkabı giyer misin?Do you wear shoes indoors?
Çayımı şekersiz içerim.I drink my tea without sugar.
Elma iyi görünüyordu ama içeriden çürümüştü.The apple looked good, but the inside was rotten.
Hırsızlık içeriden destekli olmalı.The theft must have been an inside job.
Hırsız kırık bir pencereden içeriye girdi.The burglar got in through a broken window.
Merhaba, Tom, içeriye gel.Hi, Tom. Come on in.
Eğer içki içersen araba sürme, eğer araba sürersen içki içme.If you drink, don't drive. If you drive, don't drink.
Tom bira içmemesine rağmen şarap içer.Even though Tom doesn't drink beer, he does drinks wine.
Tom bir çocukken sık sık çikolatalı süt içerdi.Tom often drank chocolate milk when he was a kid.
Çayı şekersiz içerim.I drink tea without sugar.
Senin içeri girmene izin vermemden önce ilk olarak bana kimliğini göster.Show me your ID first before I let you in.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
Havaalanı yeniydi. İçeri girdim ve bir göz attım.The airport was new. I went inside and had a look.
Şampanya içer misiniz?Would you drink champagne?