Ana içeriğe geç
Sözlük

içe ile cümle

içe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir top uçarak pencereden içeri girdi.A ball flew in through the window.
Bir web sitenin gördüğü ilgi onun içeriğine bağlıdır.The popularity of a web site depends on its content.
Mavi elbise içerisinde çok iyi görünüyorsunYou look very good in blue.
Bill gerçekten çok fazla içer.Bill really drinks like a fish.
Peter şimdi içeride değil.Peter is not in now.
Pat elbiselerini çıkardı ve içeri daldıPat stripped off his clothes and dived in.
Bana içecek güzel bir şey ver.Give me something nice to drink.
Ne tür biralar içersin?What kinds of beers do you have?
Hangi tür tropikal içecekleriniz var?What kinds of tropical drinks do you have?
İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.Two high school boys beat Tom black and blue.
Tom kapıda, lütfen onu içeri davet et.Tom is at the door. Please ask him in.
Bütün konular içerisinde en çok İngilizceyi severim.I like English best of all subjects.
İçeride kalmak için çok güneşli.It's too sunny to stay inside.
İçeri girmeden önce kapıyı çal lütfen.Please knock before you come in.
Lütfen içeri girin.Please step inside.
Niçin içeriye gelmiyorsun?Why don't you come in?
İçeri girsene.Why don't you come in?
Eğer sigara içeceksen, lütfen dışarı çıkın.If you are going to smoke, please go outside.
Kapıyı kapattıktan sonra anahtarımı içeride bıraktığımı hatırladım.After I shut the door, I remembered I had left my key behind.
Kapıyı aç ve içeri girmem izin ver, lütfen.Open the door and let me in, please.
Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
Kapı kilitliydi, bu yüzden içeriye giremedim.The door was locked, so I couldn't get in.
Kapı kilitliydi ve içeri giremedik.The door was locked and we couldn't get in.
Lütfen bana bir içecek verin.Give me a drink, please.
Tam dışarı çıkıyorken, o içeri geldi.He came in just as I was going out.
Sigara içebilir miyim?Do you mind if I smoke?
Sigara içenlerin arka koltuklarda oturmaları rica edilir.Smokers are asked to occupy the rear seats.
Ben bir sigara içeyim.Let me have a cigarette.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Tayland'ta insanlar yiyecek içecek ve oyuncaklar için hindistan cevizi kullanırlar.In Thailand, people use coconuts for food, drink and toys.
Kahvaltıda genellikle bir bardak süt içerim.I usually have a glass of milk for breakfast.
Çoğu Japon, suyu musluktan içer.Most Japanese drink water from the tap.
Zararlı kimyasallar içeriyordu.It contained harmful chemicals.
Bu birkaç aylık zaman içerisinde unutulacak.It'll be forgotten in a few months' time.
Bu kahvaltı içeriyor mu?Does that include breakfast?
Hiç alkolsüz içeceğin var mı?Do you have any soft drinks?
Yaşlı adam insanlarla iç içe değildi.The old man kept to himself.
Kedi süt içer.The cat drinks milk.
Adam cinayetten ötürü içeri atıldı.The man was imprisoned for murder.
Çocuk, içinde eski gazetelerden başka hiçbir şey içermeyen büyük bir kutu buldu.The boy found the big box contained nothing but old newspapers.
Yemek, içeceğin yanı sıra tatlı da içeriyor.The meal includes dessert as well as beverage.
Çocuk pencereden içeri girdi.The boy got in through the window.
Sözlük, yaklaşık yarım milyon kelime içeriyor.The dictionary contains about half a million words.
İşi bir hafta içerisinde bitirmen gerektiğini aklından çıkarma.Be sure to keep in mind that you're supposed to complete the work within a week.
Kapı içeriden kilitliydi.The door was locked from the inside.
Evin içerisi çok cazipti.The interior of the house was very attractive.
Portakal içeriden çürümüş görünüyor.The orange appears rotten inside.
Kahve o kadar sıcaktı ki içemedim.The coffee was so hot that I couldn't drink it.
Kahve, içemeyeceğim kadar sıcaktı.The coffee was too hot for me to drink.
Bir adam içeri geldi ve onun yanındaki tabureye oturdu.A man came in and sat on the stool next to her.
Evet, bir dakika içerisinde seninle birlikte olacak.Yes, she'll be with you in a minute.
Konuşmanızı bir dakika içerisinde bağlayacağım.I'll put your call through in a minute.
Bir dakika içerisinde orada olacağım.I'll be there in a minute.
Çorba içerken ses çıkarma.Don't make noise while eating soup.
Çorbanızı içerken ses çıkartmayınız.Don't make noises when you eat soup.
Çorba o kadar çok sıcak ki onu içemem.The soup is so hot I can't drink it.
Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.The suitcase contained nothing but dirty clothes.
John Scotch ve Mary bourbon içecer.John drinks Scotch and Mary bourbon.
Bay Johnson içeride mi?Is Mr Johnson in?
İçeriye gel.Do come in!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod