Ana içeriğe geç
Sözlük

ho ile cümle

ho kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yumi'nin hobisi popüler şarkılar söylemek.Yumi's hobby is singing popular songs.
Ben genellikle akşam yemeğinden sonra müzik dinlemekten hoşlanırım.I often enjoy listening to music after supper.
Ondan çok fazla hoşlanmadım.I didn't enjoy it very much.
Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.The Board of Trustees voted to divest the organization's overseas holdings.
Seyahat etmekten hoşlanır mısınız.Do you like to travel?
Gezinizden hoşlandınız mı?Did you enjoy your trip?
Hiçbir şey seyahat etmekten hoş değildir.Nothing is more pleasant than traveling.
Ebeveynlerim her kış kayak yapmaktan hoşlanır.My parents enjoy skiing every winter.
Ben trenlere binmekten hoşlanırım.I like to ride on trains.
İşçiler hoşça vakit geçirebilecekleri bir barda toplanmak istiyor.The workers like to gather in a pub where they can let their hair down.
Biz konuşmaktan hoşlanıyoruz.We enjoy talking.
Bir güzellik salonunda hoş ve mutlu bir zaman geçirmeye ne dersin?How about spending an elegant and blissful time at a beauty salon?
"Geri döndüm." "Eve hoş geldin.""I'm back." "Welcome home."
Muayene odasından tam ayrılırken doktor hoşça kal diyerek elini salladı.Just as we were leaving the exam room the doctor waved his hand saying, 'bye-bye'.
Bazı insanlar voleybolu sever, diğerleri tenisten hoşlanır.Some people like volleyball, others enjoy tennis.
Baba bana nereye gitmenin hoş olacağını söyledi.Daddy told me where it would be nice to go.
Hava karardığında dışarı çıkmaktan hoşlanmam.I don't like to go out when it's dark.
Hoverkraftım müren dolu.My hovercraft is full of eels.
Hoverkraftım yılanbalığı dolu.My hovercraft is full of eels.
Bunlar iki hoş resimdir.These are two nice pictures.
Bunlar hoş çerçeveli iki resimdir.These are two pictures with a nice frame.
O hoşuna gidiyor mu?Do you like that?
Kedim ıslanmaktan hoşlanmaz.My cat doesn't like to get wet.
Onun hoşlandığı jöledir.What he likes is jelly.
Bay Grey işinden hoşlanmıyordu.Mr. Grey didn't enjoy his work.
Hollandaca'da nasıl XXX denir?How do you say XXX in Dutch?
Yakında Hollandaca birkaç kelimeden çok daha fazlasını öğreneceğimi umuyorum.I hope to soon know much more than a few sentences in Dutch.
Bu çiçekler Hokkaido yöresinde görülebilir.These flowers can be seen around Hokkaido.
O, kocasından hoşlanmadı.She didn't like her husband.
Bill babasının çok sigara içmesinden hoşlanmaz.Bill doesn't like the fact that his father smokes a lot.
O, hemen ondan hoşlanmaya başladı.She began to like him right away.
Onun en sevdiği beyzbol takımı Giants'tır, ancak Lions'dan da hoşlanır.His favorite baseball team is the Giants, but he likes the Lions, too.
Tek başıma yürümekten hoşlanıyorum.I like walking by myself.
Bu hoş değil.This is not cool.
Ben ona hoş bir kız olduğunuzu söyledim.I told her that you're a nice girl.
O şarkıcıdan çok hoşlanırım.I like that singer a lot.
Hoş bir gün!It is a nice day!
Bu durumdan hoşnut değilim.I'm not happy with this situation.
Onunla takılmaktan hoşlanmıyorum.I don't enjoy hanging out with him.
"Spordan hoşlanır mısın?" "Evet, özellikle beyzboldan hoşlanırım."Do you like sports?" "Yes, I especially like baseball."
Evet, çok hoş bir akşam.Yes, it's such a nice evening.
Yarının hoş bir gün olacağını düşünüyor musunuz?Do you think tomorrow will be a nice day?
Karpuz yemekten hoşlanırım.I like to eat watermelon.
Hayır, fakat beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanıyorum.No, but I like going to watch baseball.
Beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanırım.I like going to watch baseball.
Başlangıçta bu fikirden hoşlanmamıştın ama şimdi memnun görünüyorsun.At the beginning you had disliked the idea, but now you seem to be content.
Gerçekten hoşlandığım sandalye odur.That's the chair that I really like.
Senden hoşlanıyorum.I like you.
Ben senden hoşlanıyorum.I like you.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ne kulağa hoş gelen bir kelime!What a nice sounding word!
Uzaktan bakıldığında pek çok şey hoş görünecektir.If you look from afar, most things will look nice.
Hiç Hollywood saymanlığını duydun mu?Have you ever heard about Hollywood accounting?
2010 Dünya Kupası'nı Hollanda kazandı.The Netherlands have won the 2010 World Cup.
Hoşunuza giderse ofisimi kullanabilirsiniz.You can use my office, if you like.
Herkes ondan hoşlanıyor.Everyone likes her.
Sanırım sen gerçekten hoş bir insansın.I think you are a really nice person.
O, bu konserden hoşlanmaz.He doesn't like this concert.
O bir Hollywood yıldızı.He is a Hollywood star.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod