Bir yıl içinde hepinizi akıcı İngilizce konuşturacağım.I'll have you all speaking fluent English within a year.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
Bir ya da iki gün içinde Tokyo manzaralarını yapmak imkansız.It's impossible to do the sights of Tokyo in a day or two.
On milyon yen proje için yeterli olacaktır.Ten million yen will be ample for the project.
Bir hafta içinde sizi arayacağım.I'll call you within a week.
Sonuçlar bir hafta içinde geri gelecektir.The results will be back in a week.
Bir hafta içinde ne sıklıkta banyo yaparsın?How often, in a week, do you take a bath?
Ben bir hafta içinde bunu yapabilirim.I can do it in a week.
Bir hafta içinde işi yaptıracağım.I will get the work done in a week.
Bir saat yürüdükten sonra dinlenmek için durduk.After walking for an hour, we stopped to take a rest.
Bir saat içerisinde gideceğiz.We will leave in an hour.
Bir saat içinde seni tekrar arayacağım.I'll call you up again in an hour.
Bir saat içinde oraya varacağız.We'll arrive there within an hour.
O, bir saat içinde dönecek.He will be back in an hour.
Bir saat içinde ödevimi bitirmem gerekiyor.I must finish my homework in an hour.
Bir saat içinde onu bitireceğim.I'll finish it in one hour.
Bir saat içinde sana geleceğim.I will come to you in an hour.
Bir saat içinde seni arayacağım.I will call you in an hour.
Ben yaklaşık bir saat içerisinde döneceğim.I'll be back in an hour or so.
7 Ocak tarihli mektubun için çok teşekkürler.Thank you very much for your letter of January 7th.
Bir ay içinde geri gel.Come back within a month.
Bir ay içinde İngilizce öğrenmek imkansızdır.It's impossible to learn English in a month.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
Genellikle 13 ila 19 yaşlarındaki çocuklar için olduğu gibi, o aşık oldu.As is often the case with 13 to 19 year olds, she fell in love.
On iki kişinin oturması için yeterince sandalye var mı?Are there enough chairs to seat 12 people?
On iki yıl bir köpek için yaşlıdır.Twelve years is old for a dog.
Aralık için oldukça sıcak olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it is rather warm for December?
11 saat içinde, 7.30 gibi San Francisco'ya varacağız.In 11 hours, we will arrive in San Francisco around 7:30.
Saat on bir benim için iyidir.Eleven o'clock is good for me.
O, on dakika içerisinde gelecek.He'll be along in ten minutes.
10 dakika içinde döneceğim.I'll be back in ten minutes.
Bu on yıl içindeki en kötü fırtına.This is the worst storm in ten years.
On yıl içinde şehrimiz çok değişecek.In ten years our town will change a lot.
On yıl içinde onun hakkında çok şey öğrenmiş olacağımı umuyorum.I hope I'll have learned a great deal about it in ten years.
On yıl içinde ilk kez Japonya'dan ayrıldım.I left Japan for the first time in ten years.
On gün içinde ilk kez yağmur yağdı.It rained for the first time in ten days.
O bölgede devriye gezmek için on polis ayrıldı.Ten policemen were assigned to patrol that area.
On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır.He is very clever for a boy of ten.
On takım ödül için yarıştı.Ten teams competed for the prize.
100 dolar yolculuk için tüm giderlerini karşılayacaktır.One hundred dollars will cover all your expenses for the trip.
Bin dolar, parti için tüm masrafları kapsayacak.One thousand dollars will cover all the expenses for the party.
"Benim babam içki içmez." "Benim babam da.""My father doesn't drink." "Neither does my father."
Mary "Gizli aşk" adlı kompozisyonu için bir ödül aldı.Mary received an award for her composition called "Secret love".
O, işten sonra bir kahve içmek istiyor." Ben de.""He'd like to have a coffee after work." "I would too."
Sigara içen adam o artık buraya gelmez dedi.He doesn't come any more, the one smoking said.
Onu görmem gerekiyor. " Ne için? ""I have to see him." "What for?"
"İcat etmek" demek istediğinde "keşfetmeyi" kullanma.Don't use "discover" when you mean "invent".
" İçeri girebilir miyim?" "Evet, kesinlikle. ""May I come in?" "Yes, certainly."
"Yardımın için teşekkürler." "O zevk bana ait.""Thank you for your help." "It's my pleasure."
İngilizcede "kaisha" için kelime nedir?What's the word for "kaisha" in English?
“Yazmak için bana bir şey ver.” “Bu olur mu?” “Evet, olur.”"Give me something to write with." "Will this do?" "Yes, it will do."
" Sakıncası yoksa sigara içebilir miyim?" "Kesinlikle olmaz.""Do you mind if I smoke?" "Certainly not."
"İçecekler ücretsiz mi?" "Sadece bayanlar için.""Are the drinks free?" "Only for ladies."
"Biraz daha kahve alır mıydınız?" "Hayır, teşekkürler. Yeterince içtim.""Will you have some more coffee?" "No, thanks. I've had enough."
"Bir fincan daha kahve içer misiniz?" "Hayır, teşekkürler.""Will you have another cup of coffee?" "No, thank you."
"Neredeydin?" "Bir arkadaşı yolcu etmek için istasyondaydım.""Where have you been?" "I have been to the station to see a friend off."
"Nerelerdeydin?" "Bir arkadaşı uğurlamak için istasyondaydım.""Where have you been?" "I have been to the station to see a friend off."
"Nerelerdeydin?" "Bir arkadaşı uğurlamak için gardaydım.""Where have you been?" "I have been to the station to see a friend off."
"Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?" "Hiç de değil.""Do you mind if I smoke?" "Not at all."