Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.A doceniając złożoność, stają się bardziej tolerancyjni, a tolerancja prowadzi do nadziei.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Dan dengan menghargai kompleksitas mereka menjadi lebih toleran dan toleransi membawa harapan.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Door het waarderen van de complexiteit, worden ze meer tolerant, en tolerantie leidt tot hoop.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.En prenant compte de cette complexité, ils deviennent plus tolérants, et la tolérance mène à l'espoir.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Imparando ad apprezzare la complessità, diventano più tolleranti e la tolleranza li conduce alla speranza.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Khi đã tôn trọng sự đa dạng, bọn trẻ trở nên dễ cảm thông hơn, sự cảm thông dẫn đến niềm hi vọng.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Şi apreciindu-i complexitatea, ei devin mai toleranţi, iar toleranţa conduce spre speranţă.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Und indem sie Komplexität verstehen, werden sie toleranter, und Toleranz führt zu Hoffnung.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Y al apreciar la complejidad, se vuelven más tolerantes, y la tolerancia conduce a la esperanza.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.Благодаря пониманию этой сложности они становятся более терпимыми, а терпимость вселяет надежду.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.И оценяйки сложността, те стават по-толерантни, а толерантността води надежда.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.ועל ידי הערכה של המורכבות, הם נעשים יותר סובלניים,
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.وبتقدير التشابك يمكن للفرد ان يصبح اكثر اتزانا ..
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar.彼らは より寛容になり 寛容さは希望へとつながります
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Du har været så egenrådig, din skiderik!
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Du har varit så självsvåldig, din jävel.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Has hecho lo que te ha venido en gana, cabrón.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Lubiłeś sobie dogadzać, draniu.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Olet ollut kovin omahyväinen.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Sei stato troppo condiscendente con te stesso, bastardo.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Tens sido tão complacente, seu sacana.
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Φάνηκες πολύ εγωκεντρικός, κάθαρμα!
Kendine karşı çok hoşgörülüsün, adi herif.Ты потакал своим прихотям, негодяй.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Cine ar fi crezut ca acea manie, ura, invidie, egoism si intoleranta, vor fi parti ale diagnosticului.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Hát ki ismeri a dühöt, gyűlöletet, féltékenységet, egoizmust, intoleranciát, ami a diagnózis része.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Kdo by tušil, že hněv, nenávist, závist, egoismus a nesnášenlivost budou součástí diagnózy.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Kto chciałby wiedzieć, że gniew, nienawiść, zazdrość, egoizm i nietolerancja są częścią diagnozy.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Кто бы знал, что гнев, ненависть, зависть, эгоизм, и нетерпимость будет частью диагноза.
Makine artık otomatik olarak kontrol eder Sonraki aracın Ekle boyutu hoşgörü içinde olduğunula machine maintenant vérifie automatiquement que l'outil suivant insérer est dans la tolérance de taille
Muhteşem bir geleceği, umudu ve hoşgörüyü hep beraber kutlayalım.축하하기 위하여 우리의 협소한 이기심을 포기하도록 합시다.
Muhteşem bir geleceği, umudu ve hoşgörüyü hep beraber kutlayalım.ועל מנת לחגוג עם האנשים באזור זה עתיד גדול ותקווה וסובלנות.
Muhteşem bir geleceği, umudu ve hoşgörüyü hep beraber kutlayalım.ولكي نحتفل مع شعوب تلك المنطقة بمستقبل رائع وبالأمل والتسامح،
Muhteşem bir geleceği, umudu ve hoşgörüyü hep beraber kutlayalım.寛容な社会の幕開けを 祝おうではありませんか その未来はもう到来しました
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Ako si predstavujeme veľkolepú a tolerantnú budúcnosť v mieri?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Bagaimana kami membayangkan masa depan yang indah dan damai dan toleran?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Cum ne putem imagina un viitor care este măreţ, paşnic şi tolerant?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""Jak si představujeme budoucnost, která je velkolepá a nenásilná a svobodomyslná?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"느낌을 확인하고 재발견하려고 노력하는 다른 많은 국가들이 있습니다.
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?""איך אנחנו מדמיינים עתיד שהוא נפלא ושלו וסובלני?"
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"إزاء كيف يمكنُنا أن نتصور مستقبلا رائعا وھادئا ومتسامحا.
"Nasıl harikulade, barışçıl ve hoşgörülü bir gelecek hayal ederiz?"姿が見られます ここで申し上げたいのは
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Diga lo que diga lo tomaréis con una ironía tolerante... ...así que es mejor que no diga nada.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Meine lieben Jungs, was immer ich euch sage, stößt bei euch auf Ironie. - Also sage ich nichts.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Meine lieben Jungs, was immer ich euch sage, stößt bei euch auf Ironie. - Also sage ich nichts.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.- Niin, mitä? Poikakullat, suhtautuisitte mielipiteeseeni ironialla - joten vaikenen.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Ni skulle möta min åsikt med ironi vad jag än råkade säga.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Orice aº spune ar fi întâmpinat cu ironie, aºa cã nu zic nimic.
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Vous m'écouteriez avec une indulgente ironie, c'est pourquoi je me tais.
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiCô ấy mỉm cười mãn nguyện, và như một hình phạt, cô ấy nói,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiDia tersenyum manja dan sebagai hukuman, dia berkata,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiElle m'a souri avec indulgence, et pour me punir, elle a dit,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiElnézően rámmosolygott, és büntetésként, azt mondta:
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi ki그녀는 사람 좋은 미소를 저한테 짓고 벌로써 그녀가 이렇게 말했습니다.
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiMi-a zâmbit indulgent și, drept pedeapsă, mi-a spus,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiMi ha fatto un sorriso condiscendente e come punizione, mi ha detto,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiSie hat mich nachsichtig angelächelt und zur Strafe sagte sie:
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi ki(Śmiech) Uśmiechnęła się pobłażliwie i za karę powiedziała:
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiY con una sonrisa indulgente, a modo de castigo, me dijo:
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiΜου πρόσφερε ένα ανεκτικό χαμόγελο και σαν τιμωρία είπε,
Netra bana hoşgorülü şekilde gülümsedi ve ceza olarak dedi kiВона відповіла мені поблажливою посмішкою, і, задля покарання, сказала: