Ana içeriğe geç
Sözlük

hoşgörü ile cümle

hoşgörü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak dayanışma ve hoşgörü ruhuna bu yıl biraz gölge düştü.The spirit of solidarity and tolerance has become somewhat clouded this year, however.
Ülkede açılan yeni bir merkez, hoşgörünün ne denli gerekli olduğunu güçlü kanıtlarla ispatlıyor.A new facility provides powerful evidence of the need for tolerance.
Bu, farklı olana karşı beslenen korku ve derin hoşgörüsüzlüğün bir ifadesi.That is an expression of fear and deep intolerance towards others who are different.
Ancak lider, "Bu şartların devam etmesi hoşgörülemez." diyerek buna karşı çıktı.Nonetheless, he contended, "Continuation of such conditions is intolerable."
Sırp makamları bu hoşgörüsüzlük gösterilerine sert tepki gösterdiler.Serbian authorities have reacted fiercely to these demonstrations of intolerance.
SETimes'a konuşan Goati, "Kosova'daki yetkililer daha hoşgörülü olmalı." dedi."The authorities in Kosovo should show some more tolerance," Goati told SETimes.
Dini ve siyasi liderler Ramazan ayı boyunca hoşgörü ve yardımı vurguluyorlar.Religious and political leaders emphasise tolerance and charity during Ramadan
Sırbistan'dan Kosova'ya hoşgörü çağrısıSerbian minister calls for tolerance in Kosovo
Çoğunluğu Müslüman fakat laik bir ülke olan Türkiye dini hoşgörüsüyle gurur duyuyor.A majority Muslim but secular country, Turkey prides itself on religious tolerance.
Ülkenin, azınlık hakları ve hoşgörünün korunması konusundaki karnesi iyi olarak değerlendiriliyor.It is seen as having a good track record in respecting minority rights and promoting tolerance.
Forumla birlikte, Barış ve Hoşgörü başlıklı bir de resim sergisi düzenlendi.An art exhibition, Peace and Tolerance, was held in conjunction with the forum.
Annan, aşırılığa hoşgörü gösterilmemesi ve şiddetin ödüllendirilmemesi gerektiğini de vurguladı.Extremism must not be tolerated, he stressed, and violence will not be rewarded.
Annan Kosova'da Hoşgörü Çağrısı Yaparken, Yugoslavya'nın Reform Çabalarını ÖvdüAnnan Calls for Tolerance in Kosovo, Hails Yugoslavia's Reform Efforts
Şimdilik iki tarafın da açıklamaları alışılmamış bir hoşgörü ve işbirliği niyeti tablosu sergiliyor.For now, statements by both sides indicate exceptional tolerance and readiness for co-operation.
Prizren'de dini hoşgörü sembolü olarak bir kilise ve cami.Church and Mosque in Prizren, symbol of religious tolerance.
Müslüman halk, ele geçirilen bölgelerin Yahudilerine ve Hıristiyanlarına karşı hoşgörülü idi.The Muslim people were tolerant of the Jews and Christians of captured regions.
Düalizme hoşgörü, farklı Hristiyan gelenekleri arasında geniş bir aralıktadır.The tolerance of dualism ranges widely among the different Christian traditions.
2012 yılı, kadın sünnetinin hoşgörüsüzlüğüne yönelik aktivizm açısından önemliydi.The year 2012 was significant for activism towards intolerance of FGM.
Aynı zamanda hoşgörü, erkek cinselliği, iyi şanslar ve hikaye anlatımı ile ilişkilendirilebilir.He also can be associated with indulgence, male sexuality, good luck and story-telling.
Hafız Esad'ın cumhurbaşkanlığı döneminde partiye giderek daha fazla hoşgörü gösterildi.During Hafez al-Assad's presidency, the party was increasingly tolerated.
Savaşın ortaya çıkması nedeniyle toplum LGBT bireylere karşı daha hoşgörülü hale geldi.Due to the emergence of the war, society has become more tolerant of LGBT people.
İyi ve hoşgörülü davrandığı birçok dinden alimleri Bağdat'ta topladı.Al-Ma'mun made preparations for a major campaign, but died while leading an expedition in Sardis.
Şiilere karşı hoşgörülüydü ama Emevi cemaatine karşı o kadar adil değildi.He was tolerant towards Shi'i, but toward the Umayyad community he was not so just.
Partinin temel değerleri demokrasi, hoşgörü ve saygıdır.The party's core values are democracy, tolerance and respect.
