Başkası için riske girmek istemiyorum.I don't want to go out on a limb.
O hikaye gerçek olmak için çok olağanüstü.That story is too incredible to be true.
Yaşlı erkekler sadece boğayı vurmak için sokak köşesinde buluşmayı severler.The old men like to meet on the street corner just to shoot the bull.
Ben bu kitabı kendim için ayıracağım.I'll keep that book for myself.
O odada sigara içebilirsin ama bu odada içmemelisin.You may smoke in that room, but you mustn't smoke in this room.
O hastane için bir randevuya ihtiyacın var.You need an appointment for that hospital.
O kutu bütün bu şeylerin sığması için çok küçük.That box is too small to hold all these things.
O politikacı iç ve dış koşullarda deneyimlidir.That politician is well versed in internal and external conditions.
Ben o suyu içtikten sonra, iyi hissetmiyorum.I don't feel well after drinking that water.
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.He doesn't have long to live.
Onun için oldukça zor olacak.It will be rather difficult for him.
O onlar için oldukça kolaydı.It was rather easy for them.
Onlar tatil için uzakta iken, komşuları köpeğe baktı.While they were away on holiday, their neighbours looked after the dog.
O olayı hatırlaman için çok yaşlı olmana gerek yok.You don't have to be very old to remember that event.
O araba satın almam için çok pahalı.That car is too expensive for me to buy.
Bu araba, paranız için en iyi anlaşma.That car is the best deal for your money.
Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum.I think that girl cut her hair to give herself a new look.
O dağ bulutların içindedir.That mountain is in the clouds.
O dağa tırmanmak için iyi ekipmana ihtiyacın var.You need good equipment to climb that mountain.
O köpek serbest bırakılmak için çok tehlikeli.That dog is too dangerous to be left loose.
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.My heart aches for those starving children.
Kase çok çeşitli şeker içeriyor.The bowl contains many kinds of candy.
Onun o projeyi ciddiye almasını sağlamak için buradayız.We have got to get him to take that project seriously.
O günlerde öğle yemeği için eve giderdim.I used to go home for lunch in those days.
-O reklam güçlü bir izlenim bırakıyor-Özellikle müzik.O, kafanın içinde kalıyor.That commercial makes a strong impression - especially the music. It stays in your head.
Grup, yaklaşmakta olan parti hakkında konuşmak için bir boğa oturumu planlıyordu.The group was planning a bull session to talk about the upcoming party.
O kamerayı satın almak için bir on dolara daha ihtiyacın var.You need another ten dollars to buy that camera.
Ben bu kamera için can atıyorum.I'm dying for that camera.
Benim için şu çantaları arabaya koyar mısınız?Could you put those bags in the car for me?
O çift neredeyse her gece içer.That couple gets soused nearly every night.
O kokteyl tatlı ve içmesi kolay.That cocktail is sweet and easy to drink.
Şu ikisi birbirleri için yapılmış gibi görünüyor.It seems those two are made for each other.
Karımı sana tanıtmam için bana izin ver.Allow me to introduce my wife to you.
Seni yanlış anladığım için üzgünüm.I'm sorry I misunderstood you.
Seni sevmek için doğdum.I was born to love you.
Sizi uzun süre beklettiğim için üzgünüm.I'm sorry I've kept you waiting so long.
Bizim sınıfta olduğun için memnunuz.We are glad to have you in our class.
O sizin için bir hediye.It's a present for you.
Bir kimono içinde iyi görünüyorsun.You look good in a kimono.
Yerleşmek ve tarih testi için çalışmak zorundasın.You have to settle down and study for the history test.
Oynamak için yalnızca bir rolün var.You have only to play a role.
Yorgun olduğun için, dinlensen iyi olur.As you are tired, you had better take a rest.
Onun için ne satın almak istiyorsun?What do you want to buy for her?
Kaza için onu suçlayamazsın.You can't blame him for the accident.
Onu temize çıkarmak için delil gösterebilir misin?Can you produce evidence to clear him?
Mali yardım için ona güvenemezsin.You can't count on him for financial help.
Öğle yemeğin için ödeme yapmana gerek yok.You need not pay for your lunch.
Kayıp zamanı telafi etmek için daha sıkı çalışmalısın.You have to work harder to make up for lost time.
Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.You must be more careful to avoid making a gross mistake.
Doğru şeyi yapmak için yeteneğine güveniyorum.I have faith in your ability to do the right thing.
Bir insana sadece fakir olduğu için tepeden bakmamalısın.You should never look down on a man merely because he is poor.
Gelecek için hazırlansan iyi olur.You had better prepare for the future.
Adres değişikliğin için postaneyi bilgilendirdin mi?Did you inform the post office of the change of your address?
İş payınızı yapmadığınız için her zaman mazeretler yaparsınız.You always make excuses for not doing your share of the work.
Üzerine düşeni yapmadığın için her zaman bahaneler üretiyorsun.You are always making excuses for not doing your share of the work.
Söylediğin için özür dilemelisin.You must apologize for what you said.
Kendin için görmeye gitmelisin.You should go and see for yourself.
Bana artık kaba davranmamak için söz verdin.You promised not to be rude to me any more.
Sen hepimizin içinde en uzun boylu olansın.You are the tallest of us all.
İçkiye teslim olmamalısın.You must not indulge in drinking.