O, içeriğe bağlıdır.It depends on the context.
İçecek bir şey ister misiniz?Would you like something to drink?
Benden içecek istemekten vazgeç! Git onu kendin al.Stop asking me for a drink! Go get it yourself.
O, ne içeriyor?What does it involve?
Eğer bir şeyi anlamıyorsanız, onun içeriğinin farkında olmamanızdandır.If you don't understand something, it's because you aren't aware of its context.
İçeri girmeyi başardım.I managed to get in.
İçeri girmemelisin.You must not come in.
Burada sigara içemezsin.You are prohibited from smoking here.
Her ikiniz için içecek bir şey alacağım.I'll get something to drink for both of you.
İçeri geldiğin zaman beni uyandırmasan iyi olur.You had better not wake me up when you come in.
Süt popüler bir içecektir.Milk is a popular beverage.
Süt yerine şarap içer misin?Will you drink wine instead of milk?
Mola sırasında biraz kahve içelim.Let's have some coffee during recess.
Sigara içebileceğim bir yer var mı?Is there a place I can smoke?
Sen çay içersin.You drink tea.
Pencereleriniz hava geçirmez değilse nem içeri sızar.If your windows are not airtight, moisture will seep in.
Okul evimin yürüme mesafesi içerisindedir.The school is within walking distance of my house.
Dışarıda hava soğuk olduğu için içeri gel.Come inside because it's cold outside.
Bana içecek soğuk bir şey veremez misiniz?Won't you give me something cold to drink?
Bana içecek soğuk bir şey verir misin?Will you give me something cold to drink?
Lütfen bana içecek sıcak bir şey ver.Please give me something hot to drink.
Lütfen bana içecek sıcak bir şey verin.Please give me something hot to drink.
İçecek sıcak bir şey alabilir miyim?May I have something hot to drink?
Lütfen bana içecek bir şey ver.Please give me something to drink.
Bana içecek bir şey ver.Give me something to drink.
Bana içecek bir şey verir misin?Will you give me something to drink?
İçecek bir şey alabilir miyim?Can I get you something to drink?
İçecek bir şey istiyorum.I want something to drink.
Sana sıcak bir içecek hazırlayabilir miyim?Can I fix you a hot drink?
Pastaları ve şekerlemeleri alkole tercih ederim ama ben içerim.I prefer cakes or candies to alcohol, but I do drink.
İçeride kalamayacak kadar çok güzel bir gündü.It was too nice a day to stay inside.
Onlar İngiltere'de çok çay içerler.They drink a good deal of tea in England.
İngilizce dilinde birçok kelime telaffuz edilmeyen harfleri içerir.In the English language many words contain letters which are not pronounced.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Yağmur yağdığı için Catherine içerde kaldı.Catherine stayed indoors because it was raining.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Şimdi içecekleri şipariş etmek istiyorum.I would like to order drinks now.
İçecekler ücretsiz mi?Are drinks free?
İçecekler soğuk ve lezzetli görünüyordu.The drinks looked cool and delicious.
Bir insan çok fazla içebilir fakat bir insan asla yeterince içmez.One can drink too much, but one never drinks enough.
Aşırı içerek sağlığını riske atma.Don't risk your health by over drinking.
İçerken bana eşlik eder misin?Would you join me in a drink?
Sana bir içecek ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
İçerken bana katılır mısın?Will you join me for a drink?
Neden bir fincan kahve ve bir sohbet için içeri girmiyorsun?Why don't you come in for a cup of coffee and a chat?
Bir hafta içerisinde teslim edebiliriz.We are able to deliver within a week.
Sigara içerdin, değil mi?You used to smoke, didn't you?
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Eve gitmeden önce, rahatlamak için birkaç içki içerim.Before going home, I have a few drinks to relax.
Eğer çocuğunuz zehir içerse, derhal hastaneye götürün.If your child drinks poison, rush him to the hospital.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Bir içki daha içelim ve sonra seni eve geri götüreceğim.Let's have one more drink, and then I'll take you back home.
Bir bardak şarap daha içer misin?Will you have another glass of wine?
Biraz daha sıcak olsaydı çayımızı bahçede içebilirdik.We could have our tea in the garden, were it a little warmer.
Artık bira içemem.I can't drink the beer any more.
Ablam sık sık sütlü çay içer.My older sister often drinks tea with milk.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Ne içki içerim ne de sigara içerim.I neither drink nor smoke.
Diğer içecek çeşitlerinden hoşlanmıyorum.I don't like other kinds of drinks.