Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Kanalen sågas skoningslöst i kvällspressen som ett fiasko.
Huzurlu bir şekilde öldü.Вона померла в розквіті сил.
Size Selamlar, atalarımızın arazisi, Sem, onları güçlü yapan Huzurlu ve neşeli.Мені сумно, але я бажаю нашим братам демократії і щастя.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Několik prvních roků jeho vlády bylo klidných.
Huzurlu bir şekilde öldü.Poté v klidu zemřel.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Nade všechno ostatní si přejí mírumilovné a klidné prostředí.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.Zůstal jsem klidný a vyrovnaný.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Obě děti se ukázaly být zcela mimořádně nadané.
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.Počátek života borovanské klášterní komunity byl velmi klidný a beze sporů.
İvan'ın korku dolu çehresi ile oğlunun, huzurlu yüzü bir tezat oluşturmaktadır.Chipul îngrozit a lui Ivan este în contrast cu expresia calmă și resemnată a fiului său.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Nem is csoda, hogy a császár uralkodásának első évei nyugalomban teltek.
Çalışmıyorsam, huzurlu değilim."Ha valóban nem tudom, nyugodt vagyok.”
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Élete hátralévő része békés és magányos volt.
Yine ilk albümde olduğu gibi; albüm huzurludan kaotik’e doğru bir seyir izler.Az előző albumhoz hasonlóan a hangulat a nyugodt és a kaotikus között változik.
Huzurlu bir şekilde öldü.Otthonában, békésen hunyt el.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Iloisina, rauhaa rakastavina, laulaen eteenpäin kulkevina, uskollisina esi-isillesi, jotka vartioivat sinua.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Volturien lähtiessä Edward ja Bella ovat vapaita elämään elämäänsä rauhassa ja ikuisesti tyttärensä kanssa.
Huzurlu bir şekilde öldü.Στη συνέχεια απεβίωσε ειρηνικά.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Η παιδική της ηλικία δεν ήταν εύκολη και ανέμελη.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.De første par år af hans regeringstid var forholdsvis fredelige.
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu.Om natten var lejren blikstille.
Yine ilk albümde olduğu gibi; albüm huzurludan kaotik’e doğru bir seyir izler.Som på det første album, skifter stemningen på dette album ofte fra det fredfyldte til det kaotiske.
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Det var en slags stille høytid av ham».
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Hennes liv var alt annet enn passivt.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Siste del av hans lange regjeringstid forløp relativt fredelig.
Huzurlu bir şekilde öldü.Alipun meninggal dengan damai.
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Hidup itu merupakan suatu perjalanan.”
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Masa kecil hidupnya bahagia dan tidak kekurangan.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Và cho dù là gì đi nữa, cuộc đời của một lỗ đen không hề yên tĩnh và thanh bình.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Sau khi nhà Volturi rút quân, Edward, Bella cùng con gái sống cuộc đời bất tử hạnh phúc mãi mãi.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Có hai con trai là Kiên và Thuận.
Huzurlu bir şekilde öldü.彼女は穏やかに死んだ。
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.統治期間のうち、最初の数年は順調だった。
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.^ 天界・地界・人間界は『Wish』からの登場だが、異界は『こばと。
Onun dönemi nispeten huzurlu geçen bir zaman dilimi oldu.時代がかった口調で喋る。
Fakat, Suffolk'taki günleri daha sakin ve huzurluydu.西方のヴァリノールにおいては、平穏と安寧が続く時代であった。
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.且遗二女幼,可悯也。
Lintukoto'nun modern anlamı daha çok, "cennetvârî, mutluluk getiren, sıcak ve huzurlu yer" anlamındadır.근현대 핀란드에서 "린투코토"라는 말은 행복하고 따뜻하며 평화로운 상상 속의 낙원을 가리키는 말로도 사용된다.
"İyi niyetli olanlara huzurlu olsun".그는 참회자들에게 “안심하세요.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.התקדמי בשירה, מאושרת ושלווה, נאמנה לאבותייך הצופים בך.
Şehir eyaletteki diğer şehirlerle kıyaslandığında oldukça ileri ve huzurlu bir merkezdir.מרכז העיר נחשב לאזור משגשג ופורח יחסית ליתר חלקי העיר.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.היא תיארה את ילדותה כנוחה, אך לא מאושרת.
Ana madde: Tiberius Tiberius'un yönetiminin ilk yılları huzurlu ve nispeten tehlikesizdi.Podrobniji članak o temi: Tiberije Prve godine Tiberijeva carevanja bile su mirne.
Bu huzurlu bir gezi oldu” dedi.Ovako je taj dio vraćen mirnim putem.”
Akşam ışığında görünen kulübe huzurlu bir şekilde görünüyordu."Nebo, na prvi pogled, se činilo bistrim.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prvé roky jeho vlády bolo pokojné.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Hneď ako Volturiovci odídu, Edward a Bella žijú svoj pokojný život v mieri so svojou dcérou.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prva leta njegove vladavine so bila mirna.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vesela, mirna, v pesmi napreduj, zvesta očetom, ki te opazujejo.
Dijital Dünya'nın güvende ve huzurlu olduğu düşünülür.Čarovniški svet je rešen in miren.
Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer.Med vadbo se počutimo sproščene in polne energije.
Şehzadeler arasındaki huzurluğun ortaya çıktığı dönemde Şah Kulu önderliğindeki Kızılbaşlar isyan etti.Trdi, da so se nepravilnosti na uradu med vodenjem Draga Čeparja ponavljale.
Şehir eyaletteki diğer şehirlerle kıyaslandığında oldukça ileri ve huzurlu bir merkezdir.Palyginus su miestu senamiestyje yra nepaprastai gražu ir ramu.
Ancak içkiyi bıraktıktan sonra tekrar geri dönen ikilinin hayatları eskisi gibi huzurlu olmayacaktır.Grasė ir dviejų vaikų ramus gyvenimas jau nebebus toks saugus.
Volturi gidince, Edward ve Bella kızları ile birlikte huzurlu bir şekilde yaşamlarına devam ederler...Volturi lahkub ja Bella ning Edward saavad koos oma tütrega elada õnnelikult ja igavesti.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Tema valitsusaja viimased aastad olid võrdlemisi rahulikud.
1981 yılında eşim Amelora ve ben mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak için İrlanda'da yerleştik.En 1981 mi esposa Hannelorre y yo decidimos ir a vivir en harmonía en Irlanda.
1981 yılında eşim Amelora ve ben mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak için İrlanda'da yerleştik.Nel 1981 mia moglie Hannelore e io abbiamo deciso di andare a vivere in pace e armonia in Irlanda.
1981 yılında eşim Amelora ve ben mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak için İrlanda'da yerleştik.През 1982 аз и жена ми Ханелоре решихме да отидем да живеем на спокойствие и сред хармония в Ирландия.
1981 yılında eşim Amelora ve ben mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak için İrlanda'da yerleştik.彼女と重ねた充実した年月を振り返り