hoşlanmaz ile cümle

hoşlanmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Kral Julien ise bundan hoşlanmaz ve onu ayağından atar.Julien wil dit helemaal niet en stuurt haar weg.
Alkolden hiç hoşlanmaz.Slik geen liefdesdrank.
Bernard’dan hiç hoşlanmaz.Dit bevalt Brenda maar niet.
Tom peynirden hoşlanmaz.Tom houdt niet van kaas.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego ani biegowego.
Poe eserlerinde özgünlüğün peşinde koşar ve atasözlerinden pek hoşlanmazdı.Poe dążył w swoich utworach do oryginalności, nie lubił przysłów.
İnsanların saf olmasından hiç hoşlanmaz.Nie lubi czystości.
Ayrıca ismi konusunda çok hassastır ve ismiyle dalga geçilmesinden hiç hoşlanmaz.Jest drażliwy i nie lubi jak ktoś sobie z niego żartuje.
Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz.Bergman początkowo nie była zadowolona z tej decyzji.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Lubi oglądać ból innych ludzi i nie ma z wykorzystywaniem tego.
Ayaz ondan hiç hoşlanmaz.Matka nie za bardzo przepada za nim.
Bitki yerinin değiştirilmesinden pek hoşlanmaz.Roślina nie jest trudna w uprawie, ale nie lubi zmiany miejsca.
Halktan üstün görünmeye çalışandan hoşlanmazdı.Nie cierpi, gdy ktoś wypada lepiej od niej.
Kral Julien ise bundan hoşlanmaz ve onu ayağından atar.Dr Menville nie wytrzymuje i zrzuca ją ze schodów.
Sünger Bob'dan hiç hoşlanmaz.Nie cierpią Butcha, z wzajemnością.
Randy'den hoşlanmaz.Nie lubi Renaty.
Rigby'den hoşlanmaktadır ama Rigby ondan hiç hoşlanmaz.Moire lubiła Corwina, nie lubiła natomiast Eryka.
İngilizler ise bu durumdan hoşlanmaz.Detta gillade inte britterna.
Rigby'den hoşlanmaktadır ama Rigby ondan hiç hoşlanmaz.Hon är förälskad i Rigby, men han tycker att hon är irriterande.
Bu ağaçlar soğuktan hoşlanmaz.De tål inte frost.
Etten hoşlanmaz ve sürekli sebze yemekleri yapar.Ogillar vatten men älskar jordgubbar.
Kendisine temas edilmesinden hoşlanmaz.Honom vill jag inte att du träffar.
O, vanilyadan hoşlanmaz.Hon hatade vanilj.
Kurak ve sıcaktan hoşlanmaz.Тому що вони не люблять спеку і тепло.
Alkolden hiç hoşlanmaz.Особливо не полюбляє випивак.
Soğuktan hoşlanmaz, ılıman iklimde yaşamak ister.Полюбляє тепло та не любить вранці вставати.
Rahatsız edilmekten hoşlanmaz.Не любив вирізнятися.
Comtassa bu haberen hiç hoşlanmaz.Та Меріду не радує ця новина.
Eğer bu cevaptan hoşlanmazlarsa gidip televizyonlarını kapatsınlar, yürüyüşe falan çıksınlar.У разі, якщо вони вважатимуть це образливим, вони можуть вимкнути телевізор і піти на прогулянку.
Fizikten ve matematikten pek hoşlanmaz.Чисельнi методи в фізиці та математиці.
Bitki yerinin değiştirilmesinden pek hoşlanmaz.Рослина не дуже любить перезволоження.
O, tenisten hoşlanmaz.Йому не подобається теніс.
Tom politikadan hoşlanmaz.Тому не подобається політика.
Tom onun hakkında konuşmaktan hoşlanmaz.Тому не подобається про це говорити.
Tom satrançtan hoşlanmaz.Том не любить шахи.
Tom satrançtan hoşlanmaz.Тому не подобаються шахи.
Antonius bundan hoşlanmaz ve çok kızar.Antonius to neschvaluje a hněvá se.
Alkolden hiç hoşlanmaz.Nemá rád tvrdý alkohol.
Bu ağaçlar soğuktan hoşlanmaz.I proto tyto rostliny nesnášejí chlad.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Nemají rádi přítomnost člověka a pokud to jde, snaží se mu vyhýbat.
Bu sebeple İngiltere Amerika'dan hiç hoşlanmaz.Viktorii se v Anglii ze začátku vůbec nelíbí.
Kimseyle çok yakınlaşmaktan hoşlanmaz.Nechce být nablízku tolika lidem.
Alkolden hiç hoşlanmaz.A avut pasiunea alcoolului.
Poe eserlerinde özgünlüğün peşinde koşar ve atasözlerinden pek hoşlanmazdı.Poe a urmărit originalitatea în opera sa literară și nu-i plăceau proverbele.
Titanlar bundan zevk alır fakat tanrılar hoşlanmazlar.Americanii iubesc învingătorii și nu o să tolereze învinșii.
Soğuktan hoşlanmaz, ılıman iklimde yaşamak ister.A rideg tartást nem szereti, a családi környezetben jól érzi magát.
Fizikten ve matematikten pek hoşlanmaz.Sokkal jobban vonzotta a matematika és a fizika.
Gizledikleri bir şeyler olan kasabalılar bu meraklı yabancıdan hoşlanmazlar.A városkában nehezen talál szállást, mivel nem szeretik az idegeneket.
Bi İçimsu ondan hiç hoşlanmaz.A nehéz agyagtalajt nem kedveli.
Fazla yürüyüşten hoşlanmaz.Se on huono kävelemään.
Gölgeden hoşlanmaz.Varjossa se ei viihdy.
Antonius bundan hoşlanmaz ve çok kızar.Grundy ei pitänyt tästä ja raivostui.
Fizikten ve matematikten pek hoşlanmaz.Hän on erityisen hyvä biologiassa ja matematiikassa.
İnsanlar ve diğer canlılardan hiç hoşlanmaz.Hän ei pitänyt eläimistä eikä lapsista.
İnsanların saf olmasından hiç hoşlanmaz.Malick ei yksinkertaisesti pidä julkisuudesta.
"Kurallardan hoşlanmazdı.Δεν λάτρευε τις τελετές.
Bütün kediler sütden hoşlanmaz.Οι περισσότερες γάτες αντιπαθούν να βουτούν στο νερό.
Comtassa bu haberen hiç hoşlanmaz.Όμως αυτό δεν άρεσε στην Σύγκλητο.
Kimseyle çok yakınlaşmaktan hoşlanmaz.Sådan nogle der ikke vil nærheden.
Max, Duke'dan hiç hoşlanmaz ve onun gitmesini ister.Dean kan ikke lide ideen og forsøger at stoppe duoen.

İlgili Sayfalar