hristiyanlık ile cümle
hristiyanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Şehir, en eski Hristiyanlık mabedlerinden biridir.Žuvis yra vienas seniausių krikščionybės simbolių.
Bizans hakimiyeti döneminde adada Hristiyanlık yaygınlaşmıştır.Romėnų valdymo metu saloje įsigali krikščionybė.
Hristiyanlık İdil boyunda önemli rol oynamıştır.Krikščionybė yra padariusi didelę įtaką.
Diğer azınlık dinleri Hristiyanlık ve Yahudiliktir.Kai kurios gentys rinkosi krikščionybę ar judaizmą.
1600: Giordano Bruno, Hristiyanlık'a aykırı düşüncelerinden dolayı Roma'da yakılarak öldürüldü.1600 – Roomas põletati tuleriidal Giordano Bruno.
Hristiyanlık İspanya'ya ilk yüzyılda geldi ve ikinci yüzyılda şehirlerde oldukça yaygınlaştı.1. sajandil tutvustati Hispaaniale kristlust ning linnades sai see populaarseks juba 2. sajandil.
Keltik Hristiyanlık'ın karakteristik sembolüdür, ancak kökeni Hristiyanlık öncesine dayanır.Tegemist on keldi kristluse sümboliga, mis võib olla vanem kui ristiusk ise.
Hristiyanlık inancına göre İsa, insanların günahlarının bağışlanması için çarmıhta bedenen can vermiştir.Kristluse järgi võttis Jeesus ristil surres enda peale karistuse inimkonna pattude eest.
Pensilvanya sistemi, kaynağını Hristiyanlık dininden alır.Kristliku platonismi rajas Origenes.
Bu nedenle Hristiyanlık dini "Nasranilik" olarak da adlandırılır.Eriti moraalset valesust nimetatakse ka vääruseks.
Homunculusların isimlerinin her biri, Hristiyanlık'ın ilk öğretilerinde yer alan yedi ölümcül günahtır.Seitse surmapattu on kristlikkes õpetustes olev grupeering patte.
Hristiyanlık İrlanda'ya 5. yüzyıl'da ulaştı.Kristluse toodi saarele 1. sajandil.
2. yüzyılda Hristiyanlık yayılmaya başladı.10. sajandi teisest poolest hakkas levima kristlus.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Aber ich wurde nach Jerusalem geschickt, um einen Film über das frühe Christentum zu drehen.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Ale bola som poslaná do Jeruzalema, aby som pripravila film o ranom kresťanstve.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Ale zostałam wysłana do Jeruzalem, żeby zrobić film o początkach chrześcijaństwa.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Dar am fost trimisă la Ierusalim să fac un film despre începutul creștinismului.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.그러다가 초기 기독교를 다룬 영화를 만들기 위해 예루살렘에 가게 되었습니다.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Maar ik werd naar Jerusalem gestuurd, om een film over het vroege Christendom te maken.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Mas fui enviada para Jerusalém para fazer um filme sobre o início da cristandade.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Pero me enviaron a Jerusalén a hacer una película sobre el primer cristianismo.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Puis, j'ai été envoyée à Jérusalem pour faire un film sur les débuts du Christianisme.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Saya dikirim ke Jerussalem untuk membuat film tentang masa awal agama Kristen.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Sono stata inviata a Gerusalemme per fare un film sugli inizi del Cristianesimo.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Με στείλανε όμως στα Ιεροσόλυμα να κάνω μια ταινία για τον πρώιμο Χριστιανισμό.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Но ме пратиха в Йерусалим, за да направя филм за ранното християнство.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.Но тут меня послали в Иерусалим для съёмок фильма о раннем христианстве.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.נשלחתי לירושלים כדי לעשות סרט על הנצרות המוקדמת.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.ولكنني بُعِثْت إلى القدس لتصوير فيلم حول العصور المسيحية الأولى.
