i hali ile cümle
i hali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çocuklar tek sıra halinde üst kata çıktı.The children went upstairs in single file.
Beş saatlik gezi yüzünden elimizi kaldıracak halimiz kalmadı.We felt dead from the five-hour trip.
Büyükbabam kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkmayı bir kural haline getirdi.My grandfather made it a rule to take a walk before breakfast.
Her sabah yürümeyi kural haline getirdim.I make it a rule to take a walk every morning.
Parke zeminleri halıya tercih ederim.I prefer hardwood floors to carpet.
Kahvemi halıya döktüm.I spilled my coffee on the carpet.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Yatmaya gitmeden önce dişlerimi fırçalamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule to brush my teeth before I go to bed.
Yatmaya gitmeden önce kitap okumayı kural haline getiririm.I make it a rule to read before going to bed.
Ben erken kalkmayı bir kural haline getirdim.I make it a rule to get up early.
Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.I make it a rule to take a walk before breakfast.
Onun halini hatırını sordum.I asked after him.
Randevular için asla geç kalmamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule never to be late for appointments.
Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.A purple carpet will not go with this red curtain.
Ciddi yaralarına rağmen onların hepsi iyi ruh hali içindeydi.For all their serious wounds, all of them were in good spirits.
Halıyı yere serdi.They laid the carpet on the floor.
İş güvenliği büyük bir endişe haline geldi.Job security became a major worry.
Yemeklerden sonra dişlerimi fırçalamayı kural haline getirdim.I make it a rule to brush my teeth after meals.
Biz yeni bir halı istiyoruz.We want a new carpet.
Yeni istasyon binası inşaat halinde ve yakında tamamlanacak.The new station building is under construction and will be completed soon.
Öğretmen öğrencilerin ikili grup halinde diyaloğu patik yapmalarını istedi.The teacher asked the students to practice the dialogue in pairs.
Oyuncular maçtan sonra çok iyi bir ruh halindeydiler.The players were in high spirits after the game.
Lütfen parayı bana yirmi dolarlık banknotlar halinde verin.Please give me the money in twenty-dollar bills.
Taro babasının halini hatırını sordu.Taro asked after her father.
Büyük bir ateş bütün kasabayı kül haline getirdi.The big fire reduced the whole town to ashes.
Kuşlar grup halinde uçuyorlardı.The birds were flying in a group.
Annem kötü havadan dolayı golf oynayamadığı için kötü bir ruh hali içindeydi.Mother was in a bad mood since she could not play golf because of bad weather.
O günlerde ailemin hali vakti yerindeydi.My family was well off in those days.
Hareket halindeyken arabanın kapısını asla açma.Never open the door of a car that is in motion.
Eti ince dilimler halinde kesin.Cut the meat into thin slices.
Japonlar grup halinde seyahat etmeyi sever.The Japanese like to travel in groups.
Kedi halıyı tırmalamaya başladı.The cat started to scratch the carpet.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
O, nadiren iyi bir ruh hali içindedir.He is rarely in a good mood.
Onun ruh hali sık sık değişir.His moods often change.
Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.His book became an object of criticism.
Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.His answer depends on his mood.
O bir hafta içinde eski haline dönecek.He will be up and about in a week.
O her türlü insanlarla iletişim halinde.He is in touch with all kinds of people.
O kötü bir ruh hali içinde.He is in a bad mood.
O kötü bir ruh hali içinde, bu onun için nadirdi.He was in a bad mood, which was rare for him.
O, iyi bir ruh hali içinde.He is in good temper.
O, kızgın bir ruh hali içinde.He is in an angry mood.
Onun kötü bir ruh hali var.He has a bad temper.
O senin halini hatırını sordu.He asked after you.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O annemin halini hatırını sordu.He asked after my mother.
O gençken hali vakti daha iyiydi.He was better off when he was young.
O iyi bir ruh hali içerisindeydi.He was in good spirits.
Onun hali vakti eskisinden daha iyi.He is better off than he was.
O, onun her zamanki hali.He is his usual self.
Yorgunluktan artık yürümeye hâli kalmamıştı.He was too tired to walk any more.
Trans halinde dolaşıyor.He is wandering around in a trance.
O, her gün bahçede iki saat çalışmayı bir kural haline getiriyor.He makes it a rule to work in the garden for two hours every day.
Kendilerini bir daire halinde biçimlendirdiler.They formed themselves into a circle.
Onlar, babamın halini hatırını sordular.They asked after my father.
O, kötü bir ruh hali içerisinde olması dolayısıyla seninle konuşmayı reddedebilir.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.
O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood.