Kaplıcalarda bir bardak şarap içerken bunu görüşelim.Let's discuss this over a glass of wine in the hot springs.
İçeride kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would prefer to go out than stay in.
Sabahleyin her zaman bir fincan kahve içerim.I always drink a cup of coffee in the morning.
Bu çorba çok sıcak, içemem.The soup's too hot, I can't eat it.
O, çayını içerken benimle konuştu.He chatted with me while drinking his tea.
Çayını içerken benimle sohbet etti.She chatted with me while drinking her tea.
İçeri girip bir fincan çay içmeyecek misin?Won't you come in and have a cup of tea?
İçeri gelip bir bardak çay içmez misiniz?Won't you come in and have a cup of tea?
Biz içerken birbirimize açılırız.As we drink, we open up to each other.
Sadece iki ya da üç içecek içtim.I've only had two or three drinks.
Bir litre süt yaklaşık otuz gram protein içerir.A liter of milk contains about thirty grams of protein.
Köpeğin içeri girmesine izin vermeyin.Don't let the dog in.
İçecek sıcak bir şeyiniz var mı?Do you have anything hot to drink?
İçecekler için toplam fatura 7000 dolara ulaştı.The total bill for drinks came up to 7000 dollars.
Biz içeceklere toplam yedi bin dolar harcadık.We spent seven thousand dollars on drinks in total.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Bu bilet içeriye iki kişi aldırır.This ticket lets two people in.
Pekala çocuklar, gerçekten içecek bir şeye ihtiyacım var.OK guys, I really need something to drink.
Bazen içecek çok fazla şey ancak yeterlidir.Sometimes too much to drink is barely enough.
Deniz suyunu içemezsin çünkü su çok tuzlu.You can't drink seawater because it's too salty.
Baca gibi sigara içer, balık gibi içki içer.He smokes like a chimney and drinks like a fish.
Baca gibi sigara, sünger gibi de içki içer.He smokes like a chimney and drinks like a fish.
Biyoloji birçok yaşam bilimlerini içerir.Biology includes many life sciences.
Kutu bazı eski mücevherler içeriyor.The box contains some old jewelry.
Bu kek un, süt, yumurta ve şeker içerir.This cake contains flour, milk, eggs and sugar.
Bir kelebeğin kanadı bir sürü detay içerir.A butterfly's wing contains many details.
Tom iki gün içerisinde apartmanını boşaltmak zorundaydı.Tom had to empty his apartment in two days.
Alışveriş listesi bir galon süt içeriyordu.The shopping list included a gallon of milk.
On yıl içerisinde Tom'un sekiz işi oldu.Tom has had eight jobs in ten years.
Geçit töreni altı tane bando içeriyordu.The parade included six marching bands.
Birçok ev temizlik malzemeleri zehir içerir.Many household cleaners contain poison.
Ne zaman kahve içersin?When do you drink coffee?
İçeri buyurun. Israr ediyorum.Come in. I insist.
Lütfen bu kap içerisine işeyin.Please, urinate in this vessel!
Kazadan sonra ilk bir ay sadece bir çubuk vasıtasıyla sıvı şeyler içebildi.For the first month after the accident she could only drink liquids through a straw.
Komedi her zaman biraz trajedi içerir. Üzgün palyaçolar olmasının nedeni bu.Comedy always includes a little tragedy. That's why there are sad clowns.
Buradan içeri giren umudunu geride bıraksın.Abandon hope, all ye who enter here.
Paella çoğunlukla salyangoz içerir.Paella often includes snails.
İki dakika içerisinde arabamızın benzini biter.Our car will run out of petrol in 2 minutes.
İtalyanlar genellikle kahve içerler.The Italians often drink coffee.
İtalyanlar hep şarap içerler.The Italians always drink wine.
O çok sigara içer.She smokes a lot.
Biraz çay içerken bekleyelim.Let's wait, while drinking some tea.
Garanti normal aşınma ve yıpranmayı içermemektedir.The warranty doesn't cover normal wear and tear.
Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.A leading specialist was brought in to authenticate the painting.
Onun kocası gerçekten çok içer.Her husband drinks really like a fish.
Bu kutu çeşitli çikolatalar içerir.This box contains assorted chocolates.
O, peşpeşe viski içerek barda oturdu.She sat at the bar downing shot after shot of whisky.
Kız kardeşler birbirleriyle ahenk içerisinde yaşadı.The sisters lived in harmony with each other.
İçeri girdiğim zaman adam onu söylüyordu.The man was saying it when I came in.
Tom her gün vitaminler ve mineraller içeren bir tablet alır.Tom takes a tablet containing vitamins and minerals every day.
Bu içecek çok lezzetlidir.This drink is very delicious.
O önceleri bira içerdi.He used to drink beer.
Birkaç gün içerisinde, Japonya, Amerikan Guam adasını ele geçirdi.Within days, Japan captured the American island of Guam.
Gazete muhabirlerine içeri girmesine izin verilmedi.Newspaper reporters were not permitted inside.
Bir mola verelim ve biraz çay içelim.Let's take a break and drink some tea.
Karıştırıcılar meyveli buzlu içecekleri gerçekten seven insanlar için güzeldir.Blenders are nice for people who really like smoothies.
Ben kağıdımı dün içe kıvırdım.I turned in my paper yesterday.
DVD'nin kesilmemiş versiyonu sadece bir tane ekstra sahne içeriyordu.The uncut version of the DVD only included one extra scene.
Ben içeri girdiğimde onlar çıplaktılar.They were undressed when I came in.