Ama, erken dönem Hristiyanlık hakkında bir film yapmak için Kudüs'e gönderildim.そこで初めて 他の宗教に出会いました
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Boeddhisme, christendom, Islam, hindoeïsme... we hanteren allerlei religies hier.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Bouddhisme, Christianisme, Islam, Hindouisme... on s'occupe de toutes les religions, ici.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Buddismo, Cristianesimo, Islamismo, Induismo... qui da noi trattiamo tutte le religioni.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Budism, creştinism, islam, hinduism... ... ne descurcăm cu toate religiile aici.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Budismo, Cristianismo, Islamismo, Hinduísmo... nós lidamos com tudo aqui.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Budismo, cristianos, Islam, Hindús... aquí manejamos todas las religiones.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Budizem, krščanstvo, islam, hinduizem, vse prenesemo.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Βουδισμό, Χριστιανισμό, Ισλαμισμό... ασχολούμαστε με κάθε θρησκεία εδώ μέσα.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada.Буддизм, христианство, ислам, индуизм... здесь мы имеем дело со всеми религиями.
Budizm, Hristiyanlık, İslam, Hinduizm... ...burada bütün dinler bir arada...البوذية ، المسيحية ، الإسلام ، الهندوسية نتعامل مع جميع الأديان هنا
Bu doğru, klasik olanın reddi, Hristiyanlık öncesi olanın reddi.Co je kolem nás ... to je to pravé ... z klasického ... to je to pravé , z předkřesťanské ..
Daha önemlisi, orta çağ toplumu, Hristiyanlık boyunca보다 중요하게는, 그 기독교 중세사회가,
Daha önemlisi, orta çağ toplumu, Hristiyanlık boyuncaויותר חשוב מכך, חברת ימי הביניים שדרך הנצרות,
Daha önemlisi, orta çağ toplumu, Hristiyanlık boyuncaو الأهم من ذلك، مجتمعات القرون الوسطى من خلال المسيحية
Daha önemlisi, orta çağ toplumu, Hristiyanlık boyuncaアリストテレスの考えは中世の社会に 広く受け入れられました
Heykelin bu şekilde yapılmış olmasının da Hristiyanlıkla veya tanrısallığıyla bağlantılı bir anlamı olabilir.A možná i v tomto by se mohl ukrývat náznak křesťanství a "nebeskosti".
Heykelin bu şekilde yapılmış olmasının da Hristiyanlıkla veya tanrısallığıyla bağlantılı bir anlamı olabilir.E forse nel quel modo c'è qualche suggerimento del cristiano e celeste.
Heykelin bu şekilde yapılmış olmasının da Hristiyanlıkla veya tanrısallığıyla bağlantılı bir anlamı olabilir.I być może zawiera się w tym sugestia czegoś chrześcijańskiego i niebiańskiego.
Heykelin bu şekilde yapılmış olmasının da Hristiyanlıkla veya tanrısallığıyla bağlantılı bir anlamı olabilir.Ж: Возможно, это также некое указание на христианство и одухотвореннось. М:
Heykelin bu şekilde yapılmış olmasının da Hristiyanlıkla veya tanrısallığıyla bağlantılı bir anlamı olabilir.І, можливо, в цьому теж є певний натяк на християнство і небеса.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.물론 기독교가 가장 큰 몫을 차지했죠. 거의 1억 6,000만 명에 달합니다.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.A kereszténység teszi ki természetesen a lakosság legnagyobb részét, több mint 160 millió hívővel.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.A legutóbbi kutatás meglepően bátorító eredményeket mutat.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Christenen nemen natuurlijk het leeuwendeel van de bevolking voor hun rekening, met bijna 160 miljoen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Christenen nemen natuurlijk het leeuwendeel van de populatie voor hun rekening, met bijna 160 miljoen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Chrześcijanie stanowią lwią część populacji, blisko 160 milionów.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Creștinismul, bineînțeles, ocupă o masivă parte a leului din populație, cu aproape 160 de milioane.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Das Christentum hat natürlich den massiven Löwenanteil der Bevölkerung, mit fast 160 Millionen.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Křesťanství samozřejmě zaujímá daleko největší část populace, skoro 160 miliónů.
Hristiyanlık, doğal olarak, 160 milyonla nüfusun büyük bir kısmını elinde tutuyor.Kresťanstvo, samozrejme, zaberá leví podiel populácie, skoro 160 miliónov.