Tom ve Mary içerideler.Tom and Mary are inside.
Çabuk içeri gir, lütfen?Come in quickly, please.
Tom aceleyle içeri girdi.Tom rushed back inside.
Neden içeride değilsin?Why aren't you inside?
Tom içeride bekliyor.Tom is waiting inside.
Tom zaten içeride.Tom is already inside.
Çay içer misin?Do you want some tea?
Bir dakika için içeriye gel.Come in for a minute.
Tom içeri koştu.Tom ran back inside.
Tom'u içeri gönder lütfen.Send Tom in, please.
Buyur, içecek bir şey al.Here, have a drink.
Bizi içeriye girmemize izin ver, lütfen.Let us in, please.
İçer misin, Tom?Do you drink, Tom?
Tom çok sigara içer.Tom smokes a lot.
Tom sadece içeri geldi.Tom just came in.
Tom içeri yeni girdi.Tom just came in.
Onu içeri getir, Tom.Bring it in, Tom.
İçeri gel, Tom.Come on in, Tom.
Çay dünyada popüler bir içecektir.Tea is a popular beverage throughout the world.
Kahvemi içeceğim.I am going to drink my coffee.
Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.The soft afternoon sun came in through the branches of the tree and then the window.
İçeri girmeden önce kapıyı çal.Knock before coming in.
Sizden biri içeriye gelsin ve sizden biri dışarıda beklesin.One of you come in and one of you wait outside.
Haydi çay içelim ve çikolata yiyelim!Let's drink tea and eat chocolate!
Restoranlarda sigara içmeyi yasaklamak çok popüler, hatta sigara içenler ile!Banning smoking in restaurants is very popular, even with smokers!
Tom her gün %100 saf portakal suyu içer.Tom drinks 100% pure orange juice every day.
Kahvemi siyah içerim.I drink my coffee black.
Tom bir kamışla çikolatalı sütü içerken yemek odası masasına oturdu.Tom sat at the dining room table, drinking chocolate milk through a straw.
Tom içeri girdi ve sessizce kapıyı arkasından kapattı.Tom walked in and quietly closed the door behind him.
Enerji içeceklerini alkolle karıştırma.Don't mix energy drinks with alcohol.
Ben çok fazla içki içerim!I drink too much!
Sen asla alkollü içecekler içmediğini söyledin!You said you never drank alcoholic drinks!
İçeride ayakkabı giyer misin?Do you wear shoes indoors?
Sigara içenler genç ölür.Smokers die young.
Çayımı şekersiz içerim.I drink my tea without sugar.
Elma iyi görünüyordu ama içeriden çürümüştü.The apple looked good, but the inside was rotten.
Hırsızlık içeriden destekli olmalı.The theft must have been an inside job.
Hırsız kırık bir pencereden içeriye girdi.The burglar got in through a broken window.
Merhaba, Tom, içeriye gel.Hi, Tom. Come on in.
Şarap içemem.I am not able to drink wine.
Eğer içki içersen araba sürme, eğer araba sürersen içki içme.If you drink, don't drive. If you drive, don't drink.
Tom bira içmemesine rağmen şarap içer.Even though Tom doesn't drink beer, he does drinks wine.
Tom bir çocukken sık sık çikolatalı süt içerdi.Tom often drank chocolate milk when he was a kid.
Tom kendine bir fincan sıcak çikolata yaptı ama onu içecek zamanı yoktu.Tom made himself a cup of hot chocolate, but didn't have time to drink it.
Çayı şekersiz içerim.I drink tea without sugar.
Gerçekten içecek çok fazla şeyimiz yoktu.We didn't really have very much to drink.
Senin içeri girmene izin vermemden önce ilk olarak bana kimliğini göster.Show me your ID first before I let you in.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
Havaalanı yeniydi. İçeri girdim ve bir göz attım.The airport was new. I went inside and had a look.
Biz çay içelim.Let us drink tea.
Şampanya içer misiniz?Would you drink champagne?
Ben içeri gittim.I went inside.
Kapının açık olduğunu gördüm, bu yüzden içeri girdim.I saw that the door was open, so I went in.
O küçük opak şişe ne içerir bilmiyorsun.You don't know what that small opaque bottle contains.
Onlar patlıcanın çok nikotin içerdiğini söylüyorlar.They say that an eggplant has lots of nicotine.
O çok fazla içki içer.He drinks a lot.
Sabahları hindistan cevizi suyu içerim.I drink coconut water in the morning.
Tom hemen içeri girmedi.Tom didn't go in right away.
Tom doğruca içeri girmedi.Tom didn't go straight in.
Tom tüm gün içeride bilgisayara bakarak duruyor.Tom stays inside all day staring at the computer.