hoşlanmadı ile cümle
hoşlanmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukken "Michael" isminden hoşlanmadığı için arkadaşları onu "Shawn" diye çağırıyordu.Будучи ребёнком, он не любил имя Майкл, так что родители и друзья называли его Шон.
Fakat bu iki genç adam birbirlerinde hoşlanmadıkları için sık sık tartışmaya başladılar.Двое молодых людей никогда не любили друг друга и часто ссорились.
Fakat Magritte bu açıklamadan hiç hoşlanmadı.Мисс Марпл не удовлетворяется этими объяснениями.
Bu bakışından hoşlanmadım.Мне не нравится этот эффект.
Eleştirmenler Sylvia Scarlett 'tan hoşlanmadı ve film halk içinde popüler olamadı.لم يُعجب النقاد بفيلم "سيلفيا سكارليت"، ولم يتمتع بشعبية لدى الجمهور.
Bu bakışından hoşlanmadım.فتعجبت من هذه الرؤيا.
Eleştirmenler Sylvia Scarlett 'tan hoşlanmadı ve film halk içinde popüler olamadı.Os críticos não gostaram Sylvia Scarlett e ela era impopular com o público.
Fakat bu iki genç adam birbirlerinde hoşlanmadıkları için sık sık tartışmaya başladılar.Mas os dois jovens jamais se gostaram e discutiam frequentemente.
Bu bakışından hoşlanmadım.Gostei de seu aspecto.
Bundan askerler hiç hoşlanmadılar.Os soldados pareciam não se importar.
Hoşlanmadığı kişilere de çok mesafeli davranır.Tem gente que gosta e gente que não gosta.
Bu bakışından hoşlanmadım.Ik houd van die aanpak.
Çocukları sever ama, hoşlanmadığı insanlara karşı sert davranabilir.Ze houdt van kinderen, maar kan als dat nodig is streng optreden.
Hoşlanmadığı kişilere de çok mesafeli davranır.Potrafi też nieźle dogryźć osobom których nie lubi.
Bundan askerler hiç hoşlanmadılar.Żołnierze nie lubili go serdecznie.
Steve kimseyi öldürmek istemediğini ancak zorbalardan hoşlanmadığını söyler.Niczego nie podejrzewając, Steve pozwala się nakarmić.
Çocukken "Michael" isminden hoşlanmadığı için arkadaşları onu "Shawn" diye çağırıyordu.Ще дитиною не полюбив ім'я Майкл, тому сім'я і друзі називали його Шоном.
Fakat bu iki genç adam birbirlerinde hoşlanmadıkları için sık sık tartışmaya başladılar.Двоє молодих людей ніколи не любили одне одного і часто сварилися.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Тепер вона знає напевно: «Те, що маю я, — то не любов.
Tom Mary'nin neden John'dan hoşlanmadığını bilmediğini söyledi.Том сказав, що він не знає, чому Джон не подобається Мері.
Tom bana Fransızca konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.Том сказав мені, що не любить розмовляти французькою.
Bu bakışından hoşlanmadım.Líbil se mi jeho vzhled.
Yorumcular filmin kanlı özel efektlerinden hoşlanmadı.Criticilor nu le-au plăcut efectele însângerate ale filmului.
Saldırgan değildir, ama hoşlanmadığı kimseler kuşkuyla yaklaşır.Să rămână în afară cel ce are îndoieli.
Ondan neden hoşlanmadığını açıklayabilir misin?Poți explica de ce nu ți-a plăcut de el?
Sanırım Tom'a ondan hoşlanmadığını söylemen gerek.Cred că ar trebui săi îi spui lui Tom că nu îţi place de el.
Fakat Magritte bu açıklamadan hiç hoşlanmadı.Bár Magritte maga nem kedvelte ezt az értelmezést.