Šimunić, "herhangi bir hoşgörüsüzlük veya bağnazlık biçimini" desteklemediğini söyledi. [4] [5]Šimunić denied supporting "any form of intolerance or bigotry."[26][27]
Sevgi ve hoşgörü en önemli şeydir!Liebe und Toleranz sind das Wichtigste!
Hoşgörü zekanın sadakasıdır.Toleranz ist die Nächstenliebe der Intelligenz.
Dikenli Köyü halkı; içten, samimi, hoşgörülü ve hazırcevaptır.Zur Gemeinde gehören die Ortsteile Kaliß, Neu Kaliß, Heiddorf und Raddenfort.
Daha hoşgörülü oldu.Man war da sehr tolerant.
Birbirlerini överek hoşgörü örneğiyle deyişmeyi bitirirler.Sie verzeihen sich gegenseitig ihre boshaften Äußerungen.
Onlara da aynı hoşgörü gösteriliyordu.Er zeigte sich geständig.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Sie gilt als tolerant gegenüber Luftverschmutzung.
Dinlere karşı da hoşgörülüydü kendisi.Gegenüber den Protestanten war er tolerant.
Çocuklara karşı hoşgörülüdür.Verhaltensauffälligkeiten bei Kindern.
Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır.Ringelnattern sind tagaktive Tiere.
Diğer dinlere büyük bir hoşgörü gösterildiği görülmektedir.Anderen Glaubensrichtungen steht er jedoch tolerant gegenüber.
Özgür, hoşgörülü bir ortamda büyüdü.Er wuchs in einem traditionellen, christlichen Umfeld auf.
Biraz hoşgörü yoksun ve sert karakterli orta yaşlı bir kadındır.Sie ist eine aufgeschlossene, redselige und engagierte Frau mittleren Alters.
Çocuklara karşı çok hoşgörülü bir köpektir.C'est un chien patient avec les enfants.
Farklı dini grupların arasındaki ilişkiler genellikle hoşgörülüdür.Les relations avec les autres communautés étaient en général pacifiques.
Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır.Il laisse le gouvernement aux mains d'un juge strict, Angelo.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Les oligochètes sont tolérantes à la pollution.
Jacques, hoşgörülü ve yakışıklı bir eğitmen olduğunu gösterir -her şekilde Homer'ın zıttıdır.Elle découvre alors en Jacques un homme charmant et sentimental, tout le contraire de ce qu'est Homer.
Bu dönemden sonraki mütevali halifeler Hristiyanlığı hoşgörüp, Ermenilere büyük oranda özerklik vermiştir.Dès lors, les califes successifs tolèrent le christianisme et offrent une large autonomie aux Arméniens.
Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır.Les Encephalartos sont des espèces dioïques.
Daha hoşgörülü oldu.On fut ensuite plus tolérant.
Tasavvufta Mevlana hoşgörüye örnektir.La vie à Saucissonville est bien amusante.
Diğer dinlere karşı hoşgörüsüzlüğü bu dönemde başlamıştı.Mais toute l'intolérance qui la dévorait auparavant se tourne désormais vers les autres peuples.
Fakat muhafazakâr çevreler tarafından hoşgörü ile karşılanmıyordu.Ils furent, cependant, aidés par le gaspillage insouciant de l'Homme.
Toplumda Hoşgörü hakim olmalıdır.La justice dans la société.
Aynı zamanda hoşgörüsü ile bilinirdi.Il est aussi connu pour sa patience.
Birleştikleri ortak görüşlerden ikisi deizm ve hoşgörüdür.Les deux rivaux se portent pourtant un respect et une admiration mutuelle.
Bana hoşgörü göster.Sé indulgente conmigo.
Çocuklara karşı hoşgörülüdür.Son tolerantes con los niños.
Theodosius hanedanının diğer imparatorlarından farklı olarak tüm Hıristiyan mezheplerine hoşgörü göstermiştir.En contra de los emperadores teodosianos, toleró todas las sectas cristianas.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Es tolerante a sequía.
CİHATLI mahallesinin sakinleri hoşgörülü ve saygılıdır.El uso del bosque como lugar de celebración es tranquilo y respetuoso.
İnsanlar arasındaki sevgi, saygı ve hoşgörü herkese örnek olacak niteliktedir.Mostrarán cuan activo y eficaz es el amor al prójimo.
Aynı zamanda hoşgörüsü ile bilinirdi.También sería seguro pasivamente.
Gey topluluğuna gösterilen hoşgörüsüzlüğü reddediyorum."«Reseña del vértice geodésico de Peña Mira».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod