Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Látványos produkciója beírta magát az autóversenyzés történelmébe.
Buzz'ın mobil versiyonu Google Maps ile iç içe çalışır, böylece kullanıcı çevresinde kim olduğunu görebilir.A mobilos verziót a Google Térképpel is integrálták, így a felhasználók láthatják a körülöttük lévőket.
"İç İçe Dünya" (World within World) — Periodik tablonun öyküsü.A regény : (a belső világ rajza a regényben).
Filmde bazen rüyalar ve gerçekler iç içe geçer.A filmben összemosódik az álom és a valóság.
Çünkü, gerçek çeviri sürecinde bunlar iç içe geçmiştir.Az előfordító a tényleges fordítás előtt fut le.
(İç içe komütatörlerinin katsayıları Y doğrusal normalize Bernoulli sayılarıdır, aşağıda ana hatları var.)(Megjegyzés: A jelenleg ajánlott kliens, a BOINC folyamatosan fut a háttérben nagyon alacsony prioritással.
Bu da değişik kültürlerin iç içe geçmesine sebep olmuştur.Emiatt a különféle kultúrák találkozásának központja lett.
Gerçekle düşün iç içe geçtiği bir aşkın büyüsü bu.A szerelem megszállott rabjának története.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Muistatko moottoriurheilussa historiaa tehneen Taru Rinteen?
Bu eyalet belediyelerinde doğa ile iç içe bir yaşam kurmak isteği belirleyici rol oynamıştır.Hämeen liitto on määritellyt alueen maakuntakaavassaan maakunnallisesti arvokkaaksi luontotyypiksi.
Kanallar arası enterferansın özel bir türü de komşu kanal bantlarının iç içe girmesidir.Joidenkin Na-kanavien aukeaminen aiheuttaa myös viereisten Na-kanavien aukeamisen.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.Hamm on tuonut esiin taiteessaan yhteiskunnallisia näkökulmia.
Rönesans sırasında matematik ve muhasebenin gelişimi iç içe geçmiştir.Κατά τη διάρκεια της Αναγέννησης, η ανάπτυξη των μαθηματικών και της λογιστικής ήταν συνυφασμένη.
Uzun yıllar Kazaklarla da iç içe yaşayan Karakalpaklara ilişkin tarihi kayıtlar ancak 16.yüzyıla kadar iner.Για διάφορους λόγους, οι ιστορικές αναφορές για τους Κοζάκους πριν από τον 16ο αιώνα είναι πενιχρές.
İç içe geçen yenilikçi yapısı karışık tepkiler almıştır.Τέλος, ο νέος σχεδιασμός της Radical Entertainment, συναντήθηκε με ανάμικτες αντιδράσεις.
Ormanın bu niteliği, farklı bitki türlerinin aynı alanda iç içe büyümesine olanak sağlamaktadır.Men denne nye skov giver helt andre betingelser for planterne i skoven.
Bu iki bölgenin yerleşim alanları iç içe geçmiştir.Sysselsettingen innen de to områdene er lav.
Yoksa iç içe dizi gösterimi olmuş olacak.Ellers finnes det et stort utvalg av kunsthåndverk.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Suku Bashkir berhubungan dengan Tatar.
Yoksa iç içe dizi gösterimi olmuş olacak.Nếu không, cần có một thị thực dạng hình dán.
Aile ve çevresinin etkisiyle müzikle iç içe büyüdü.家族の影響で、音楽と近い環境で育つ。
Karmaşık sistemler iç içe olabilir Karmaşık bir sistemin bileşenleri kendileri karmaşık sistemler olabilir.複雑系は入れ子にしうる 複雑系の要素はそれ自身複雑系であることも可能である。
Babasının müzisyen olmasından dolayı müzikle iç içe büyüdü.父親はミュージシャンになると言って家を出た。
Bedenin maddiliğine dair yürütülen tartışmalar cinsiyet tartışmaları ile iç içe geçmiş durumdadır.議会制度の欠陥をめぐる争点はチャーティスト運動へと引き継がれる。
İç içe geçen iki külahtan yapılır.2つのビンの中に魚を入れる。
Gerek kuruluşu ve tarihi, gerekse coğrafi ve idari sınırları Nişantaşı ile büyük ölçüde iç içe geçmiştir.また選択されたストーリーや時期、特定の条件などにより仲間にならない場合もある。
Karmaşık sistemler iç içe olabilir Karmaşık bir sistemin bileşenleri kendileri karmaşık sistemler olabilir.複雜系統可能是套疊的 複雜系統的組成成分本身可能就是複雜系統。
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.男人从未允许妇女行使其不可剥夺的选举权。
Konum, başka konumlara "değmektedir" ya da onlarla bağlantılıdır, hatta iç içe'dir.假設關係,獨寫/置頭或中;即使、假若等。
Ana madde: Cehenneme iniş Cehennem 9 iç içe daireye bölünmüştür.영광군에서 주택 9채가 침수되는 침수 피해가 발생하는 등 내륙 곳곳에서 피해가 발생하였다.
Bu iki nitelik birbirinden ayrılmayacak ölçüde iç içe geçmiştir.그러나 그것이 두 저자들 사이에 별다른 영향을 주지는 않은 것으로 보인다.
Cheang sanatsal metotlarla sosyal meseleleri yaratıcı bir şekilde iç içe geçirir.피카소는 미술 활동을 통하여 사회적 문제를 알렸다.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.בכוונתה הייתה לבחון קיום אירוע שנתי של מרוצי מכוניות.
İstinye'de Rumlar ve Türkler iç içe yaşamazlardı.נדיר לראות במקדש זרים או תיירים.
Orada bu gelenek kısmen de olsa Mahasanghika geleneği ile (örneğin Tayland’da) iç içe girmiştir.Друг обичай, който се изпълнява на този празник е газене подници (глинен съд за печене на хляб).
Çocukluğu müzikle iç içe geçen Jones, 1951'de Boston'da "Schillinger House"a müzik eğitimi bursu kazanmıştır.През 1951 г. Джоунс печели стипендия за Шилингър Хаус (сега Бъркли Колидж ъф Мюзик) в Бостън, Масачузетс.
Ayrıca iki Sovyet ordusunun karargahları da Podvisokoye'de iç içe geçti.След това определените два полка са прехвърлени на съветска територия, където минават под съветско командване.
Konum, başka konumlara "değmektedir" ya da onlarla bağlantılıdır, hatta iç içe'dir.Temis ili Themis može značiti: Temida ili Temis, (grč.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.Institucionalni i pravni dio se međusobno ne isključuju.
Ext2 ile iç içe 32768 tane dizin oluşturabilirsiniz.Zároveň odstraňuje obmedzenie ext3, že v jednom adresári môže byť maximálne 32768 podadresárov.
İç içe köklerde aynı şekildedir.Pohárikové bunky sú podobné ako na klkoch.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Prabolgari so se postopoma pomešali s Tatari.
Ana madde: Cehenneme iniş Cehennem 9 iç içe daireye bölünmüştür.XI. – Junak zapusti dom: pastirček se odpravi v Deveto deželo na Stekleno goro.
Filon felsefe ile dinin iç içe geçtiği görüşünü benimsemiştir.Filon je obstoj Boga dokazoval z naslednjo analogijo.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Pasižymėjo kovose su totoriais.
Otomobilin tarihi otomobil yarışlarının tarihi ile iç içe geçmiştir.Automobilių lenktynėse skaičiuojamas laikas.
Beş iç içe halka 5 kıtayı (Amerika, Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa) temsil eder.Viis värvi sümboliseerivad viit maailmajagu (Aafrika, Aasia, Ameerika, Austraalia ja Euroopa).
Yoksa iç içe dizi gösterimi olmuş olacak.Muidu tehakse liigutus päripäeva.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.그 뿐 아니라, 13쪽에 달하는 위기상황 문서에는 50가지의 연계 문제들이 담겨 있습니다.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.C'è anche un documento di crisi lungo 13 pagine con 50 problemi interdipendenti.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Dan kemudian ada dokumen krisis 13 halaman dengan 50 masalah yang saling berkaitan.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.En dan is er nog een 13 pagina's tellend crisisdocument met 50 met elkaar verweven problemen.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Es gibt auch ein 13-seitiges Krisenpapier mit 50 ineinander greifenden Problemen.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.És van egy 13 oldalas krízis dokumentum 50 összefüggő problémával.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Există un document de criză de 13 pagini cu 50 de probleme interconectate.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Existe ainda um documento de crises com 13 páginas e 50 problemas interligados.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Il y a un document de crise de 13 pages avec 50 problèmes imbriqués.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Jest 13 stronicowy dokument kryzysowy z 50 współzależnymi problemami.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Je tam aj 13-stránkový krízový dokument s 50 vzájomne prepojenými problémami.
50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var.Og så er der et 13 siders krisedokument med 50 sammenhængende problemer.