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.Tán csodállak, ámde nem szeretlek, S képzetem hegyvölgyedet nem járja.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun konuşma tarzından hoşlanmadım.Totta puhuakseni, en tykkää hänen tavastaan puhua.
Çocukları sever ama, hoşlanmadığı insanlara karşı sert davranabilir.Αγαπά πολύ τα παιδιά και δεν θέλει να είναι αυστηρός μαζί τους.
En hoşlanmadığı yemek Kuzu beyni annesi her zaman yapar, ve bu onu çok sinir eder.Το κοτόπουλο είναι το αγαπημένο των παιδιών, οπότε η γιαγιά το μαγείρευε πάντα”.
Onun benden neden hoşlanmadığını bilmiyorum, lakin önemi yok.Δεν ξέρω γιατί δεν του αρέσω, αλλά δεν έχει σημασία.
"Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu.Kun én af brødrene (hvem vides ikke) fløj selv, og kun én gang.
Bu bakışından hoşlanmadım.Jeg syntes ikke om den indstilling.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Han har også sagt: "Hun krammer mig aldrig, hun kan ikke lide mig".
Bununla birlikte tanımadıkları, ya da hoşlanmadıkları kişilerle daha uzaktan iletişim kurarlar.De skulle verken ta imot råd eller stille spørsmål til folk de ikke kjente.
Fakat Helen sürekli olarak Eddie'den hoşlanmadığını vurgular.Michael viser til stadighet at han misliker Rafael.
Fakat Magritte bu açıklamadan hiç hoşlanmadı.Ulf liker ikke denne spøken.
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.Nondum amabam, et amare amabam Aku belum jatuh cinta dan aku senang jatuh cinta.
Fakat Magritte bu açıklamadan hiç hoşlanmadı.Tuy nhiên bản thân Magritte không thích cách giải thích đó.
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.Anh tên thật là Trường Kỷ nhưng không thích nó vì nghe quá cũ kỹ.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”Rồi tôi nói, 'Được rồi, ai cảm thấy không thích nó?'
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”「私」によれば「私を気に入っているところ」が気に入らない、との事。
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.冗談は言うが、嘘は嫌い。
Bu bakışından hoşlanmadım.瞬のことを気に入る。
Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur.“你們要求善,不要求惡,就必存活。
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.대대로 개성에서 살았지만 벼슬에 나가는 것을 즐거워하지 않았다.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”"미안합니다" 얼마나 사랑하는지 말하지 못했습니다.
Fakat Helen sürekli olarak Eddie'den hoşlanmadığını vurgular.하지만 썸머는 다시 톰에게 안기며 좋아한다고 말한다.
Bu bakışından hoşlanmadım.אני לא אוהב את ההרגשה הזו.
Eleştirmenler Sylvia Scarlett 'tan hoşlanmadı ve film halk içinde popüler olamadı.Критиците не харесват „Силвия Скарлет“ и той не е популярен сред публиката.
Yansıtma: “Beni sevmediğini, benden hoşlanmadığını biliyorum.”На което той отвръща: „Не, не ме обичаш.
Bu bakışından hoşlanmadım.Не ми харесваше този ход.
Bundan askerler hiç hoşlanmadılar.Zbog toga su ga volili vojnici.
Fakat Magritte bu açıklamadan hiç hoşlanmadı.Magdalena ni marala takšnih vprašanj.
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.Man būdinga atsargumas, iš esmės nemėgstu rizikos, bet aš niekados nesiskundžiau kombinacijų matymu.
Tom konserden hiç hoşlanmadı.Tomui visiškai nepatiko koncertas.
Bu bakışından hoşlanmadım.Ma ei armasta seda maailma.
Ama bundan hoşlanmadım çünkü eğitim çok zayıftı.Ale nie podobało mi się to, że niewiele się tam nauczyłem.
Ama bundan hoşlanmadım çünkü eğitim çok zayıftı.Dar nu mi-a placut faptul ca instruirea primita era foarte slaba.