Onlar birer birer içeri girdiler.They came in one by one.
İçki içer misin?Do you drink?
Sadece hafta sonlarında içki içerim.I only drink on weekends.
Çay içeceğim.I will drink the tea.
Ben kahve içeceğim.I will drink the coffee.
Tom sigara içerken bankta oturdu.Tom sat on the bench smoking.
Tom sigara içerken bir bankta oturdu.Tom sat on a bench smoking a cigarette.
Ben sadece soğuk içecekler içmekten hoşlanırım.I only like to drink cold drinks.
Duvar dış tarafta beyaz ve içeride yeşil.The wall is white on the outside and green on the inside.
Nitrit içermeyen gıdaları tercih etmeli miyim?Should I opt for nitrite-free foods?
Tom çok sayıda spor içecekleri içmekten diyabet hastası oldu.Tom got diabetes from drinking too many sports drinks.
Margarita margarita içerken margherita pizza yapıyor.Margarita is making a margherita pizza while drinking margaritas.
İçeri girebilir miyiz?Can we go inside?
İçeri gidelim mi?Should we go inside?
İçeriye giriyor musun?Are you going in?
İçeri gitmek için izin alabilir miyim.May I have permission to go inside?
Biraz acai içeceğim.I will drink some acai.
Onlar çok fazla içer.They drink too much.
Sigara içen bir kişiyi öpmek kül tablası yalamak gibidir.Kissing a person who smokes is like licking an ashtray.
Kahvemi içerken balkondaki kuşları izledim.I watched the birds on the balcony while drinking my coffee.
İçecek bir şey al.Have something to drink.
Doğada her şey doğanın tüm güçlerini içermektedir.Everything in Nature contains all the powers of Nature.
İçeri girer misin?Can you get in?
İçeriye nasıl gireceğiz?How are we going to get inside?
İçeri nasıl girebiliriz?How can we get in?
Nasıl içeri girebiliriz?How can we get in?
Şimdi içeride devam et.Now go on inside.
Orada içeride biri var.There's somebody in there.
Görevini bitirir bitirmez istediğin kadar çok içebilirsin.Once you have completed your mission you can drink as much as you like.
Dil ders kitapları çoğunlukla sadece iyi insanlar içerirler.Language textbooks often contain only good people.
Tom kapı camını kırdı, içeriye girdi, kapının kilidini açtı ve arabaya bindi.Tom broke the door window, reached inside, unlocked the door and got into the car.
Ben şimdi içeriye giriyorum.I'm getting in now.
O, kapıdan içeri girdiğinde kalbim daha hızlı atmaya başladı.When she walked through the door, my heart began to beat faster.
O neden dışarıda? Onu içeri davet et!Why's he outside? Invite him to come in!
Anahtarı içeride bırakıp kapıyı örttüm.I locked myself out of my house.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
Bu akşam verdiğimiz parti için yiyecek ve içecekler almak zorundayım.I have to buy food and drinks for the party we're giving this evening.
Bira içerdim ama artık içmiyorum.I used to drink beer, but I don't anymore.
Yaklaşık otuz dakika içerisinde orada olmalıyız.We should be there in about thirty minutes.
İstediğin her şeyi içebilirsin.You can drink anything you want.
Ne isterseniz içebilirsiniz.You can drink whatever you want.
İçeriye girsen iyi olur.You'd better go inside.
Burada şekersiz kahve içen tek kişisin.You're the only one here who drinks coffee without sugar.
Tom ve Mary her ikisi de çok fazla kahve içerler.Tom and Mary both drink too much coffee.
Tom bize bazı içecekler aldı.Tom bought us some drinks.
Tom köpek kapısından içeri girdi.Tom crawled through the dog door.
Tom bana içecek bir şey teklif etmedi.Tom didn't offer me anything to drink.
Tom Mary'nin içeri girmesi için işaret etti.Tom gestured for Mary to go inside.
Tom banyo penceresinden içeriye girdi.Tom got in through the bathroom window.
Tom'un zaten içecek çok şeyi vardı.Tom has had plenty to drink already.
Tom kendisi ve Mary için içecekler koydu.Tom poured drinks for himself and Mary.
Tom sivrisinekler içeri giremeden önce kapıyı hızla kapattı.Tom quickly closed the door before any mosquitoes could get in.
Tom bir fincan kahve içerken mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the kitchen table, drinking a cup of coffee.
Tom pelin otu içerken masada yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the table, drinking absinthe.
Tom nadiren akşamları kahve içer.Tom seldom drinks coffee in the evening.
Tom bir su şişesinden su içerek kapının yanında durdu.Tom stood by the gate, drinking from a water bottle.
Tom kapıyı açtı ve içeriye baktı.Tom opened the door and looked inside.
Sinek sineklikteki bir delikten içeri girdi.The fly got into the house through a hole in the flyscreen.
Birisi içeri girmeye çalıştı.Someone tried to break in.
Birisi içeri girmeye çalışıyor.Someone's trying to get in.