Çok fazla içki içer.She drinks like a fish.
Mary çok içki içer.Mary drinks like a fish.
İyi büyümek için, bu bitkilerin çok fazla nem içermeyen toprağa ihtiyacı var.In order to grow well, these plants need soil that does not contain too much moisture.
İçecek çok şeyim vardı.I've had too much to drink.
Partiye gelen herkes yiyecek ve içeceğe kendi katkılarını getirmeliler.Everyone coming to the party must bring their own contribution to the food and drink.
Biz içeri girdiğimizde Tom ve Mary oturuyordu.Tom and Mary were sitting when we came in.
Tom tekrar kapıdan içeriye yürüdü.Tom walked back in through the door.
İçeri girmeliyiz.We should come in.
Tom ve Mary kahve içerken verandada oturuyorlardı.Tom and Mary are sitting on the porch drinking coffee.
O içeri girdiğinde, ona bu kitabı ver.When he comes in, give him this book.
Tom paketin içeriğine baktı.Tom looked through the contents of the package.
Tom ön kapıyı açtı ve içeri girdi.Tom opened the front door and went inside.
Tom kapıyı çekerek açtı ve içeri girdi.Tom pulled open the door and stepped inside.
Tom açık kapıyı itip içeriye baktı.Tom pushed the door open and looked inside.
İçeri gelsen iyi olur.You'd better come inside.
Tom içe dönük ve utangaçTom is introverted and shy.
Biz manastırda durduk ve içeri girdik.We stopped at the monastery and went inside.
Tom üç gün içerisinde asılacak.Tom is going to be executed in three days.
Mary içeriye girdiğinde, Tom gazete okuyordu.Tom was reading the newspaper when Mary walked in.
Dört saat içerisinde varacağım.I will arrive in four hours.
Tom'un yardımcısı içeri girdi ve Mary'ye bir mesaj uzattı.Tom's assistant came in and handed Mary a message.
Tom kendisini odasına kilitledi ve kimsenin içeri girmesine izin vermedi.Tom locked himself in his room and wouldn't let anyone in.
İçeride kim olduğunu gördünüz mü?Did you see who was inside?
İçeri girebilip giremeyeceğimize bakalım.Let's see if we can get inside.
İçeri geliyor musun?Are you coming in?
İçeri gelmiyor musun?Aren't you coming inside?
İçeri gelmiyor musunuz?Aren't you coming inside?
Bir an içeri gelebilir miyim?Could I come in for a moment?
İçeri girebilir miyiz lütfen?Could we come in, please?
Herhangi biri içeri girdiğini gördü mü?Did anyone see you come in?
Tom senin içeri girdiğini gördü mü?Did Tom see you come in?
İçeri girer misin lütfen?Would you come in, please?
İstersen içeriye girebilirsin.You can come in if you want.
Tom, bir an için içeri gelebilir misin?Tom, could you come in here for a moment?
İçeri gir ve mayonu değiştir.Go inside and change into your swimsuit.
Tom bir içecek isteyip istemediğimi sordu.Tom asked me if I wanted a drink.
Bunu benim için içeriye götürebileceğini düşünüyor musun?Do you think you could take this inside for me?
Tom nasıl içeriye girecek?How will Tom get in?
İçeri nasıl girdiniz?How did you get inside?
Nasıl içeri girdin?How did you get inside?
Merhaba, içeri buyurun.Hi, come on in.
Orada durma. İçeriye gel.Don't just stand there. Come on in.
İçecekler altıya kadar yarı fiyatına.The drinks are half price until six.
Batıdaki erkekler genellikle viski içer.Generally men in Westerns drink whisky.
Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.A ghost is an outward and visible sign of an inward fear.
Tom bir bilet satın aldı ve içeri girdi.Tom bought a ticket and went in.
Bana bir içecek satın alabilir misiniz?Could you buy me a drink?
Son üç hafta içerisinde Tom, Mary'ye birkaç hediye aldı.Tom has given Mary several gifts in the past three weeks.
İçeri gir. Seni götüreceğim.Get in. I'll give you a ride.
Tom genellikle telaş içerisinde yemek yer.Tom usually eats in a rush.
Tom içeride kahvaltı yapıyor.Tom is eating breakfast inside.
Tom'a yiyecek ya da içecek bir şey verdin mi?Have you given Tom anything to eat or drink?
Yiyecek ya da içecek bir şey ister misin?Do you want something to eat or drink?
İçeri gel ve yiyecek bir şey al.Come inside and have something to eat.
Sana bir içecek ya da yiyecek bir şey alabilir miyim?Can I get you a drink or something to eat?
Tom içki içerdi.Tom used to drink.
Tom bira içerdi.Tom used to drink beer.
Tom içebilecek yaşta.Tom is old enough to drink.
Tom içebilecek kadar yaşlı.Tom is old enough to drink.
Tom'un içecek çok şeyi var.Tom has had too much to drink.