Kutu, içerikle eşleşmiyor.The box doesn't match the contents.
Her gün ne kadar kahve içersin?How much coffee do you drink every day?
Birisi Tom'un içeceğine alkol katmış.Someone spiked Tom's drink.
Bir ya da iki gün içerisinde görüşürüz.I'll see you in a day or two.
İçecek hiçbir şeyim yoktu.I didn't have anything to drink.
Tom sabahleyin her zaman çay içer.Tom always drinks tea in the morning.
İçerisi çok sıcak.It's very hot inside.
Mary istediği her şeyi yiyebiliyor ve içebiliyor ve hala zayıf kalabiliyor.Mary can eat and drink anything she wants and still stay skinny.
İçeri girip ödevimi yapmak zorundayım.I have to go inside and do my homework.
Kahve içmek için içeri girdim.I went inside to drink coffee.
Lütfen içeri gelmeyin.Please don't come in.
Ben enerji içeceklerinden hoşlanmıyorum.I don't like energy drinks.
Maria'nın en sevdiği içecek yeşil çaydır.Maria's very favorite drink is green tea.
Maria kahvaltıda her zaman süt içer.Maria always drinks milk at breakfast.
Tom akşam yemeği için genellikle bira içer.Tom usually drinks beer for supper.
Troposfer tüm atmosfer kütlesinin dörtte üçünü içerir.The troposphere contains three-quarters of the mass of the entire atmosphere.
Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.Sunblock contains chemicals that can reflect or absorb the ultraviolet light.
Yeryüzündeki tüm yaşayan varlıklar karbon içerirler. Sen bile karbon içeriyorsun.All living things on Earth contain carbon. Even you contain carbon.
Yeryüzündeki tüm yaşayan şeyler karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Yeryüzündeki tüm canlılar karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Okyanuslar yeryüzündeki tüm suyun yaklaşık % 97'sini içerirler.The ocean contains about 97% of all the water on Earth.
O çok fazla kahve içer.He drinks too much coffee.
"Çayını sütle mi yoksa şekerle mi içersin?" - "Hayır, ikisiyle de değil.""Do you drink your tea with milk or sugar?"- "No, I don't have it with either."
Ben şekersiz kahve içemem.I cannot drink coffee without sugar.
Süt içer.She drinks milk.
Sen bir içe dönük mü yoksa dışa dönük müsün?Are you an introvert or an extrovert?
Tom içe dönük bir kimse.Tom is an introvert.
Tom sadece şişe suyu içer.Tom drinks only bottled water.
Biz yalnızdık ve bir adam içeri girdi.We were alone and a man broke in.
Herhangi bir şekersiz içecek servis ediyor musunuz?Do you serve any sugar-free beverages?
Hisse senetlerine yatırım yapmak risk içerir.Investing in stocks involves risk.
Tom ithal bira içen tanıdığım tek kişidir.Tom is the only person I know who drinks imported beer.
Tom çok fazla bira içer.Tom drinks too much beer.
Tom bir sigara içen değildir.Tom isn't a smoker.
Tom genellikle kırmızı şarap içer.Tom usually drinks red wine.
Bir içki daha içelim.Let's have another drink.
Başka bir içki içelim.Let's have another drink.
Mary meyveli buzlu içeceğine biraz kurt üzümü koydu.Mary put some goji berries in her smoothie.
Tom kendini arka kapıdan içeriye aldı.Tom let himself in through the back door.
Okulda sigara içemezsin.You can't smoke in school.
Çalışma saatleri sırasında sigara içemezsin.You can't smoke during work hours.
Tom evinin içerisinde kim olduğunu biliyordu.Tom knew who was inside his house.
İçeriye gelebilir miyim?Can I come inside?
Tom sadece su içer.Tom only drinks water.
Ben su içerim.I drink water.
Kahve içer.He drinks coffee.
O, kahve içer.He drinks coffee.
Tom kesinlikle çok içer.Tom sure drinks a lot.
Konuşurken kahve içelim.Let's drink coffee while we talk.
Ben içeride kaldım.I stayed inside.
Şişe su içerir.The bottle contains water.
Bir şişeden şarap içen kadınlar bana hitap etmezler.Women who drink beer from a bottle don't appeal to me.
İçerideki nedir?What's inside?
Bugün bütün gün içeride kaldım.I stayed inside all day today.
Sigara içen biri diğer insanlara zarar verir.A smoker harms other people.
Şu anda gerçekten bir içki içebilirim.I could really use a drink right now.
Tom içeri girmem için işaret etti.Tom beckoned me to come in.
Tatlı içecekleri sevmiyorum.I don't like sweet drinks.
Biz evde çok bira içeriz.We drink a lot of beer at home.
Daha fazla bira içemem.I can't drink more beer.