İç içe seriye sahip çokgenler, içeriye doğru birleştirilirler.En una serie de polígonos anidados, estos están asociados hacia adentro.
Brezilya'da bu gruplar ve hükümet arasındaki ilişkiler, çok yakından, yıllardır iç içe gelişmektedir.Le relazioni fra questi gruppi e il governo brasiliano, molto strette per decenni, si stanno evolvendo.
Efod, dört unsuru, iç içe işlenmiş altınlar ise Tanrı'nın ihtişamını göstermekteydi.L'efod caratterizzava i quattro elementi, e l'oro intrecciato denotava la gloria di Dio.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Occasionalmente partecipa a competizioni per vetture storiche.
Anıt, Yazılıkaya köyü ile iç içe bulunmaktadır.Il monumento porta la seguente scritta:
Bu olay, Aksuh'un imparatorluk ailesi ile ne kadar iç içe olduğunun göstergesidir.L'episodio è comunque indicativo di quanto Axuch era integrato nella famiglia imperiale.
Düş, savaşın gerçekliği, kâbus ve hayal iç içe geçmiştir.Durante l'inseguimento, realtà ed incubo si confondono.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Суздальские княжичи пришли вместе с татарами.
Hem acıklı hem komik olaylar aynı oyunda iç içe bulunur.Актёры морально и физически устали играть одно и то же.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.И политические, и религиозные причины были так тесно связаны, что отделить одни от других невозможно.
Şarkısında özellikle yaşamın müzikle iç içe olduğunu vurgulamıştır.Он учил меня, что в музыке должно быть внутреннее достоинство.
Yer yer gerçekle kurgu iç içe geçmiştir.И земля, и воздух были накалены до предела.
Buz üzerine iç içe geçmiş halkalardan oluşan hedefe "ev" adı verilir.Наст на поверхности снега, лежащего на льду, называется «слуд».
Bir sarmal oluşturan ve birbiriyle iç içe geçen iki farklı tadın dondurma katıyla kaplanmış bir türüdür.Далее вечеринку и парочку, поедающую мороженое в виде головы Лены.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.وقد مر تاريخ نشأة السيارات متداخلاً مع تاريخ سباق السيارات.
Romanlarındaki karakterleri toplumsal ve tarihi gelişmelerle iç içe anlattı.وكانت شخصياتها متشابكة مع التطورات الإجتماعية و التاريخية في رواياتها.
Söz konusu başyapıtların tarihle iç içe geçerek bugünkü değerlerine ulaştıkları vurgulanır.تستعرض كتاباته تأثير الماضي على الحاضر.
Bu da değişik kültürlerin iç içe geçmesine sebep olmuştur.Isto fez com que o desenvolvimento de outras diversas culturas.
Böylece de filmde onların geçmişlerini büyük ölçüde iç içe geçirmişler" dedi.Ele depois colocou em sua lista de "Grandes Filmes".
Çift teknede gemi, iç içe iki gemi halinde inşa edilir.O acesso é feito em barco, numa viagem de 2 horas.
Sikkenin önünde Mysterium Cosmographicum'dan gelen iç içe küreler var.Na frente dele na moeda está o modelo de esferas alinhadas e poliedros do Mysterium Cosmographicum.
Kalabalık olan köy iç içe girmiş olup hemen hemen herkes akrabadır.Como é um município pequeno, praticamente todos os moradores se conhecem.
Dinlenmek ve doğayla iç içe yaşamak isteyenler için iyi bir fırsattır.É ideal para quem quer descansar e renovar as energias.
Bu olay, Aksuh'un imparatorluk ailesi ile ne kadar iç içe olduğunun göstergesidir.O episódio é indicativo da integração de Axuco dentro da família imperial.
Yer yer gerçekle kurgu iç içe geçmiştir.Met de aarde uit de greppel werd het geheel bedekt.
4. ve son bölüm doğa kanunları ile iç içe yaşamanın insanlar için ne anlama geldiğini araştırıyor.Het vierde en laatste deel handelt over de geboorte van de gevangenis in de eigenlijke zin.
C'nin tersine, Pascal'da iç içe fonksiyon tanımlamak mümkündür.In tegenstelling tot C is het in Pascal mogelijk procedures meervoudig te nesten.
Sanat ve edebiyatla iç içe büyüyen Başer'in edebi kişiliği gençlik yıllarında oluşmaya başladı.Zijn fascinatie voor kunst en literatuur groeide met de jaren.
