Paten yapmak için güçlü uyluk kaslarının olması gerekir.You need to have strong thigh muscles to skate.
Derhal gelmesi için ona telefon ettim.I telephoned him to come at once.
Birkaç dakika içinde döneceğim.I'll be back in a few minutes.
Yolculuk için derhal hazırlan.Get ready for the trip at once.
Sizin için bununla ilgileneceğiz.We will take care of this for you.
Derhal başlamak için sabırsızlanıyorlar.They are champing to start at once.
Evet, bir dakika içerisinde seninle birlikte olacak.Yes, she'll be with you in a minute.
O, açık görüş içinde.It's in plain sight.
Çok yakında seni tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to seeing you again very soon.
Konuşmanızı bir dakika içerisinde bağlayacağım.I'll put your call through in a minute.
Bir saniye içinde sizinle birlikte olacağım.I'll be with you in a second.
Bir dakika içerisinde orada olacağım.I'll be there in a minute.
Çorba için bir kasen var mı?Do you have a bowl for soup?
Çorba içerken ses çıkarma.Don't make noise while eating soup.
Çorbanızı içerken ses çıkartmayınız.Don't make noises when you eat soup.
Çorba içtiğin zaman hüpletme.When you drink soup, don't make any hissing sound.
Çorba o kadar çok sıcak ki onu içemem.The soup is so hot I can't drink it.
Bir süpermarkete yer açmak için eski evler yıkıldı.The old houses were torn down to make room for a supermarket.
O, takım elbisesinin içinde dikkat çekiciydi.He was conspicuous in his suit.
Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.The suitcase contained nothing but dirty clothes.
Susie iyi hissetmediği için oyuna katılamadı.Susie was unable to take part in the game because she wasn't feeling well.
Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı.Susan broke the dish on purpose to show her anger.
Susan, Jill için bir elbise yaptı.Susan made a dress for Jill.
Affedersiniz,ama bu metro istasyonu için doğru yol mu?Excuse me, but is this the right way to the subway station?
John, bugün okula gitmek için yeteri kadar iyi değildir.John isn't well enough to go to school today.
John birçok şişe şarap içti.John drank many bottles of wine.
John sorunu çözmek için boşuna uğraştı.John tried in vain to solve the problem.
O, John haberi duyduğu için çok memnun olması gerektiğini söyledi.She said that John must be very glad to hear the news.
John'un iş için uygun olduğunu düşünmüyorum.I don't think John is suited for the job.
John Scotch ve Mary bourbon içecer.John drinks Scotch and Mary bourbon.
John bu günlerde çok içiyor. Biz onu artık içmemesi için durdurmak zorundayız.John drinks too much these days. We have to stop him from drinking any more.
John beş dakika içinde burada olacak.John will be here in five minutes.
John, sınıf arkadaşlarına yetişmek için çok çalışmalıdır.John must work hard to catch up with his classmates.
John toplantı için düzenlemelere bakıyor.John is seeing to the arrangements for the meeting.
John'un anne babası onun güvende olduğunu duydukları için rahatlamış görünüyorlardı.John's parents seemed relieved to hear that he was safe.
John'un bir araba satın alması için yeterli para var.There is enough money for John to buy a car.
Pasif içiciliğin çok zararlı olduğu Johnson'ın araştırmasında açıkça gösterilmektedir.It is clearly shown in Johnson's investigation that passive smoking is very harmful.
Bay Johnson içeride mi?Is Mr Johnson in?
Onu benim için bir alışveriş torbasına koyar mısınız?Could you put it in a shopping bag for me?
Jones iş için iyi nitelikli.Jones is well qualified for the job.
Bayan Jones, uyumak için her gece koyun sayar.Mrs. Jones counts sheep every night to go to sleep.
George Ellie'yi daha çok çalışması için teşvik etti.George encouraged Ellie to study hard again.
Junko hâlâ yaşam giderleri için anne ve babasına bağlıdır.Junko still depends on her parents for her living expenses.
Ben halıyı temizlemek için bir şey arıyorum.I'm looking for something to clean the carpet with.
Halılar perdeler için iyi bir eşleşmedir.The rugs are a good match for the curtains.
Duşu kapatamıyorum. Onu benim için kontrol eder misin?I can't turn the shower off. Could you check it for me?
Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.I'm sorry to have disturbed you.
O konuşamadığı için onu bir parça kağıda yazdı.Unable to speak, he wrote it on a piece of paper.
Jack arkadaşı için bir hediye aldı.Jack bought a present for his friend.
Jack evi kundakladığı için yakalandı.Jack was caught for setting fire to the house.
Jack raftaki dergi için uzandı.Jack reached out for the magazine on the shelf.
Jack umutsuzluk içinde işinden istifa etti.Jack resigned from his job in despair.
Jack bizim için yemek pişirmekle meşgul.Jack is busy cooking for us.
Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.Jack can't afford to buy a new bicycle.
Benim için bir tane ısmarlar mısın?Can you order one for me?
Biz, bize katılması için Jim'i ikna etmeye çalıştık.We tried to persuade Jim to join us.
O herkesi memnun etmeye çalıştığı için Jim'in sözlerine güvenemezsin.You cannot rely upon Jim's words since he tries to please everybody.
Jim kilitin içinde anahtarı çevirdi.Jim turned the key in the lock.
Jim, finaller için sıkı çalışıyor.Jim is studying hard for his finals.
Jim kalemini düşürdü ve onu almak için eğildi.Jim dropped his pen and bent to pick it up.