Üst düzey yöneticilerle, üniversite hocalarıyla, oyuncularla, seks işçileriyle konuştum.アフリカ系米国人女性 アジア系米国人女性
Vaov Oh Ha Ni bu harika. Hey! Seni hayatımın akıl hocası yapmak istiyorum.우워 오하니... 대단하다!
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.E io sono grato ai miei mentori, e sono certo che anche voi lo siate.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Hálás vagyok a mentoraimnak, és biztosan mindannyian azok vagyunk.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Ich bin dankbar für meine Mentoren, und ich bin sicher, das sind wir alle.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Ik ben dankbaar voor mijn mentors, en jullie waarschijnlijk ook.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Jestem wdzięczny za swoich mentorów i jestem pewien, że wy też.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Je suis reconnaissant envers mes mentors, et je pense que vous l'êtes aussi.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.그래서 전 저의 멘토들에게 진심으로 감사하며 여러분들 또한 마찬가지일거라 확신합니다.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Og jeg er taknemmelig for mine vejledere, og det er jeg sikker på I også alle sammen er.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Sunt recunoscător mentorilor mei, sunt sigur că şi voi sunteţi.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Yo estoy muy agradecido con mis mentores y estoy seguro de que todos ustedes también.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.Благодарен съм за моите ментори, сигурен съм, че всички вие също.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.И я, как и все вы, благодарен, что у меня были такие наставники.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.אני אסיר תודה למורי הרוחניים, ובטוחני שכך גם כולכם.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.لذلك أنا مدين بالشكر لهم، و أنا واثق أنكم كذلك.
Ve akıl hocalarım için minnettarım ve hepinizin de olduğuna eminim.なぜなら、MITにいる時は、あまり人間性に関することに触れる事はありません。
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.A ja gram niczego nie podejrzewającego nauczyciela WF.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.En ik speel de nietsvermoedende gymleraar.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.Et je joue le rôle du prof de gym.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.Io faccio la parte dell'insospettabile allenatore della palestra.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.Und ich spiele den nichts ahnenden Sportlehrer.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.Και παίζω τον ανυποψίαστο γυμναστή.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.И я играю ничего неподозревающего физрука.
Ve ben de masum spor hocasını oynuyorum.体育?
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.A také přednáším na Univerzitě umění v Berlíně.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.E ho un accademia, che fa parte della facolta' di Belle Arti a Berlino.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.En ik heb een academie, onderdeel van de Universiteit van Schone Kunsten in Berlijn.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.E tenho uma academia que faz parte da Universidade de Belas Artes em Berlim.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Et j'ai une académie qui fait partie de l'Université de Berlin.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.그리고 제가 운영하는 학교도 하나 있어요. 베를린 미술대학 소속이죠.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Prowadzę tam zajęcia w ramach Berlińskiej Akademii Sztuk Pięknych
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Și am o academie, parte a Universității de Arte din Berlin.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Und ich habe eine Lehranstalt, ein Teil der Universität der Künste in Berlin.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Và tôi quản lý một học viện, là một phần của trường Đại học Mỹ Thuật tại Berlin.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.А ещё у меня есть академия — часть университета Изящных Искусств в Берлине.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.И имам академия, част от Университета по изящни изкуства в Берлин.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.І ще в мене є академія при Берлінському університеті.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.יש לי אקדמיה באוניברסיטה לאמנות בברלין.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.ولدي أكاديمية، جزء من جامعة الفنون الجملية في برلين.
Ve Berlin'deki Güzel Sanatlar Üniversitesinde hocalık yapıyorum.年一回会合をします
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Aşa că am angajat un maestru feng shui.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Assumemmo un esperto di feng shui
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk, Binayı Çin oranlarında 3 defa ölçekledik, ve Çin'e gittik. gülüşmeler.Contratamos a un maestro de feng shui, adaptamos el edificio a las proporciones de China, y allí fuimos.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Contratámos um mestre de "feng shui".
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Dus huurden we een feng shui-meester in.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Így felvettünk egy feng sui mestert.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,그래서 풍수지리전문가를 고용했습니다.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,On a embauché un maître de feng shui.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Tak sme najali majstra na feng shui.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Thế nên chúng tôi đã thuê một thầy phong thủy.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,Έτσι προσλάβαμε έναν ειδικό στο φενγκ σούι.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,И така наехме майстор по Фън Шуй.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,אז שכרנו מאסטר של פאנג-שווי.
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,وقمنا بتعيين أستاذ في الفينغ شوي "فلسفة صينية تركز على فن التناغم مع الفضاء المحيط"
Ve bir Feng Shui hocası tuttuk,建物を中国規模の3倍に拡大して
Ve bu adam, aslında herkes -- büyükbabanız, amcanız, babanız, oğlunuz, komşunuz, hocanız, öğrenciniz.A tento muž, je to každy muž -- Váš dedko, Váš strýko, Váš otec, Váš syn,
Ve bu adam, aslında herkes -- büyükbabanız, amcanız, babanız, oğlunuz, komşunuz, hocanız, öğrenciniz.A tento muž, je to kdokoli -- váš dědeček nebo strýc, váš otec, syn, váš soused, profesor, student.
Ve bu adam, aslında herkes -- büyükbabanız, amcanız, babanız, oğlunuz, komşunuz, hocanız, öğrenciniz.Deze man, hij is iedere man -- Je opa, je oom, je vader, je zoon, je buurman, je leraar, je student.
Ve bu adam, aslında herkes -- büyükbabanız, amcanız, babanız, oğlunuz, komşunuz, hocanız, öğrenciniz.그리고 이 사람은 모든 사람입니다. 당신의 할아버지, 당신의 아저씨 당신의 아버지, 아들