Bu bölgelerde kümelerin birçoğu en sonunda çarpışıp iç içe geçeceklerdir.Veel van deze riviertjes in dit gebied komen uiteindelijk in de Rábca terecht.
Hatta bazen ikisi veya üçü iç içe aynı zamanda çekilip bitiyordu.Soms gingen twee of drie bommen tegelijk af.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Obecnie zespół startuje w wyścigach samochodów historycznych.
1898 yılından itibaren çok sayıda sosyalist örgütle iç içe oldu.Po 1890 na terenie Załęża prowadziły działalność liczne organizacje robotnicze.
Banka sermayesi, sanayi sermayesiyle iç içe geçmişi ve ekonomik bir oligarşi ortaya çıkmıştır.Mnisi produkowali wino i oliwę, czego świadectwem jest budynek gospodarczy.
Ayrıca iki Sovyet ordusunun karargahları da Podvisokoye'de iç içe geçti.Na dach wspięło się także dwóch amerykańskich ochroniarzy.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.Uważa także, że wojnę stworzyła polityka i niemożliwe jest oddzielenie ich od siebie.
Asya'nın, Avrupa'nın doğusu ile iç içe girdiği batı sınırı ise oldukça tartışmalı bir meseledir.Przebieg umownej granicy Europy z Azją na wschodzie i południowym wschodzie wzbudza kontrowersje.
İzohipsler iç içe geçmiş kapalı eğrilerdir.Odwadniane przez dopływy Radacznicy.
İç içe geçmiş iki borudan oluşur.Rött vin flödade ur två fontäner på utsidan.
Ancak, paralel işlemler (farklı tablolarda) olmasına rağmen, iç içe geçmiş işlemler desteklenmez.Precis som med klocksträckning finns det enheter som inte stöder arbitrering.
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.Allmän rösträtt för män träder i kraft.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Bilarna tävlar än idag inom historisk racing.
Bu bilgiler doğayla iç içe yaşayan halklarda daha fazla gözlenir.Dessa är tydligare än hos närbesläktade arter.
Tahtacılar tarih boyunca hep doğayla iç içe yaşamışlardır.Щоб вижити, вони постійно боролися з природою.
İzohipsler iç içe geçmiş kapalı eğrilerdir.А шпигуни залишаються пошитими в дурні.
Yıllar boyunca bu köyde iç içe yaşamışlardır.Багато років тому він тримав у страху всіх жителів околиці.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Перші жителі вели боротьбу з татарами.
Düş, savaşın gerçekliği, kâbus ve hayal iç içe geçmiştir.Гра вміло переплітає реальність, фантазію та мрії маленького хлопчика.
Karmaşık sistemler iç içe olabilir Karmaşık bir sistemin bileşenleri kendileri karmaşık sistemler olabilir.Komplexní systémy mohou být vnořené Komponenty komplexního systému mohou být samy komplexními systémy.
Asya'nın, Avrupa'nın doğusu ile iç içe girdiği batı sınırı ise oldukça tartışmalı bir meseledir.Hranice Evropy s Asií je velice sporná.
Bu iki bölgenin yerleşim alanları iç içe geçmiştir.Zastavěné území těchto obou vesnic splývá.
Hume'a göre bu argümanda iç içe iki hata vardır.K tomu podle Manninga dochází ze dvou důvodů.
Anlatımı, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır.A je celkem jedno, jestli má replikovat naši realitu nebo fantazii.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.Politická a ekonomická moc jsou spojeny téměř neoddělitelně a vzájemně se podporují.
Çift teknede gemi, iç içe iki gemi halinde inşa edilir.Obě stavby tak nejvíce připomínají dvě lodě na suchu.
Filon felsefe ile dinin iç içe geçtiği görüşünü benimsemiştir.Leontion si dopisovala s filosofem Epikúrem.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Ukončení sezónního provozu historických vozidel .
Film temelinde Raj Kapoor’un iç içe geçmiş yaşamıyla ile Rita(Nargis)’nın ayrıcalıklı yaşamını konu alır.Filmul se axează pe viețile intersectate ale săracului Raj (Raj Kapoor) și a privilegiatei Rita (Nargis).
Yapı iki "iç içe geçmiş" yapıdan (yukarıdaki resimde mavi ve kırmızı) oluşmaktadır.Este alcătuit din două incinte fortificate, construite în două etape.
Çift teknede gemi, iç içe iki gemi halinde inşa edilir.Atacul urma să se facă în două linii de nave.
Yoksa iç içe dizi gösterimi olmuş olacak.Mi megpróbálunk egy pokoli show-t csinálni.