Biraz daha bilgelikle, o, sıkıntı içinde olmazdı.With a little more wisdom, he would not have got in trouble.
Kayıp gençliğim için ağlıyorum.I weep for my lost youth.
Bankalar yakında kapanacağı için acele etsen iyi olur.You had better hurry because the banks will close soon.
Sizin için her şey bitti.It's all over for you.
Bir içki daha içelim ve sonra seni eve geri götüreceğim.Let's have one more drink, and then I'll take you back home.
Bir bardak şarap daha içer misin?Will you have another glass of wine?
Bir fincan daha kahve içmemin bir sakıncası var mı?Would you mind my drinking another cup of coffee?
Tekrar denemesi için onu teşvik etmelisin.You must encourage him to try again.
İngiltere'yi bir kez daha ziyaret etmek için can atıyorum.I am anxious to visit Britain once again.
Bu adam gerçekten karaktersiz. Hayatını kurtarmak için bir karar veremedi.This guy is really wishy-washy. He couldn't make a decision to save his life.
Henüz pasaport için başvuru yaptınız mı?Have you applied for a passport yet?
Bir televizyon seti için daha fazla yer yok.There is no more room for a TV set.
Biraz daha sıcak olsaydı çayımızı bahçede içebilirdik.We could have our tea in the garden, were it a little warmer.
Neredeyse öğle vakti. Neden bir lokma yemek için durmuyoruz.It's nearly lunchtime. Why don't we stop to have a bite to eat?
Artık bira içemem.I can't drink the beer any more.
Zaten kahve içmiştim.I've had coffee already.
O zaten öğle yemeği için dışarı çıktı.He has gone out for lunch already.
Bir fincan daha iç.Have another cup.
Bir kişi için daha yer var mı?Is there any space for one more person?
Menünün içinde büyük bir çeşit yemek vardı.There was a great variety of dishes on the menu.
Meg'in diller için bir yeteneği var.Meg has a facility for languages.
Ana yemeğimiz için balık yiyoruz.We are having fish for our main course.
Mary Japonya'ya gitmek için para biriktiriyor.Mary is setting by money to go to Japan.
Mary öğle yemeği için beş dolar ödedi.Mary paid for her lunch with five dollars.
Hepsinin içinde en çok Mary kaymayı sever.Mary likes skiing the best of all.
Mary çocuklarını başıboş bıraktığı için John'u suçladı.Mary blamed Jack for leaving their children unattended.
Mary okula gitmekten kaçınmak için hasta gibi davrandı.Mary pretended she was sick to avoid going to school.
Mary konser için bir davetiyeyi geri çevirdi.Mary declined an invitation to the concert.
Mary, öğle yemeği için gün aşırı o restorana gider.Mary goes to that restaurant for lunch every other day.
Mary'nin doğum günü için bir pasta yapacağım.I'm going to make a cake for Mary's birthday.
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Mary'nin tatmin olmak için her türlü sebebi vardı.Mary had every reason to be satisfied.
Ev ödevini yapmak için Ming nereye gitti?Where did Ming go to do her homework?
Herkes yolculuk için hazır mı?Is everybody ready for the trip?
Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.In many parts of the world, there is not enough food to meet everyone's needs.
Dolaşmak için yeterli yiyecek var.There's enough food to go round.
Hepiniz için harika haberim var.I have wonderful news for all of you.
Kart oyunu için bize katılmak ister misiniz?Would you like to join us for a game of cards?
Herkes Noel için bir kar sağanağı umuyordu.Everyone hoped for a snow flurry for Christmas.
Herkes yeni yıl için hazırlanmakla çok meşgul.Everybody is very busy getting ready for the New Year.
Bir fincan süt iç, sana iyi gelir.Have a cup of milk. It will do you good.
Ablam sık sık sütlü çay içer.My older sister often drinks tea with milk.
Yemek için hazır mısınız?Are you ready to eat?
Arılar bizim için bal sağlar.Bees provide honey for us.
Suçiçeği, çocuklar için kaşıntılı bir baş belasıdır.Chicken pox is an itchy nuisance for kids.
Sen benim için tek aynasın.You're the only mirror for me.
Marconi radyoyu icat etti.Marconi invented the radio.
Mayuko kahvaltı için ekmek yer.Mayuko eats bread for breakfast.
Mayuko kendisi için bir elbise tasarladı.Mayuko designed a dress for herself.
Mayuko bizi karşılamak için koşarak geldi.Mayuko came running to meet us.
Birkaç dakika içinde ayrılacağız.We will take off in a few minutes.
Akşam yemeği kısa bir süre içerisinde hazır olacak.Dinner will be ready soon.
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
Yönetici başarısızlık için kendini suçladı.The manager blamed himself for the failure.
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
Matt ekibimiz için güçlü bir kazanımdır.Matt is a powerful acquisition for our team.
Mac yeni bir Mustang almak istediği için, para biriktiriyor.Since Mac wants to buy a new Mustang, he is saving money.
Mektubunu yanlışlıkla açtığım için özür dilerim.Excuse me for opening your letter by mistake.
İlkbahar için hala hiçbir görsel belirti yoktu.There were still no visual signs of spring.
Sen tekrar alkol mü içtin? Sana içmemeni söylemiştim!You drank alcohol again? I told you not to!