Ana içeriğe geç
Sözlük

hurma ile cümle

hurma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin.Това твое тяло прилича на палма. И гърдите ти на гроздове.
Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin.זאת קומתך דמתה לתמר ושדיך לאשכלות׃
Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin.قامتك هذه شبيهة بالنخلة وثدياك بالعناقيد.
Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin.你 的 身 量 、 好 像 棕 樹 . 你 的 兩 乳 如 同 其 上 的 果 子 、 纍 纍 下 垂
Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin.你 的 身量 、 好像 棕樹 . 你 的 兩 乳 如同 其上 的 果子 、 纍纍 下垂
Hurma ağaçlarına doğru ilerliyoruzيســـري بيــــن أشجـار النخـيـل
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Bà ta đang nhai trầu, qua nhiều năm răng đã ngả màu rất đỏ.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Bételdiót rágott, amitől a fogai az évek során pirosra színeződtek.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Ella estaba mascando nuez de betel, lo cual hizo que con los años sus dientes se tornaran muy rojos.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Elle mâchait de la noix de bétel, ce qui rendait ses dents rouges au fil des années.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.비틀 넛[비랑나무 열매: 번역주]을 씹고 있었는데, 이것 때문에 치아가 아주 붉은색으로 변해 있었습니다.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Masticava il betel, che ha fatto diventare i suoi denti di colore rosso negli anni.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Mesteca nuci de betel, care, de-a lungul timpului, îi făcuseră dinţii foarte roşii.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Sie kaute Betelnüsse, die ihre Zähne über die Jahre hinweg sehr rot gefärbt hatten.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Ze kauwde op betelnoot, waardoor haar tanden door de jaren heen erg rood werden.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Żuła nasiona palmowca, które powodowały, że jej zęby stały się bardzo czerwone po latach.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Žvýkala betlenut, ořech, který způsobil červenou barvu jejích zubů.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Μασούσε μπέτελνατ που έκανε τα δόντια της να κοκκινήσουν με τα χρόνια.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Она жевала орехи бетель, из-за чего её зубы со временем стали красными.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.Тя дъвчеше ядки от арека, което бе направило зъбите й, червени с течение на годините.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.היא לעסה אגוזי בטל, שגרמו לשיניה במהלך השנים להפוך לאדומים מאוד.
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.كانت تمضغ جوز التنبول، و الذي جعل أسنانها على مدار السنين تتحول إلى الأحمر الداكن .
Hurma cigniyordu ki dislerinin yillar gectikce iyice kirmiziya donmesine bu neden olmustu.彼女の歯は真っ赤に染まっていました 最後に この子は私が話しかけた26歳の尼僧です
Hurma dedi ki... ...çok utanıyorum.A vorbit curmalul japonez.
Hurma dedi ki... ...çok utanıyorum.Die Persimone sprach: Ich bin so schüchtern.
Hurma dedi ki... ...çok utanıyorum.Le kaki mûr a dit : "Je suis timide.
Hurma dedi ki... ...çok utanıyorum.Persymona przemówiła.
Hurma dedi ki... ...çok utanıyorum.Ο λωτός μίλησε. Είμαι ντροπαλή, έτσι...
İstediğiniz kadar ödeyin. Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Geben Sie, was Sie wollen, einen Krapfen, zwei Datteln, eine Gurke...
İstediğiniz kadar ödeyin. Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...Puede darme Io que quiera, un buñuelo, unos dátiles...
İstediğiniz kadar ödeyin. Bir halka, bir kaç hurma, bir salatalık...О, дают, что хотят - пирожок, два финика, огурец...
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Dari situ mereka terus dan berkemah di Elim; di situ ada dua belas sumber air dan tujuh puluh pohon kurma
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Ðoạn, đi từ Ma-ra đến Ê-lim; vả, tại Ê-lim có mười hai cái suối và bảy chục cây chà-là, bèn đóng trại tại đó.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.I pójdzie ta granica aż do Zefronu, a skończy się u wsi Enan; tę będziecie mieć granice północną.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Jdouce pak z Marah, přišli do Elim, kdežto bylo dvanácte studnic vod, a sedmdesáte palm. I položili se tu.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.마라에서 발행하여 엘림에 이르니 엘림에는 샘물 열 둘과 종려 칠십 주가 있으므로 거기 진쳤고
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Og de drog fra Mara og kom til Elim. I Elim var det tolv vannkilder og sytti palmetrær, og de leiret sig der.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Partieron de Mara y llegaron a Elim, donde había doce manantiales de agua y setenta palmeras, y acamparon allí
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.Partiram de Mara, e vieram a Elim, onde havia doze fontes de água e setenta palmeiras, e acamparam-se ali.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.ויסעו ממרה ויבאו אילמה ובאילם שתים עשרה עינת מים ושבעים תמרים ויחנו שם׃
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.ثم ارتحلوا من مارّة واتوا الى إيليم. وكان في ايليم اثنتا عشرة عين ماء وسبعون نخلة. فنزلوا هناك.
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.從 瑪 拉 起 行 、 來 到 以 琳 、 以 琳 有 十 二 股 水 泉 、 七 十 棵 棕 樹 、 就 在 那 裡 安 營
Maradan ayrılıp on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı olan Elime giderek orada konakladılar.從瑪 拉 起行 、 來到 以琳 、 以 琳有 十二 股 水泉 、 七十 棵 棕樹 、 就 在 那 裡安營
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.A nebude mať Egypt diela, ktoré by bola učinila hlava alebo chvost, vetev alebo siť.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Aniž bude dílo v Egyptě, kteréž by učinila hlava neb ocas, ratolest aneb sítí.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Chẳng có việc gì mà đầu và đuôi, cây kè và cây lau sẽ làm ra được cho Ê-díp-tô cả.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Chẳng có việc_gì mà đầu và đuôi , cây kè và cây lau sẽ làm ra được cho Ê - díp-tô cả .
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Di Mesir tak ada orang yang masih berdaya, baik penguasa maupun rakyat, baik orang penting maupun orang biasa
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Egypte is onmachtig, haar daadkracht is verdwenen; niemand kan haar de goede weg wijzen.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Eikä menesty Egyptille mikään teko, tekipä sen pää tai häntä, palmunlehvä tai kaisla.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.E não haverá para o Egito coisa alguma que possa fazer cabeça ou cauda, ramo ou junco.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.És nem lesz Égyiptomnak semmi munkája, a melyet cselekednék a fõ és fark, a pálmaág és a káka.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Et l`Égypte sera hors d`état de faire Ce que font la tête et la queue, La branche de palmier et le roseau.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.For Ægypten lykkes intet, hverken for Hoved eller Hale, Palme eller Siv.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.In Egipt ne bo imel nikogar, ki bi kaj prav dovršil, bodisi glava ali rep, palmova veja ali trst.
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.I nie będzie żadna sprawa w Egipcie, którąby uczynić miała głowa albo ogon, GałąË™ albo sitowie
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.애굽에서 머리나 꼬리나 종려나무 가지나 갈대나 아무 할 일이 없으리라
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.No le servirá a Egipto nada de lo que haga la cabeza y la cola, la palmera y el junco
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Non riuscirà all'Egitto qualunque opera faccia: il capo o la coda, la palma o il giunco
Mısırda kimsenin yapabileceği bir şey kalmadı; Ne başın ne kuyruğun, ne hurma dalının ne de sazın.Und Ägypten wird kein Werk haben, das Haupt oder Schwanz, Ast oder Stumpf ausrichte.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod